10.08.2021, 04:20

Çakmak yaksalar haberimiz oluyor

Ormanlardan sorumlu bakan Pakdemirli, yangın alanları genişlediği sıralarda (on gün önce) aynen başlıktaki sözü söyledi. Ardından AKP’li Gündoğmuş Belediye Başkanı Mehmet Özeren “çok eski evi olanlar keşke bizim de evimiz yansaydı diyecekler” dedi. Aynı gün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “milletimiz cömerttir” diyerek yardım hesabı açılacağını duyurdu. Yine aynı günlerde Marmaris’te adeta seçim propagandası niteliğinde bir konvoy yapan Sayın Cumhurbaşkanı, vatandaşa otobüs üstünden çay paketi dağıttı. Yetmedi, RTÜK bir yangın genelgesi yayınlayarak “ yanan yerleri değil, sönen yerleri gösterin” talimatını verdi. Böylece aklın ve bilimin yerine filin tarifi konuldu. Bereket ki Zücaciyeci henüz yangın yerinden gelmemişti.

Otoritelerin söylediğine göre 620 bin dekar orman yok olmuştur. Yok etmekte bu iktidar

mahirdir. Refik Saydam, Hıfzıssıhha Enstitüsü’nü yok edip aşı ihraç ederken aşı ithal etmemize neden olmuştur. Sadece o da değil, 2011 yılında Devlet Planlama Teşkilatı’nı da yok etmiştir. En son da (bilinen) Türk Hava Kurumu’nu yok etmiştir. Ve bizi orman yangınlarında bile başka ülkelerden yardım almaya mecbur etmiştir. Biliyor musunuz ki THK’nın eski genel başkanı Erdoğan Karakuş: “ben 100 trilyon borçla THK’yı devraldım. Kayyuma 30 trilyon para devrettim. Ayrıca 20 trilyonluk yatırım yaptım” demişti. Demek istiyorum ki Atatürk’ün kurumları doğru yönetilseydi bu felaketler başımıza gelmezdi ve bu yangınlar da olmazdı. Çünkü topluma bilim egemen olurdu.

Bir de şu konuyu bilgilerinize sunmak istiyorum. İktidar ve onun taraftarları, zaman zaman yangın söndürme konusunda yerel yönetimleri sorumlu tutmaya çalışıyorlar. Oysa orman yasasının ilgili maddeleri “orman idaresi, orman yangınlarını önlemek ve söndürmek maksadıyla her türlü hizmeti yapar ve yaptırır. Orman sayılan alanlar dışındaki yangınlarda, ormana sirayet etme riski bulunan kırsal alan yangınlarının söndürülmesine imkânlar ölçüsünde katkı sağlanır. Geçmişte, belediyeleri güçlendirmek için epey uğraş vermiş bir kişi olarak öyle durumlarla karşılaşmışızdır ki, okul bahçesine yapmış olduğumuz asfalttan dahi “bu senin işin değil” diye yargılanmıştım. Bu ve benzer olayları yaşayan birisi olarak belediyeleri güçlendirmek yerine, belediyelerin var olan yetkilerini ellerinden almış bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız. 3215 belediye varken şimdi bu sayı 1400’e inmiştir. Oysa 555 bin kilometre kare olan Fransa, 36 bin belediyeye sahiptir. Ve bu nedenle de ileri demokrasinin hemen tüm kuralları uygulanmaktadır. Ama bizde tek adama bağlı bir rejimin egemen olması nedeniyle, rahmetli Erdal İnönü’nün söylediği gibi “yarım cumhuriyet, çeyrek demokrasi” vardır. Bu olumsuzlukları aşarsak ve yerleşik kurumları liyakat esasına göre yönetirsek, o zaman “eski Türkiye yeni Türkiye” söylemleri yerini “laik demokratik Türkiye’ye” bırakır ve insanlarımız daha adil, daha müreffeh bir yaşamın gönenci ile ülkelerini severek yaşamayı ve gelecek kuşakları yaşatmayı seçerler. Şimdiki gibi umudunu kesmiş ve yurtdışına gitmek isteyen gençlik yerine kendi ülkesinin kalkınmasını, kişi başına düşen geliri arttırmaya yönelik girişimlerini canla başla yapma hevesine kapılırlar.

Böylece çağdaş, laik, Atatürk ilke ve devrimlerini rehber edinmiş bir neslin iktidarıyla ülkemiz refaha kavuşur.

Yorumlar