Can korkusu mülk derdini aştı

Pandemi ve afetler poliçeye ilgiyi artırdı

Gündem 24.09.2021 - 01:00 24.09.2021 - 08:18

Koronavirüs salgını ile son yıllarda sıkça yaşanan deprem, yangın ve sel gibi doğal afetler, sevdiklerini ve mallarını korumak isteyen vatandaşların sigorta poliçelerine olan ilgisini artırdı

Pandemi, deprem, sel, yangın ve diğer doğal afetler insanları kendilerini korumaya yönelik tedbirleri almaya yöneltti. Bu tedbirlerin başında ise bireysel sigortalar geliyor. Kendini, sevdiklerini ve mallarını korumak isteyen vatandaşların sigorta poliçelerine karşı ilgisi artarken diğer yandan ise zorunlu olan ve karşı tarafı koruyan poliçelerde ise düşüşler gözleniyor. Ege Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ersoy Kocamanoğlu, “Pandemi ülkemizde her sektörü etkilediği gibi bizim sektörü de etkiledi. Bu süreçte sektörümüzde çalışma şekilleri ile birlikte satın alma şekilleri de değişti. Tabi bu sektör içinde bir evrilmeye doğru yol almaya başladı. Kapanmalar ile birlikte bazı sektörlerin bu süreçte iş yapma olanağına sahip olmaması nedeniyle sigorta poliçelerinde bazı tasarruflara gittiklerini gördük. Bu süreçte poliçelerde ötelemelerde oldu. Bu gelişmeler sonrasında sigorta sektörü de ileriye dönük baktığımızda kendi içinde bazı tedbirler aldı. Sigorta şirketleri, 12 ay olan süreleri sigortalıların lehine olacak şekilde uzattıklarını gördük. Pandemi nedeniyle oluşan ekonomik kayıpları en aza indirgeyip sigortalının lehine kararlar aldılar. Bu dönemde sadece pandemi değil deprem, sel ve yangın gibi çeşitli doğal afetleri de yaşadık” ifadelerini kullandı.

“GERÇEKLERLE YÜZLEŞMELİYİZ”

Ersoy Kocamanoğlu, “Uzmanların her fırsatta söylediği küresel ısınmaya bağlı olarak değişen iklim koşullarının getirdiği risklerle çok sık karşılaşacağız. Orman yangınları, seller ve diğer yandan İzmir’in bir gerçeği olan 1’inci derecede deprem kuşağında olması sebebiyle deprem gibi bu tip afetler hayatımızın bir gerçeğidir. İzmir’de yakın zamanda deprem ve sel gibi felaketleri yaşadık. Yazın belli ilçelerimiz de orman yangınları oldu. Bunlar bir kere mahsus olan şeyler değil maalesef gönül ister ki bu tip olaylar tekrar yaşanmasın ama gerçekleri de görmezden gelemeyiz. Önemli olan biz bu gerçekler ile ne kadar yüzleştik ve bu gerçekleri ne kadar kabul ettik. Bizlerin bu gerçekler ile yaşamamız ve ona göre tedbir almamız gerektiğini gösteriyor” dedi.

“AİLE BÜTÇESİNE DAHİL EDİLMELİ”

İzmir özeline bakacak olursak deprem ve sel felaketlerinden sonra çok ciddi poliçe artışları olduğunu belirten Kocamanoğlu, “Bilinçli sigorta alma alışkanlığının dışında riske dayalı ya da o gün ki konjektöre bağlı olarak refleks ile poliçeler yapılmaya başladı. Bu artışlara biz refleks artışı diyoruz. Tüketicilerin bir korku ve panikten ziyade aile bütçesini yaparken muhakkak sigorta poliçelerini bu bütçede yerini almalıdır. Vatandaşlarımızın sigorta poliçeleri alırken aslında risklere karşı teminat satın almış oluyorlar. Eğer bir afet veya başka bir durum sonrası kaybettiği şeyi tekrar yerine koyamayacak güçte ki vatandaşlarımızın bu poliçeleri alması gerekiyor. Eğer zenginseniz ve olası bir kayıp sonrası teminata ihtiyaç duymadan o şeyi tekrar yerine koyabiliyorsanız sorun yok. Fakat elinizde ki mal varlığınız kısıtlı ise ve yerine koymakta zorlanacaksanız kesinlikle sigorta yaptırılmalıdır” diye konuştu.

İZMİR, ORTALAMANIN ÜZERİNDE

Ersoy Kocamanoğlu, “İzmir’de genel anlamda sigortalanma oranı yüzde 63 ile Türkiye ortalamasının üzerinde seyretmektedir. Özellikle yaşanan afetler sonrasında bu sayıda ciddi bir artışa neden oldu. Bu sayı Türkiye ortalamasının üzerinde dahi olsa diğer bir yandan geriye kalan yüzde 37 dilimde kalan kesimin hala sigortasız olarak görülmektedir” dedi.

5 ARAÇTAN 1’İ SİGORTASIZ

Diğer yandan Zorunlu Trafik Sigortası’nda ise bir düşüş olduğunu belirten Ersoy Kocamanoğlu, “Zorunlu olan sigortaları yaptırmayan kişi sayısı ise her geçen gün artmaktadır. İzmir trafiğinde bulunan araçların yüzde 22’si sigortasız olarak dolaşmaktadır. Araç sayısına baktığımızda yüzde 22’lik bir oran çok ciddi ve tehlike arz etmektedir. Zorunlu Trafik Sigortası’nın özelliği karşı tarafı koruyan ve teminat altına alan sigortalardır. Bu sigorta çok önemli çünkü sizin kusurlu olmanız halinde karşı tarafın maddi ve bedeni hasarları karşılıyor. Kendiniz ile ilgili bir tasarrufta bulunmayabilirsiniz ama karşı taraf ile ilgili böyle bir tasarruf yoluna gidilmemesi gerekir” sözlerini kullandı.

SEKTÖRDEN TÜKETİCİYE BÜYÜK JEST

Kocamanoğlu, “Pandemi ile birlikte sağlık poliçelerinde çok ciddi bir artış oldu. Sigorta sektörünün almış olduğu karar ile Kovid -19’da bu poliçelerin içine eklendi. Aslında bu sektörün tüketicilere çok büyük bir jesti oldu. Sağlık ile ilgili medikalde enflasyon çok yüksek. Bu çok ciddi bir maddi gücün altına sokmak anlamına gelmektedir. Sadece devletin kaynakları ile olmayacağını gördük. Özel sektöründe bu anlamda aldığı karar vatandaşa çok büyük bir desteğinin göstergesidir” dedi.

Ev ve araba yerini sağlığa bıraktı

Uslu Sigorta sahibi Ayşe Nazlı Uslu, “Türkiye’de vatandaşların bireysel sigorta önceliğine bakınca ilk sıralarda ev ve araba sigortaları gelmekteydi. Salgınla beraber şu an da sağlık poliçelerinde de çok ciddi bir artış görünmekte. Tabi bu süreçte insanların öncelikleri değişmeye başladı. Vatandaşların önceliğini özel sağlık sigortaları oluyor veya bütçesine göre tamamlayacı sağlık sigortalarını da tercih edebiliyorlar. İnsanlarda ilk başlarda poliçeler konusunda biraz kafa karışıkları oldu. Bize gelen vatandaşlarımızı onlara en uygun ve ihtiyaçları konusunda ki poliçelere yönlendirdik. Çok kısa bir sürede de bu kafa karışıklığı ortadan kalktı. Biz de acaba bu geçici bir durum mu diye düşünüyorduk ama 2 yıldır sağlık poliçelerinin düzenli olarak artışta olduğunu söyleyebiliriz. Zaten sayıları baktığımız zamanda pandemi öncesine göre yaklaşık 6 katlık bir artıştan söz edebiliriz. İnsanların sağlıkları her şeyden daha değerlidir. Bu nedenle de vatandaşlarımızın kendileri ve ailelerini koruyan bir sigorta poliçe edinmesinde fayda olduğunu düşünüyorum” dedi.

Ödediğim primden

fazlasını geri aldım

Dudu Karabulut, “İlk özel sigortam diyebileceğim ev kredisi kullandığım zaman bankanın ev ve evde ki eşyaları korumak ve teminat altına alması için mecbur tuttuğu konut sigortası olmuştu. Banka kredilerini ödediğim yıllar içinde otomatik olarak bu poliçe her yıl kendini yenileniyordu. İlk yıllarda bu poliçeye ayrılan ücretleri gereksiz olarak görüyordum. Poliçemin 4’üncü yılınca tesisatta ki bir çatlak nedeniyle evimi su basmıştı. Daha sonra apartmanın en üst katında oturduğum için çatıdan tavana sızıntılar oldu. Bunlar gerçekten büyük sorunlardı benim için o anda direkt karşılayabileceğim masraflar değildi. Sigorta poliçesi sayesinde bu zararlarım şirket tarafından karşılandı. Tabi bu süreçlerde çilingir hizmeti ve pencere camı kırılması gibi durumlarda yaşadık. 7 yılda ödediğim primlerin toplamını düşünürsek yaşadığımın tek bir sıkıntıyı bile karşılamıyordu. Bu nedenle bankaya kredi borcum bitti ve konut poliçesine devam etme zorunluluğum olmamasına rağmen ben devam ettiriyorum. Bundan sonra da bu şekilde devam etmeyi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Yorumlar