Cevher Grup geleceğin arabalarına göz kırpıyor

Cevher Grubu İcra ve Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Özyavuz, “Şampiyonlar Ligi'nde oynamak için yeni model jantlar, elektrikli arabalara uyum sağlayacak yeni yazılımlar geliştirdik” diyor

Ekonomi 21.06.2021 - 17:16 22.06.2021 - 12:57

Tatar bir annenin ve Selanik göçmeni bir babanın çocuğu olan Cevher Grubu İcra ve Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Özyavuz tam bir İzmir aşığı, Gevrek & Ginger markası ve gastronomi ciddi anlamda hobisi olmuş durumda. Özyavuz, önümüzdeki yıllarda tüm dünyanın elektrikli araç kullanıma geçeceğini ve çevreye duyarlılığının ön planda olacağını söylüyor. Sektörün öncü isimlerinden Haluk Özyavuz ile otomotiv sektörünün dününü ve bugününü konuştuk.

Aslında hem dünyada hem de Türkiye’de çok tanınan bir isimsin. Yine de biraz kendinden bahseder misin?
Tatar bir annenin, Selanik göçmeni olan bir babanın çocuğuyum. 1953 senesinden beri İzmirliyiz. Babam çok kıskanç olduğu için annemi hamileyken İzmir’den Bursa’ya babaannemin evine götürüyor ve doğumum orada oluyor. Sonra tekrar İzmir’e geliyoruz. Dolayısıyla bu yaşa kadar İzmirliyim, İzmir tutkunuyum. Bütün dünyada pandemiden önce iş arkadaşlarım beni İzmir’in kültür elçisi olarak tanırdı, nerelisin diye sorduklarında İzmirliyim derdim. Dolayısıyla büyük bir İzmir tutkunuyum.

Cevher Grubu’nun kuruluşu ve yatırımlarından biraz bahseder misin?
İlk olarak babam Kemeraltı Hisarönü’nde ufak bir atölye açıyor. Demir olmayan madenlerin döküm işini yapıyor. Daha sonra iş gelişiyor. 60'ların sonlarına doğru Türkiye’de otomotiv sanayi gelişmeye başladığı için biz de alüminyum dökümleri otomotive uyarlamaya başladık. Aslında biz 70’lerin başında ihracata başladık. Türkiye’de ilk defa bu aliminyum döküm parçalarda ihracatı biz gerçekleştirdik. Geçmişimizde çok fazla aliminyum komponent var. Son olarak jantta karar kıldık. Şampiyonlar Ligi'nde oynamak için değişik yeni model jantlar, elektrikli arabalara uyum sağlayacak, dijitale dönüşüm, dijitalleşme, yeni yazılımlar geliştirdik. Bunun haricinde tekrar yeni yapılacak arabalara, elektrikli arabalara bunlardan öncelikli hibrit sonra elektrikli sonra da hidrojenle çalışacak arabalar olarak planlıyoruz. Daha doğrusu dünya böyle planlıyor. Muhtemelen elektrikli arabalardan sonra hidrojen arabası hidrojen gazını elektriğe çevirecek, o da bir elektrikli araç. Onların ilk önce akülü sonra hidrojen gazlı olacak arabaların şasilerini yürüme aksamlarını yapıyoruz.

Araçlarda çevre duyarlılığı önem kazandı. İnsanlar bundan sonra ne tür araçlar tercih edecek?
Hidrojen gazlı araç çevreye en fazla duyarlı olan araç olacak. Çünkü elektriklinin de üzerinde çalışılıyor ama akü sistemi çevreye çok zararlı bir şey. Dolayısıyla onu elemine etmeye çalışıyorlar. Elektrikliden çıkan egzoz gazından, hoş ona da çok filtrasyon geldi artık. Şu egzoz gazı gerek uçakta gerek ağır vasıtada hava kirletmenin en etken majör etkilerini gösterir. Elektrikli daha çok tercih ediliyor şu anda. Gelecek 5-10 sene içinde hibrit daha ağırlıklı olarak domine edilecek. Sonra herkes elektrikli araca geçecek. Avrupa’nın oyuncağı olan bu dizel arabalar da artık tarihe karışıyor. Bence artık onlarla da oynadılar artık bu oyuncakların kalkacağını düşünüyorum.

Pandemi sürecinden olumsuz etkilenmemek için neler yaptınız?
Biz zaten pandemi öncesi yatırım yapmıştık. Bugün küçük işletmelerde bin kişiye kadar çalışan işletmelerde çeviklik, dinamizm, risk yönetimi, çabuk ve doğru karar alabilme sizi daha ileriye atıyor. Dolayısıyla bizde çok hızlı yönetim ve karar alma mekanizması var. Bugüne kadar geçmişimize de baktığında Cevher Grubu'nun Avrupa firmalarından aldığı ödüller kriz yönetimi ile ilgiliydi. Dolayısıyla kriz yönetimini iyi götürdük.

Otomotiv sektöründeki genel durumu nasıl değerlendiriyorsun?
Beraber çalıştığımız tedarikçi firmalar şanslı. Çok sayıda araba satıyorlar dolayısıyla bizden talepleri var, fazla mal almak istiyorlar. Avrupa’da Green Agrement (Yeşil Mutabakat) önem kazandı. Dolayısıyla yeşil mutabakata üye olmazsan o sertifikayı, programı almadığın takdirde ne kadar iyi çalışsan da tercih edilmiyorsun. Artık her şeyin çevreye duyarlı olması lazım.

Çocukluğundan beri gastronomiye ilgin var mıydı?
Ne varsa aileden geliyor Peyvend, Girit tarafı karımdan, Selanik annemden, e Tatarlık da var daha ne olsun. Ortaya karışık bir şey işte. Babam yemeğe çok düşkün bir insandı, babam beni Almanya’da bir profesöre eti senin kemiği benim diye önüne attı. Almanya’dan gelmedim hoşuma da gitti, şimdi orada okurken de Avrupa’da değerlendirme denetleme sistemi var, Michelan o zamanlar çok pahalı, çocuğuz, çok da az var, haftada bir defa ya Cuma ya Cumartesi paramızı biriktirip oraya yemeğe giderdik. 74’de gittim ben Almanya’ya. O sırada bizim peder iyi bir yatırım yapıyor, işle ilgili karar veriyor ben Avrupa’ya mal vereceğim, Özellikle İtalya’dan alıyorduk teçhizatlarımızı, hangi şirketin satınalma başkanı varsa bizi yemeğe götürür onlarla yeni bir şeyler öğrenirdim. Müthiş restoranlara giderdik. Babamlardan ve çevresinden o kadar çok şey öğrendim ki; günün birinde ben de böyle olmak istiyorum dedim.

Gevrek & Ginger
Gevrek sadece İzmir’de kullanılan bir söz, İzmir tutkusundan bunu tercih ettim. Ginger da biliyorsunuz Uzak Doğu’da zencefil demek, ayrıca Uzak Doğu aşığıyım da.

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@