CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında seyyar satıcılar ve günübirlik işlerde çalışanların sorunlarını dile getirdi. Basın toplantısına, İzmir Seyyar Esnaf ve Sanatkarlar Meclisi Başkanı Evren Laçin de katıldı.

Beko toplantıda şu konuları dile getirdi:

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde hayatlarını çalışarak kazanan küçük esnaf, seyyar satıcılar, düzensiz ve günübirlik işlerde çalışanlar;

Tüm dünyayı saran ve yayılma hızı ülkemizde de her gün devam eden korona virüs salgını nedeniyle zor durumda kaldılar.

Pandemi nedeniyle alınan tedbirlerin haklı olduğu açıktır ancak bu kararlar pek çok sektörü bitirip bu sektörlerde çalışan milyonlarca emekçiyi evlerine ekmek alamaz duruma düşürdü.

Devletin özellikle koruması gereken en korumasız güvencesiz kesimlerin başında gelen seyyar satıcılar, çiçekçiler, müzisyenler, midyeciler, simitçiler, kestaneciler, pamuk şekerciler, mısırcılar, bozacılar, ayakkabı boyacıları, oyuncak satanlar, yiyecek satanlar, sepetçiler yani düzensiz ve günübirlik çalışan 6 milyon vatandaşımız maalesef bu dönemde gelirini kaybetti.

CHP'li Kani Beko seyyar satıcıların sorunlarına değindi-yenigun

Bugün her 4 emekliden 1’i ve her 10 öğrenciden 1’i seyyar satıcılık yaparak geçiniyor.

Seyyar esnaflar küçük çiftçinin ürününü tüccardan daha yüksek fiyata tarladan alıp, daha az kar marjıyla vatandaşa satıyor.

Değerli basın mensupları;

Seyyar satıcılar gerçeği önümüzde duruyor ve bu konunun hassasiyetinin farkındayız. Esnafımız da seyyar satıcılarımız da bizim için önemli. Yani diyoruz ki; hem esnaf hem de seyyar satıcılar korunmalı.

Sizin de bildiğiniz üzere, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu konuya çok önem vermekteyiz. Hatırlanacağı üzere Sayın Genel Başkanımız TBMM CHP Grup Toplantısında yaptığı konuşmada esnaf için 17 maddelik çözüm önerisi açıklamıştı.

Aynı şekilde Cumhuriyet Halk Partisi olarak seyyar satıcıların da sorunlarına ve çözüm önerilerine dair çalışmalarımızı yürütüyoruz ve ilk fırsatta da bunları hayata geçireceğiz.

Unutulmasın ki; seyyar satıcılar ve günübirlik çalışanların da insan olmaktan kaynaklanan temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir işi ve geliri olmalıdır. 

Seyyar satıcılar da diğer esnaf ve işçiler gibi yasal statüye kavuşturulmalıdır. Yasal statüye kavuşan her seyyar tezgahı bir aileyi kurtarır. Çünkü seyyar esnafı aileleriyle birlikte çalışıyor.

Esnafların dükkanlarını engellemeden muhtelif yerlerde sabit seyyar tezgahı olursa, bu yurttaşlarımız vergi verecekler, sigortaları ödenecek, emekli olma ve hastanelerde bakılma şansları olacak.

Seyyar satıcılar;

“Bizler devletimize vergi vermek istiyoruz; bunun için kayıtlı hale gelmemiz şart. Belediyelerin önderliğinde kurulacak komisyonlar aracılığıyla kentin belirli noktalarında seyyar satış noktaları oluşturulabilir. Bu noktalarda kayıtlı olan satıcılara alan tahsis edilebilir. Bu alanlar için belediyeye işgal bedeli ödeyelim, belediye de bizleri hijyen ve diğer konularda denetlesin” diyorlar.

 

Yine bu alanlarda belediyelerin tasarlayıp imal edeceği seyyar araçlar kullanılabilir ve bu tek tip araçlar sayesinde kent estetiğine de katkı sunabileceklerini belirtiyorlar. Böylece görüntü kirliliği de engellenmiş olur. Bu konunun değerlendirilmesi ve yurtdışında örneklerini gördüğümüz şekilde düzenlenmesi gereklidir.

 

Amerika Birleşik Devletleri’nde, Kaliforniya Senatosu “Sokak Satıcılarının Geçim Kaynaklarının Korunması Kanunu” ile bu alanda bir düzenleme yapmıştır.

Bu kanunla seyyar satıcılığın yerel hükümetlerce düzenlenmesi için gereken şartlar belirlenmiştir.

Kanunun gerekçelerinden birkaç maddeyi sizlerin de dikkatine sunmak isterim;

1.      Seyyar satıcılık, düşük gelirli ve göçmen topluluklara önemli girişimcilik ve ekonomik gelişme fırsatları sunar.

2.      Seyyar satıcılık kültürel açıdan özgün gıda ve ticari ürünler gibi istenen ürünlere erişimi kolaylaştırır.

3.      Seyyar satıcılık, kamusal alanı dinamik ve güvenli kılar.

4.      Yerel yetkililerin seyyar satıcılığı desteklemesinin ve uygun şekilde düzenlemesinin teşvik edilmesi halkın güvenliğini ve refahını arttırır.

5.      Kanunun amacı girişimciliği teşvik etmek, göçmen ve düşük gelirli toplulukları desteklemektir.   

 

2019 yılında yürürlüğe giren bu kanunla Kaliforniya’da yerel yönetimlere seyyar satıcılarla ilgili düzenlemeleri kabul etmişler ve de mevcut düzenlemeleri bu kanuna uygun biçimde değiştirmişlerdir.

Dolayısıyla dünyadaki örneklerini de inceleyerek bu konuya dair ülkemizde de benzer bir düzenlemenin yapılması mümkündür.

Önemli bir diğer nokta ise; seyyar satıcılar ile günübirlik işlerde çalışan 7 milyona yakın yurttaşın 5 milyonu yaptırdığı gelir tespiti sonucu genel sağlık sigortası primini ne yazık ki ödeyemedi.

BAĞ-KUR ve GSS’li 5 milyona yakın kişi, GSS primini ödeyemediği için 31 Aralık tarihinden sonra devlet hastanelerinde kendileri ve 1. Derece yakınları tedavi olamayacaklardı, ancak geçen yıl bu uygulama 1 yıl için ertelendi. Şimdi bu sorun tekrar gündemimize gelecek.

1 milyon kişi yapılandırma için başvuru yapmıştı ancak 4 kez ertelenmesine rağmen bu kişiler GSS prim borçlanmasını ödeyemediler.

Pandemi ile birlikte oldukça zor durumda kalan bu yurttaşlarımız aylık 107 lira GSS prim borçlarını ne yazık ki ödeyemediler.

O nedenle; gelirleri olmadığı için ödeyemeyen tüm yurttaşların borçlarının mutlaka silinmesi gerekir.

Unutmayalım ki;

Bilhassa şehirlerde polisler ve zabıta arkasından koşarak tezgahına el koyduktan sonra seyyar satıcılar boynu bükük eve dönmesinler, onurlu bir yaşam sürmek seyyar satıcıların da hakkı!