Fadime ALTANHAN / YENİGÜNİzmir Büyükşehir Belediye  Başkanı Tunç Soyer'in "Başka Bir Tarım Mümkün" sloganıyla tarıma yönelik İzmir modelini oluşturduğunu söyleyen Kamil Okyay Sındır; "Büyükşehir Belediye eski Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun döneminde İzmir Tarım Modeli ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in ''Başka bir tarım mümkün'' sloganı ile yola çıktığı tarım modelleri ile yerel ve kırsal tarımda yerel yönetim etkin çalışmaları sürüyor. Yerel yönetimin halkıyla birlikte gerçekleştirdiği tarım politikaları Türkiye'ye örnek bir çalışma. Bu bağlamda gerek büyükbaş gerekse küçükbaşta gerçekleştirilen destekler devam ediyor" dedi. 

kamil okyay


Türkiye tarımının yönetilmesi noktasında asıl görevin Tarım ve Orman Bakanlığı'na ait olduğunu söyleyen Sındır, "Türkiye'de hem bitkisel hem de hayvansal üretimde üreticinin ekonomik düzeyi, üretimin yeterliliği, üretimde verim artışı, kalite artışı, ürün fiyatlarının ve girdi maliyetlerinin kontrol edilmesi, pazarlama sürecinin denetlenmesi, tüketicinin sağlıklı, yeterli miktarda, ucuz ve çeşitli gıda ile buluşabilmesinin sağlanması Tarım ve Orman Bakanlığı'nın tek görevi. Bakanlık bunu yapmak zorunda ancak, onlar bunu yapmayınca yerel yönetimler halkını, çiftçisini sahipsiz bırakacak değil. Büyükşehir Belediyesi de üreticinin ve çiftçisinin yanında olmak, kent ve kır halkının dayanışmasını sağlayarak ihtiyaç duyulan finansal kaynağı üreticiye sağlanması için elinden geleni yapıyor. Bu anlamda yem desteği, damızlık hayvan destekleri çok önemli" dedi.

ciftci2

130 MİLYON TON YEM İTHALATI
 
Tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin çok arttığını söyleyen Sındır, "Olması gereken belli bir yem ve süt kalitesi oranı vardır. Üreticinin bir litre süt ile bir buçuk kilogram yem alabilmesi gerekir. Ancak Tarım Bakanlığı bunu 1.3 kilogram olarak standart getirmeye çalışıyor. Bugün baktığımızda bir kilo süt ile ne yazık ki bir kilonun altında yem alınabiliyor. Son zamlar ve kurdaki değişiklikler nedeniyle bu oran daha da aşağıya indi. Bir kilo sütle bir kilo yem almak hayal oldu. Ne yazık ki yemde küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkta ithalata dayalı bir üretim var. Bu nedenle yerel yönetimin üreticiye yemi destekleme olarak vermesi üretici açısından büyük bir rahatlık sağlar" diye konuştu.


AK Parti'nin iktidar olduğu dönemde 130 milyon ton yem ithalatı yapıldığını belirten Sındır, "AKP iktidar olduğu günden bugüne yem ithalatına 58 milyar dolar ödeme yapmışız. 2019 yılında 13 milyon ton yem ithal edildi. Geçtiğimiz yıl 12.4 milyon ton yem ithalatına 5 milyar dolar ödendi. Bunlar hep rekor. Türkiye'de üretici, tarımda kötü bir yönetimin mağduru durumunda. Üreticiye sahip çıkmak hepimizin görevi. Ülkemizde süt yemi, besi piliç yemi, yumurtalık piliç yemi ve diğer tüm girdi kalemlerinde son dönemde yüzde 100'ün üzerinde bir artış söz konusu" ifadelerini kullandı. 

"78 MİLYAR YERİNE 25.8 MİLYAR"

Türkiye'de tarıma verilen desteklemeler hakkında bilgi veren Kamil Okyay Sındır, "2022 yılı bütçesinden tarımda desteklemelere ayrılan bütçe 25.8 milyar lira. Geçen sene 22-23 milyar liraydı. Oysa ki 2006 yılında çıkmış Tarım Kanunu'na göre tarıma verilen desteklemenin milli gelirin yüzde 1'inden az olamayacağını söyler. Yine hükümetin 2022-2024 yıllarını kapsayan orta vadeli programında gayri safi milli hasıla tahminlerine baktığımızda 2022 yılı için 7 trilyon 880 milyar lira milli gelir öngörülüyor. Bu milli hasılanın yüzde 1'i 78.8 milyar lira yapar. Yani normalde tarımsal desteklemeye aktarman gereken kaynak 78.8 milyar lira olması gerekiyor. Bu kanunun emrettiği en düşük bütçe. Üreticini, çiftçini daha çok düşünüyorsan kalkınmasını istiyorsan, Türkiye'nin kendine yeten tarım ürünlerinde ihraç eden bir ülke olmasını istiyorsan yüzde 1'in de üzerine çıkılabilir. Ancak bu durum söz konusu değil. Açıklanan tarım destek bütçesi 25.8 milyar lira" dedi. 

"DESTEĞİN ÜÇTE BİRİ VERİLİYOR"

Son dönemde hükümetin ve bakanlıkların cari değer üzerinden karşılaştırma yaptıklarını belirten Sındır, "Destekleri açıklarken örneğin 2002 yılında bu kadardı şimdi şu kadar oldu deyip cari değer üzerinden açıklama yapılıyor. Sanki memlekette sıfır enflasyon, sıfır faiz varmış, o günkü değer ve satın alma gücüyle şimdi aynıymış gibi karşılaştırma yapılıyor. Bu kez bakan bütçe sunuşunda 2 kat arttı algısı yaratmak için 2017 yılı rakamlarıyla örnek verdi. Diledikleri gibi kendilerine endeks bir yıl belirleyip şu kadar arttı diyorlar. Bunların hepsi hikaye. Kanunun emrettiği yüzde 1 destek yerine üçte birini veriyor" diye konuştu. 
Üreticinin tarlasını bıraktığını, hayvanlarını mezbahaya gönderdiğini söyleyen Sındır, "Şu anda 3.6 milyon hektar tarım arazisi ne ekiliyor ne de dikiliyor. Bu bizim uydurduğumuz bir rakam değil, Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine dayanarak söylüyorum. 2002 yılından bu güne kadar Türkiye'de ekilir dikilir alan ve bunlara nadas alanları da dahil toplam 3.6 milyon hektar tarım alanı şu anda boş. Üretici bırakmış kentlere göç etmiş. Cumhurbaşkanı cari değer üzerinden asgari ücretin 15 kat arttığını söylüyor. O zaman bende cari değer üzerinden çiftçinin borcunun 2002 yılına göre 83 kat arttığını, kredi kartları ve banka kredi borçlarının 170 kat arttığını söyleyebilirim. İstediği yılı endeks alarak artış değerleri ortaya koyan ve milleti kandırmaya çalışan bir siyasal iktidar var" dedi.  

ciftci-1

"İTHALATA MAHKUM BIRAKIRSIN!"


Tarım desteklerinde hayvancılığa verilen desteklerin düştüğünü belirten Sındır, "Memlekette her şey aynı mı ki destekler aynı tutuluyor? Buzağı, manda, yem bitkileri desteklerinde artış yok. Süt analizi destekleri düşürüldü. Koyun, keçi desteği arttırılmadı. Sanki geçen yıl ve bu yıl aynı gibi desteklerde artış yok. Böyle tarım yönetilmez. Tarımsal üretim bu ülke insanının gıda güvencesidir. Tarımsal üretimi yok olma noktasına sürüklersen, toplumu açlığa, yokluğa sürüklersin. Başka ülkelerden gıda ithalatına mahkum bırakırsın" ifadelerini kullandı.

"BORÇ 200 MİLYARI AŞTI"

Çiftçinin borcunun 200 milyar lirayı aştığını söyleyen Sındır, üretici ve çiftçi için neler yapılabileceği noktasında bilgi verdi. Sındır, "Türkiye'de sağlıklı ve yeterli destekleme politikaları uygulanmalı. Üretimin, ürün deseninin planlanması, üretimde verim ve verimlilik artışının sağlanması, kalite artışının sağlanması, tüketicinin sağlıklı, güvenli, ucuz ve yeterli gıda ile buluşabilmesinin güvence altına alınabilmesi için doğru bir tarımsal destekleme politikasının olması gerekir. Türkiye tarım ürünleri piyasalarının kontrol edilmesi, denetlenmesi ve düzenlenmesi gerekiyor. Birçok üründe piyasalar denetlenmiyor. Üretici sahipsiz, çaresiz, kendisine verilen fiyat üzerinden ürününü pazarlamak zorunda kalıyor. Üreticinin en kısa zamanda borç yükünden kurtarılması gerekiyor. Üretici zihnindeki ve omzundaki borçlardan kurtulmalı" diye konuştu.

"ÖTV VE KDV ALINMASIN"


Kamil Okyay Sındır, "Kredi borçlarının faizlerini sıfırlıyoruz diyerek bir karar alınabilir. Ana parayı 2 yıl sonra hasat dönemlerinde ödeme sağlanarak uzun vadeli ödeme planları sağlanabilir. Üretimde girdi maliyetlerindeki artışın denetlenmesi, kontrol edilmesi, denetlenmesi ve üreticinin daha ucuz girdiyle üretim yapabilmesini sağlamak gerekiyor. Girdi kalemlerindeki ÖTV ve KDV oranlarının sıfırlanması gerekiyor. Çiftçi mazotu tarlasını sürmek için kullanıyor. Neden ÖTV alıyorsunuz? Ama diğer taraftan yatlara verilen mazottan ÖTV alınmıyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Bunların hepsinin gündeme alınması gerekiyor. Çiftçinin sıkıntısını çok kısa sürede çözebilecek ve rahatlatabilecek bir dönem diye düşünüyorum. İktidara geldiğimizde bunları derhal en kısa sürede yapacağız. Çiftçinin; doğru bilgiyle donatılması için ziraat mühendisi, veteriner hekim ve ilgili sektör uzmanlarıyla üreticinin sürekli diyalog içerinde olması, akıl ve bilim yolunda bir üretimin gerçekleştirilmesini istiyoruz. Tarım alanlarının yok edilmesini önlemek, mera alanlarının üreticinin hayvanlarını otlatabileceği ıslah edilmiş meralara dönüştürülmesi. Bunların hepsi yapılabilecek şeyler. Yeter ki irade ortaya konsun. Biz o iradeyle bu üreticinin bu sorunlarına çözüm getirme sürecindeyiz" dedi.