04.03.2018, 07:38

Çiftçi desteği...

Çiftçi desteği...

 

Sayılarının fazlalığı size,’ hayatlarından memnunlar’ İzlenimi vermesin.

Hiç akla gelmeyenlerle uğraşır onlar ve elleri.

Kader çizgileri her şarta göre değişebilir.

Yağmura, doluya, toprağa, suya.

Çiftçi toprak eker, sular, biçer, temizler, çuval taşır, gübre temizler, çapa sallar,hayvancılık yapar. Bitmez işleri.

Yan gelip yatamazlar. Ailece tarladadırlar. Yaz, kış, hafta sonu, hafta içi, tatil, bayram, seyran farketmez.

*

Ve de, güçlü devletlere, borçlara, kredilere göre de değişebilir kaderleri.

Bazen çok emek.

Bazen az kazanç.

Umut ile yoğrulmak onların işidir.

Ulusal gelirden aldıkları katkı ile çalışıp da kazanamayanlardır.

 

*
 

Çiftçilik zordur.

Dolu yağdığı anda gider ürünü.

Rüzgar sert eser gider ürünü.

Yağmur hızlı yağar, fırtına çıkar onca emek gider.

Düşündükleri tek değil bir çok şey vardır. Üretmek. Tarlasını korumak, iyi fiyata satmak.
Bu yüzden epey kahır çeker çiftçiler.

Sonra ise bıkar çiftçi. Bıkınca da tarlalar elden gider.

Ucuza kapışılır fırsatçılar tarafından.

Fabrikalar yapılır.

Kalmaz ekilecek yer.

Kuru, sert elleri gibi değildir gönülleri.

Aldanır çiftçi.

Aldatılırlar.

Sonra da aldanmalarının bedelini de yine hem kendileri, hem de masum vatandaş öder.

*

Masum çiftçilik, hayvancılık  gerilerde kaldı belki de. Belki de direniyorlar.

Ancak güçlülerin insafına geçtikleri kesin.

1980'lerden bu yana hep karşısına dikilenler var çiftçinin.

Dünya bankası, İMF  vsvs. Bitmez.

Onların doğrultusunda uygulanan tarım politikaları sonucu çok kaybımız oldu.

Borçlarından dolayı iflas eden çok çiftçi oldu.

*


Düşündüğümde, bir gerçek var ki üzücü. Bu insanlar hep ne kadar toprağa sahip olurlarsa olsunlar ekerler, biçerler, ancak emek verdiklerinin karşılığını bir türlü de alamazlar.

Aracılar kazanır da, üreticiler kazanamaz.

Sadece gübrenin, mazotun, ilacın masrafı çıkar o kadar.

Sonra da düşünür dururlar. Yağacak yağmuru, doluyu, masrafı, toprağı, gübreyi, satışı.

*

Kısaca emek var, karşılık yok.

Hep devlet suçlu da değil. Çiftçinin ve hayvancılıkla uğraşanların da hataları var.

Bu gelinen durum ne yazık ki bitirilen tohumların da neticesi ise de .

çiftçinin de bunda payı var, neden mi?

Hibrite kanmalarından.

Hibritin zorunlu tuttuğu ilaca kanmalarından. Sonra tabi ki tükenen topraklar, verimsizlik kader olacak. Ancak yine de ekme, sulama, bakma, ilaçlama, toplama, satma evreleri ile uğraşan çiftçimiz hiç bir kötü durumu hak etmiyor.

 

 

*

Türkiye'de artık ne yazık ki bitmek üzere çiftçilik.

Bir zamanlar skala da en yükseklerdeydi.

Şimd ise derinlerde.

O kadar uzaklaşıldı ki özden, topraktan.

Çiftesi olan çiftçi gitti, borç batağında olan, makinelerle, tohumlarla aldatılan çiftçi geldi.

Şehirli beğenmez çiftçiyi derken, şehir akın ediyor çiftliklere şimdi. Doğallık bitirilince  başlıyor şehirli doğal diye köye akın etmeye.

Ve artıyor fiyatlar alabildiğince. İmar geliyor hemen akabinde.

Şimdi aslinda merak ediyorum.

Topraktan, ekmekten, biçmekten, sulamaktan habersiz şehirlim o dağal diye akın ettiği köylerde de artık doğal çok az ürün, tohum kaldığını tam biliyor mu?

Çiftçinin vasıfsız sayıldığını ve toprağın bitirildiğini biliyor mu?

Belki de artık, vasıfsız saydığınız çiftçimizi de düşünme zamanı geldi de geçiyor.

*

Ve yine merak ediyorum ki, ülkemizde güçlerin direktifleriyle tarım kesimi bitirilmek istenirken neden umursamazlıklar hakim?

Topraklarımızın verimi neden düştü diye niye sorgulanmıyor?

Düşündürücü olan en çok üretimi yapılan bazı kalemlerin bile dışarıdan  ithal edilmesi.

Hal böyle olunca, el birliği ile güçlerin çalışması var iken nasıl kalkınacağız?

*

Ve gelelim öze.

Son günlerde ki gelişmeler, yeni önlemler bizi umutlandırdı.

Çiftçilerimizin mazot maliyetinin yarısını devlet ödeyecek.

Ve yeni teşvikler ile ülkemizdeki hayvan yetiştiriciliğine yeni bir soluk getirilecek.

Çiftçiye verilen destekler 7 kat artacak.

Ancak bu umut boşa çıkmamalı, yerini bulmalı.

“Üretim ve verimlilik konularında ülkemizin oldukça büyük sorunları var. Biliyoruz.

Ve tarıma dayalı sanayide istenen noktaya da gelemedik.

Türk tarımı kan kaybetmekte iken son önlemler çok mühim önlemler bu nedenle.

Var güçle tarıma destek gerek.

"Üretme, üretsende boçlu ol, al paranı" devri bitmeli.

Tarım bakanlığı çiftçiye dönüm başına mazot, sertifkalık tohum, gübre ve toprak analizi için destekleme veriyor ancak toprak da, tohum da bitiriliyor. Bu gerçekler de irdelenmeli.

*
 

Fakat bir de şu var ki ‘çiftçilerin yüzünü güldürelim’ demek her iktidar döneminde bir vaaddir.

Vaadler de vergilerden sağlanır.  Devletimiz büyük bir oy yüzdesini oluşturan çiftçisini düşünüyor.Ancak çiftçilerimiz 1996 yılında devlet bütçesinden çiftçiye ayrılan en yüksek rakamları da gördü. Getirisi traktörler, biçerdöverler ve satın alınan birçok şey oldu.Ve bu bolluk asgari ücretliden kesilen vergilerden geldiği için hassas dengeler gözetilmeli. Bir kesim korunurken, diğer kesim atlanmamalı.

 

*

İlginin arttığı çiftçi için, tarım için umarım geç kalınmadı.

Çünkü elimizde tohumumuz kalmadı, hibritlere, ilaçlara gebeyiz.

Ülkelerin yükselişinde güçlü tarım çok büyük rol oynar.

Biz toprağa sevdalı isek şayet, toprağa zehir ile beslemek sevdamızı bozar.

Bu nedenle uyanalım!

Türkiye'nin kendisine zar zor yeten üretimini sekteye uğratanları bulalım.

Türkiye'nin 3-4 katı verim alan AB ülkelerinde ki özeni bizde gösterelim li, topraktan verim alalım.

Yanlış tarım politikalarını bitirelim

Dışardan ithal yerine, yerli üretime destek verelim.

 

 

 

 

Dip notlar;

 

Tarımsal destekler...

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne dahil olan çiftçilere bu yıl için ödenecek tarımsal destekler belli oldu;

-Buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale için dekar başına 15 lira mazot, 4 lira gübre.

-Çeltik, pamuk için dekar başına 40 lira mazot, 4 lira gübre.

-Nohut, mercimek, kuru fasulye için dekar başına 14 lira mazot, 4 lira gübre. - Aspir için dekar başına 12 lira mazot, 4 lira gübre.

-Yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, dane mısır, patates için dekar başına 19 lira  mazot, 4 lira gübre.

-Kanola (Kolza), soğan, yaş çay, fındık, yem bitkileri ve diğer ürünler için dekar başına 10 lira mazot, 4 lira gübre.

-Nadas için 6 liralık mazot.

- Toprak analizi desteği olarak asgari 50 dekar ve üzeri tarım arazilerinde 40 lira.

-Organik tarım için kategorilerine göre dekara 10 ila 100 lira.

-İyi tarım uygulamaları için meyve, sebze, süs bitkileri, tıbbi aromatik bitkiler, örtü altı ve çeltik için dekar başına 10 ila 150 lira.

-Alabalık, çipura, levrek için kilogram başı 25 kuruş.

- Bitkisel üretim yapan küçük aile işletmelerinin desteklenmesi uygulamalarında dekara 100 lira.

-Fındık üreticilerine alan bazlı gelir desteği, olarak  üretimde dekara 170 lira.

-Yem bitkileri üretim desteği için de kategorilere göre 40 ve 100 lira arasında.

-Yağlık ayçiçeğine 40 kuruş, kütlü pamuğa 80 kuruş, soya fasulyesine 60 kuruş, kanolaya 50 kuruş, aspire 55 kuruş, dane mısıra 3 kuruş, buğday, arpa, yulaf, çavdar, tritikaleye 5 kuruş, çeltiğe 10 kuruş, kuru fasulyeye, nohuda, mercimeğe 50 kuruş, zeytinyağına 80 kuruş ve yaş çaya da 13 kuruş destek verilecek.

 

300 baş hayvan...

Tarımsal üretimin en geniş kolu olan hayvancılık geniş meralarımız olmasına rağmen istenilen seviyede değil.

Et sıkıntısı var. Et fiyatlarımız dünyanın en yüksek et fiyatları. İthal ete yöneldik.

Türkiye İstatistik Kurumu 12 Şubat 2018’de kırmızı et üretim rakamlarını açıkladığında dikkatimi çeken bir şey oldu.

2017’de kırmızı et üretimi 2015 yılının gerisinde kalmış.

Şimdi sesli düşünüyorum.

Hayvan alımı artıkça neden et üretimi düşer diye.

Sizce de bunda bir çelişki yok mu?

Veya veriler mi yanlış?

Neyse...

Bu veriler ışığında yeni bir proje olan yetiştiricilere satılacak 300 başa kadar küçükbaş hayvan için başvurular başladı. 

Bu modelle köylerde, atıl kalan mera alanlarını üretime kazandırmak, koyun barınaklarının tam kapasite kullanımını sağlanmak, ülkede koyun varlığını artırmak, kırsalda koyunculuk yapan insanları sosyal güvenceye kavuşturmak amaçlanıyor. Projeye göre, üretim sürecinde, yetiştiriciye bakım ücreti ve sigorta bedeli de avans olarak verilecek. Hadi hayırlısı...

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Trabzonda köyün birinden bir taksi şöförü geçerken tavuğun birini ezer. Hemen arabasını çeker kenara, köye doğru yürürken bir köylüye rastlar ve olayı anlatır. Tavuğun sahibine parasını ödemek istediğini söyler.

Şöyle bir bakar köylü: 
– Ha bunu pilse pilse bizum köyin muhtari Temel pilur. 
Adam muhtarlığın yolunu tutar. Temel’e tavuğu gösterir: 
– Bunun sahibi kimse parasını ödeyeceğim, tanıyor musunuz? 
Temel şöyle bir bakar ve cevabı verir: 
– Ha pu pizum köyin değuldur, pizum köyde yassi tavuk yoktir.

 

Günün sözü;

“Koyunun buIunduğu yerde, kurt eksik oImaz. “Honore de BaIzac

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@