Türkiye'nin en büyük zenginliklerinden biri olan verimli tarım arazilerinin kaderi akaryakıt fiyatına bağlı. Mazot fiyatının 30 liraya yaklaşmasıyla birlikte üretici ve çiftçiler ne yapacaklarını şaşırdı.

FADİME ALTANHAN/YENİGÜN- Dünyada ve Türkiye'de yaşanan ekonomik kriz akaryakıt fiyatlarının her geçen gün artmasına neden oluyor. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte ekim ve dikime başlayan çiftçiler ise mazotun bu artışına artık yetişemiyor. Dikim zamanında az bir kârla üretim yapmaya bile razı olan çiftçiler şu anda zararına bir üretimin içinde. Maliyetlerindeki artış nedeniyle kimi çiftçiler emeğinin heba olmasını istemedikleri için üretimden vazgeçerken, bazı üreticiler ise maliyeti düşük ürünlere yönelmeye başladı. Çiftçi ve üreticilerin en önemli girdi kalemlerinin mazot ve gübre olduğunu söyleyen Manisa Ziraat Odaları İl Koordinatörü Abdullah Şenol, "Geçtiğimiz yıl gübreyi 180 liradan alırken bu yıl fiyatı 600 liralara çıktı. Yüzde 400'lük bir fiyat farkından bahsediyoruz. Gübre fiyatlarının bu denli yüksek olmasından dolayı çiftçiler artık gübre kullanımını en aza indiriyor. Bu da bazı ürünlerde verim kaybına yol açıyor. Bu sene çiftçiler gübre atamadığı için buğdaylarda verim düşüşü yaşanacak. Mazot fiyatlarında da ciddi bir artış var. Ben geçen sene 2 bin 200 litrelik tankeri 13 bin liraya doldururken bu yıl aynı tankeri 55-60 bin liraya doluyor. 300 dekar alanı işlemek için çanta ile mazot çekiyorum. Mazot maliyetini en aza indirmeye çalışıyoruz. Tarlayı üç kat işliyorsak artık bir kat işleyip bırakıyoruz" dedi.

'MALİYETİ AZ ÜRÜNLERE YÖNELDİ'

Çiftçinin mazot ve gübre maliyetini azaltmak için farklı ürünlere yöneldiğini söyleyen Şenol, "Domates, biber gibi tarla bitkileri bulunan arazilerimizde de üretim oranları yüzde 40 düştü. Çünkü geçen sene bir dekarın maliyeti 4 bin lira iken, bu sene 16 bin liralara kadar çıktı. Çiftçi bu parayı ödeyemeyeceği için maliyeti az olan mahsüllere kaydı. Bu yıl en fazla yöneldikleri ürün pamuk oldu. Pamuğu dekarında 50-60 kilo gübre ve 20 litre mazotla işleyebiliyoruz. Ama domates ve biber gibi ürünlerde dekarında 150-200 kilo gübre, 40-50 litre mazot kullanmamız gerekiyor. Ülkemiz için çiftçilerin pamuğa yönelmesi bir nevi iyi olabilir diye düşünüyorum. Çünkü domates, biber gibi ürünler toplanmıyor, tarlada kalıyordu. Fabrikalarda almıyordu. Ama ülke olarak her yıl 2 milyar dolarlık pamuk ithal ediyoruz. Bu pamuk ithalatının da yüzde 18'i neredeyse savaşa girmek üzere olduğumuz Yunanistan'dan yapılıyor. Bizim Ege Bölgesi kadar bir ülkeden pamuk ithal ediyoruz. Dünyanın en kaliteli pamuğu Ege Bölgesi'nde yetişiyor. Hatta bir bir numaralı olan yer Bergama'dır. Ama bizi pamuğa küstürdüler sonra da ithal etmeye başladık. Şimdilerde pamuk fiyatlarının yükselmesinden dolayı piyasa oluşmaya başladı. Her yıl bu kadar pamuk ithal edeceğimize biz üretelim. Bizim bu üretimi yapmak için kapasitemiz var. Dünyada pamuk üretiminde dekarından 300-400 kilo verim alınırken, Ege Bölgesi'nde üretilen pamuktan 500-600 kilo verim alıyoruz. Bizim pamuğumuz bu kadar verimliyken yurt dışından almamızın ne manası var?" diye konuştu. 

abdullah senol yenigün

'ÜRÜN DESENİ OLUŞTURULMALI'

Ülkede yaşanan ekonomik krizden en fazla etkilenen kesimin çiftçiler ve üreticiler olduğunu vurgulayan Şenol, "Bu ülkede yaşayan esnaf, vatandaş, memurda etkileniyor ancak en fazla etkilenen üretici. Eleştirilecek yönler çok. Kiraz ilk çıktığında fiyatı 70-80 liraydı şu and biraz düştü ama hangi vatandaş bu fiyattan kiraz alabilir? Ben sadece eleştiriyi bakanlığı yapmıyorum. Türkiye'de 700 den fazla ziraat odası ve ilçe tarım var. Ziraat odaları, ilçe tarım müdürlükleri ve il tarım müdürlükleri, tarım bakanlığının danışmanları bir araya gelip ürün plantasyon çıkarmıyor. Herkes kafasına göre ekip biçiyor. Bazı ürünlerimiz tarlada kalıyor. Bunun yerine bir planlama yaparak farklı ürünlerin üretimini yapabiliriz. Türkiye'nin ihracatına yönelik çiftçilerimizi yönlendirelim. Ama uğraşan yok. 30-40 tane destek veriliyor. Ben destek istemiyorum. Benim 300 dönüm yerime 15 bin lira destek versen ne olur? Sen benim ürünüme prim ver. Bu primi de fatura karşılığı ver ki fatura kaçakları engellensin" açıklamalarında bulundu.

Köse: Çiftçiyi toprağa küstürmeyin

Mazotun litresinin 30 liralara dayandığını ancak yeterli desteklemenin olmadığını söyleyen İzmir Ziraat Odası eski Başkanı Sedat Köse, "Dünya konjektöründe de mazot fiyatlarında bir dalgalanma söz konusu. Ülkemizde bu dalgalanmanın gerçekleri ne derece yansıttığı ortada. Mazot fiyatlarının artışından sadece üreticiler ve çiftçiler değil tüketiciler de etkilenecek. Zararı tüketici de çekecek. Üretimden nakliyesine kadar her alanda akaryakıta ihtiyaç duyan bir sektörden bahsediyoruz. Çiftçinin tarlasını sürmesinden tutunda hasadından, nakliyesine hatta evimize girinceye kadar bu fiyatın etkileri vatandaşın cebinden götürecek. Çiftçilerin mazot konusunda gerçekçi destekleme politikalarına ihtiyacı var ki üretim devam etsin. Çiftçiyi tarlaya bir defa küstürürseniz o arazilere bir daha geri dönmez. O ekilen tarlarlar da mazot fiyatlarından dolayı bir daha ekilemez hale gelir" dedi.

sedatKose yenigün

'Emeğini korumak için bırakıyorlar'

Çiftçilerin maliyetlerde yaşanan artış nedeniyle üretimden uzaklaşmaya başladığını vurgulayan Ziraat Yüksek Mühendisi Mehmet Kiraz, üreticilerin temel girdi maliyetleri gübre, tohum ve mazot. Tarlaya ne kadar traktör girdiyse maliyetlerler o kadar artar. Çiftçi özellikle mazot fiyatları yükseldikten sonra maliyetleri düşürmek için tarlaya dafa az girmeye başladı. 3 defada uyguladığı gübre ve beslemeyi karıştırıp tek seferde uygulamaya çalışıyor. Belli bir sırayla belli bir zaman aralığında uygulanması gereken bu uygulamaların tek seferde uygulanması da ürünlerde bir takım değişikliklere neden oluyor. Ürünlerin sağlıklı olarak büyümesini engelliyor. Verimi de etkiliyor. Daha da kötüsü fiyat farklılıklarından dolayı artık çiftçi üretimi bırakıyor. Şu anda dikim zamanında çok daha büyük değişiklik oldu. Çiftçiler dikim zamanında ürün ve maliyetin kafa kafaya geleceğinden şikayetçilerdi. Gün geçtikçe maliyetler daha çok artmaya başladı. Şimdi çiftçiler zararına üretim yapacağımıza emeğimizden de gitmesin diyerek çiftçilikten uzaklaşmaya başladılar. Küçük ölçekli çiftçiler üretimden vazgeçiyor. Büyük ölçekli çiftçilerin dayanma gücü daha fazla. Çiftçi mazotun fiyatının piyasadaki fiyatından çok daha düşük bir fiyata kendilerine verilmesini ve desteklerin belirgin olmasını istiyor" diye konuştu.

mehmet kiraz yenigün-1

'TÜKETİCİLERE YANSIYACAK'

Tek başına zam yeterli değildir Tek başına zam yeterli değildir

Artan maliyetlerden tüketicilerin de etkileneceğini belirten Kiraz, "Masrafları artan bir ürünü kar elde etmek için satışta fiyatı da yükselecek. Satıştaki fiyat hallere, hal fiyatlarından daha fazlası da tüketicilere yansıyacak. En büyük sıkıntı bu. Arazide çok küçük bir fark kurtarabilir ama finale geldiğinde bu fark katlanarak büyüyecek. Sezonundaki meyve sebzeyi sezon dışındaki fiyatından çok daha yüksek fiyatlara yiyeceğiz gibi görünüyor" dedi.