Av. Ahmet Tamer'in 15 Haziran 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Enflasyon krizinin yaşandığı ve neredeyse her güne zamla uyandığımız ülkemizde, Haziran başı itibariyle elektrikten doğalgaza, benzinden mazota, şekerden çaya yine zam yağmuruna maruz kaldık.  Doğalgaza  yüzde 30,  elektriğe yüzde 25, şekere yüzde 31 zam gelirken akaryakıt litre fiyatları ise 30 liraya dayandı. Son olarak Yüksek Hızlı Tren fiyatları da % 30 zamlanarak sene başından bu yana hemen hemen iki kat zamlanmış oldu.  Ankara-İstanbul arası tren fiyatları 85 TL'den 195 TL'ye çıktı. Yine Dolar bu hafta 6 aylık zirvesini yenileyerek 17,20 lira seviyesini aştı.

2021 yılı Haziran ayında 7 lira civarı olan mazot, 1 yıl içinde yaklaşık 4 kat artarak 28 liraya dayanmasından sonra Mersin'de taksi şoförleri akaryakıta son gelen fahiş zamları protesto etmek için araçlarıyla yolu trafiğe kapatıp korna çalarak ve “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla zamları protesto etti. DarkWeb Haber adlı bir haber sitesinin Twitter hesabından yapılan açıklamada 1 Ocak 2022’den sonra gelen tüm zamları listelediklerinde, yılın ilk 157 gününe kadar karşılaştığımız 257 zam haberi var. Yani zamsız günümüz geçmiyor.

Ekonomik dar boğazın ve geçim sıkıntısının arşa çıktığı Türkiye'de elektriğinden, doğalgazından, akaryakıttan tutun da diğer kalemleriyle maliyetlerin ve fiyat artışlarının bir çok üründe, son bir yılda 3-4 kat, hatta bazı ürünlerde beş kattan bile fazla artmasına rağmen, memur maaşları ve asgari ücret dahi en az %50 artmış iken, TÜİK tarafından açıklanan 'Ak Enflasyon' dahi yüzde 80'e dayanmışken, iktidar mensupları geçen hafta kira artış oranlarını en fazla %25 ile sabitleyen yasa maddesini Resmi Gazete’de yayınladı.

Taşın altına elini koymak yerine, vatandaşı vatandaşla baş başa bırakıp kenara çekilen iktidar;

-keşke temel gıda ürünlerine de, enerji ve ısınma maliyetlerine de, ulaşım giderlerine de, akaryakıta da, aldığı vergilere de yıllık  %25 zammı sabitleyebilseydi. 

-keşke her ilçeye, her ile millet bahçesi yapacağına millet lokantası yapabilseydi de vatandaş mecliste 6 TL’ye yemek yiyebilen milletvekilleri gibi aynı paraya yemek yiyebilseydi...

-keşke ekonomik krizin tek vebali kendileri olduğunun farkına varabilseydi de erken seçim kararı alarak bu ülkeye, bu millete daha fazla yük olmaktan imtina edebilseydi…

Öz cümle ve nihayet; son sözümüz, çıldırmaya az kaldı diyerek bir hikaye ile kıssadan hisse çıkarabilenlere gelsin...

Günün birinde Padişah ürünlere zam yapmış,

Sadrazam ise "Halkın suratı biraz asık, canı da sıkkın ama işlerine devam ediyorlar" demiş.

Umursamayan padişah ikinci zammı da yapmış, sonuç aynı.

Üçüncü zamdan sonra ise  sadrazam "halk gülüp oynuyor" demiş.

Bunu duyan Padişah da "Aman son zammı geri çekin bu iyiye işaret değil" demiş.