Birol Keskin'in 22 Haziran 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Eskiler “Yerin kulağı var” derdi. Koskoca bir yeryüzü kulak olur, içine girerdim düşümde. O koskoca kulağın içinde konuşuyormuşum gibi gelirdi. Sonra o koskoca kulak, çok kulak oldu, binlerce, milyonlarca kulak. Sanki milyonlarca kulak içinde konuşuyormuşum gibi geldi. Herkesin kulağının içine giriyorum ve orada konuşuyorum, konuşma yerim kulak içi. Şimdi, “kulak içi dinleme yasası çıkarılıyor” diye aklıma geldi bunlar.

                    *   *   *

“Yalan yasası” veya “dezenformasyon yasası” diye bir yasa meclise geliyor. Basın kanununda yapılacak değişikliklerle birlikte.

Tarih boyunca Çin’den Amerika’ya, Afrika çöllerinden kutup buzullarına, her nerede ne olduysa, ne efsane okunduysa duymayan, bilmeyen kaldı mı? O zamanlar gazete mi vardı, internet mi vardı, sosyal medya mı vardı?

Rüzgarın fısıltısı, çimenlerin fısıltısı, insanların fısıltısı yayılırdı, ulaşırdı dört bir yana…

Hiçbir padişah, hiçbir masal önleyemezdi fısıltıları, o fısıltılar ki halkın haberleşmesiydi, bilgi aktarımıydı, iç dökmesiydi. Her padişah halkın fısıltısından korkardı. Halkın bağırıp çağırmasından değil ama fısıltısından korkardı.    

“Dillenip dile geldim/al sesim sesin olsun/türlü çeşit otum ben/fısıltımdan kork benim” (Zeytin dalı baladı şiirinden bir dörtlük. BK)

                    *   *   *

Yer: Konak Atatürk Meydanı. Şehit Gazeteci Hasan Tahsin anıtı önü. Yazılı basının, işitsel-görsel basının, internet basınının temsilcileri, muhabirler, basın emekçileri hep bir ağızdan haykırıyorlar, içlerindeki fısıltıları, halkın fısıltısını: Basına sansür yasasını geri çekin!

Yarın (bugün)sansür yasası TBMM’ye gelecek. Siz bu satırları okurken bütün basın meslek örgütleri Meclis kapısı önünde olacak, Meclis’e, yasama organına seslenecekler; halkın haber alma özgürlüğünü yok edecek bu yasayı lütfen geri çekin!

Bağımsız gazeteciliğin meşalesi Hasan Tahsin Anıtı önünde İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi soruyor her zamanki cesur duruşuyla, yasayı hazırlayanlara: “Peki, mesleğimizi doğrudan ilgilendiren bu önemli kanun teklifi hazırlanırken, gazetecilerin ve  örgütlerinin görüşü alınmış mıdır? Hayır!”

Siz daha “nasıl olur bir meslek gurubunu ilgilendiren bir yasa hazırlanırken onların görüşü alınmaz” diye kendi kendinize sorarken daha çarpıcı açıklamalar geliyor. Alanda İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel, İzmir Tabip Odası Başkanı Süleyman Kaynak, TMMOB İKK Sekreteri Aykut Akdemir, DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, KESK Haber Sen İzmir Şube Başkanı Ayhan Zengin, Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şube Başkanı Halil Hüner var.

Tüm Türkiye’nin gözaltında olacağını söyleyen İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, halkın, muhabirlerin içinden geçenleri açıklıyordu, fısıltıları kulaklara, rüzgarlara, martılara, imbata söylüyordu: Haberin doğruluğu bizim sorumluluğumuzdur! Ve duymayanlara bir kez daha duyuruyordu:

“Para cezaları, Hapis cezası, kapatma, internet basınına ağır denetim ve basın kartı iptalleri ve Dezenformasyon adı altında bağımsız haberciliğe sansür var.” 

“Yani diyorlar ki kaynağın belli dahi olsa, eğer bilgi  birileri tarafından keyfi olarak yanlış diye nitelendirilirse,  bunu yayan, yani gazeteci ya da vatandaş, iktidarın istemediği her kim ise doğrudan hapis cezasıyla cezalandırılacak.” 

 “Bu yasa teklifi yasallaşırsa sadece gazeteci için değil vatandaş için de yanlış bilgiyi alenen yayma suçu nedeniyle 3 yıl hapis cezası riski vardır.”

 “Tüm toplumun  yazmaktan, eleştirmekten, sosyal medyada mesaj paylaşmaktan alıkoyulması hedeflenmektedir.  Bu yasa toplumsal bir otosansür dalgası yaratacaktır. Bu nedenle, sadece gazetecilerin sorunu değil tüm toplumun sorunudur.”

“ Bizler bağımsız ve doğru habercilik için bir ömür adayanları;  siyasi iradeyi elinde bulunduranlar kontrol edemezler.” “Doğru ve tarafsız habercilik bizim işimizdir.”

Ve son söz niyetine bütün gazetecilerin ortak istemini dile getiriyordu:

 “Temel insan hak ve özgürlüklerine, uluslararası sözleşmelere ve Anayasa’ya aykırı olan, basın  tarihine  kara bir leke olacak  bu teklifi çekin.”

                               *   *   *

Çimenlerin fısıltısını duyuyor musunuz…