26.11.2017, 09:31

'Çocuk hakları günü' mü?

‘Çocuk hakları günü’ mü?

Geçtiğimiz hafta başı 20 Kasım ‘Dünya Çocuk Hakları Günü’ydü.

Tüm dünyada ve Türkiye'de kanuni hakları çiğnenen çocukları hatırlamamızı sağlayacak gündü. Kiminin savaş, kiminin açlık, kiminin şiddet, kiminin tecavüzle  hayatını kaybettiği milyonlarca çocuğun günü...

*

Bu günde Uluslararası Af Örgütü az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, pornografi,  emek sömürüsü, şiddet, gibi olumsuz etkenleri inceliyor.  ‘İnsan hakları’ kavramına dahil olan çocuk hakları masaya yatırılıyor yılda bir kez, gerisi nerede? Sadece kutlama var.

*

Ve sorarım size, birçok çocuk mağdurken nasıl kutlayalım bu günü.

Çocuk yaşta evlilikler, cinsel istismar, çocuk işçiler, çocuk ve bebek ölümleri var iken nasıl kutlayalım?

Dünya’nın farklı bölgelerinde çocuk askerler savaş cephelerinde hayatını kaybetmekte iken neyi kutlayalım?

 

*

Dünya üzerinde binlerce çocuk, yaşam, barınma, sağlık, eğitim gibi en temel haklarından mahrum. Bugün, dünyanın birçok yerinde var olan insan hakları ihlalleri, çocuk konu olduğunda mücadelesi daha da zor hale geliyor ne yazık ki. Ve tümüyle evrensel bir kavram söz konusu iken dünyaya baktığımızda tam tersi seyrediyor herşey.

*

Dünyanın her noktasında savaşlar, çatışmalar va iken ve bundan da en çok mağduriyeti çocuklar yaşıyor iken vurdum duymaz tavırlar ile güç peşinde olanlar hangi hakları koruyacaklar?

İnsanlara yönelik, insan haklarını ve onurunu hiçe sayan işkenceler gırla iken hangi haktan söz edecekler?

Bütün çocukların doğuştan sahip olduğu haklar hem kanunen hem ahlaki olarak onlara verilmişken, nasıl elinden o hakları alırsınız?

Eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı nasıl onları koruyamazsınız?

*

Ucuz iş gücü olarak tarlalarda ve atölyelerde, yaşaması dahi zor koşullarda köle tacirleri tarafından işçilik yaptırılan, kullanılan hep çocuklardır...

Ağır iş koşulları altında da sömürülen, küçücük elleri nasır tutan çocuklardır...

Aileleriyle birlikte göç etmek zorunda bırakılan, azgın dalgalarda boğuşan çocuklardır...

Şehirlere yağan bombalardan mahvolan çocuklardır...

Oyuncak diye oynadıkları savaş artıklarında zehirlenenler çocuklardır...

Dile kolay:  'Büyükler'in eliyle başlatılan savaşlarda, büyüklerin parmaklarında hedef olan, canlı kalkan olarak kullanılanlar onlardır...

İşte bu nedenle; "Çocuk Hakları Günü’nü kutlayamıyoruz.

*

Minnacık bedenlerin dayanamadığı salgınlardan yok olan, yetersiz beslenen onlardır...

Ve tacizle karşı karşıya kalarak susan onlardır...

Çocuk pornografisine kurban edilen onlardır...

Yarış atları gibi eğitim sistemi içinde eriyen onlardır...

Cezaevlerinde ihlalleri, çıplak arama, işkence, hücre cezası, akran şiddeti yaşayan onlardır...

İşte bu nedenle, "Çocuk Hakları Günü’nü kutlayamıyoruz.

*

 

Bakanlığın verilerine göre, cezaevlerinde bulunan çocuk hükümlü sayısı 15 yılda yüzde 26 armış iken, 12-18 yaş aralığında 1778’i tutuklu, 1022’si hükümlü olmak üzere toplam 2800 çocuk hapiste iken, 1400’e yakın çocuk mahpus ise yetişkinlerin hapishanelerinde iken  bu günü kutlayamıyoruz.

Durum bu.

*

29 farklı kadın cezaevinde 96 kız çocuğu yaşıyor.

8 yılda 18 ölüm var. Ölen çocukların 10’u tutuklu iken ölümlerin 9’unun sebebi ise intihar. Kötü muamele iddiası ile 2015,2016 yılında 8, 2017 yılında 10 ve işgence iddiası ile son 3 yılda 18 başvuru yapıldı.

Durum bu.

*

Ve iş gücü.

Türkiye’de kanunen yasak olmasına rağmen 15-17 yaş arası çalışmak  zorunda bırakılan veya çalışmaya zorlanan çocuk sayısı 2012 yılında 601 bin, 2016 yılında 709 bin. Ağır tarım işçisi çocuk sayısı 400 bin, sanayi işçisi ise 900 bini aşkın.

Ve bu çocukların ortalama günlük çalışma süreleri 10-12 saat.Ve çok üzücü ki, 56 çocuk ‘iş cinayetlerine’ kurban gitti.

Çalışma hayatında yaklaşık 2 milyona yakın çocuk yüzde 80’i kayıtdışı.

Durum bu.

*

İstismarda ise dipteyiz. 2014'te ülkemizde açılan taciz davası 40 bin iken, evlendirilen kız çocuğu sayısı 31 bin 337.

‘2016-2017 Eğitim-Öğretim Yıl Sonu Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu’na göre 182 çocuk cinsel istismara maruz kaldı.

 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk,  15 yaşın altında ise 15 bin 937 çocuk maalesef ki  istismar sonucu hamile kaldı.

Durum bu.

*

 

Dünya’ya baktığımızda durum daha da beter.

Gelişmekte olan ülkelerde 5 yaşın altındaki 200 milyon, 5 yaşın üstünde ki 600 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 3.1 milyon çocuk açlıktan ölüyor. Son 10 yılda savaşlarda ölen çocuk sayısı yaklaşık 2 milyon 350 bin.
 

*

Ve şu anda ki koşullara göre, 2017 ile 2030 yılları arasında 60 milyon çocuk beş yaşına gelmeden şiddet,  göç, savaş ve kıtlık sebebiyle ölecek.

300 binden fazla çocuk asker,300 milyondan fazla çocuk işçi var.

400 milyon çocuk temiz su içemiyor, 800 milyon çocuk ise yeterli ve sağlıklı beslenemiyor.

Her yıl tedavi edilebilir hastalıklardan ölen çocuk sayısı ise 4 milyon.

Durum bu.

*


Son 10 yıldaki savaşlarda 12 milyon çocuk evsiz, 2 milyon çocuk öldü, 6 milyon çocuk sakat kaldı.

Ve 1 milyondan fazla çocuk ailesini kaybetti.

On binlerce çocuk tecavüz ve işkenceye uğradı, akabinde de 10 milyon çocuk psikolojik sarsıntı geçirdi.

Sadece 2016'da 63 bin 300 çocuk mülteci olarak kaçabildi, 10 bin mülteci çocuk ise kayıp. 
2015 yılından bu yana ise sığınma talebinde bulunan çocuk sayısı  ise 580 bin. Durum bu.

 

*

Bunlar son on yılın en yüksek sayıları iken, çocuklarla ilgili veriler ürkütücü boyutlarda iken,  ‘Dünya Çocuk Hakları Gün’ü  kutlu olsun diyebilir misiniz?

Canı yanmış son çocuğun hesabı sorulmadan nasıl kutlanabilir ki bu gün?

*

Pek çok zorlukla mücadele  eden çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirler uygulanarak sorun çözülmeli artık.

Ne kadar çok yasal düzenleme yapılırsa yapılsın bilin ki,  çocukların zarar görmesi bitmeyecek.

 Sorun sadece yasal düzenlemelerle değil çocuk önceliğini esas alan anlayışta.Öncelikle çocukların temel hak ve özgürlüklerinin bilinmesinde.

*

Bu nedenle, denetim görevini yerine getirmek şart.

Çocuk hak ihlallerinin cezasız kalmaması için mücadele şart.

Bu mücadelede dünyada ve ülkemizde her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul eden  54 maddelik ‘Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni kabul eden 193 taraf devlet, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için herşeyi yapmalılar...

Bu utanç tablosunun gölgesinde kalmamalıyız.

*

Yaptırım gücü bulunan sözleşmeye rağmen  ülkemizde halen şiddet, cinsel sömürü, çocuklar için büyük bir sorun.
Hayatını sürdüren milyonlarca çocuk için, dünyanın her yerinde ki çocuklar için onları ezenlere, sömürenlere karşı  her devlet iç hukukla sözleşmenin uygunluğunu tam olarak sağlamalı.

*

Türkiye’de istismara uğrayanların, taciz ile yüzleşenlerin, zorla evlendirilen çocuk gelinlerin, tutuklu ve hükümlü çocukların seslerini duymak neden istemiyorsunuz?

Suça sürüklenen çocuklar en önemli sorunlardan biri iken onların haklarını koruyabilecek önlemleri neden almak istemiyorsunuz?

*

Ve artık iyice anlasım ki bu ‘dünya’da çocuk olmak zor...

Hele hele üçüncü dünya ülkesinde çocuk olmak zor, çok daha zor...

‘Adil yaşama hakkı’, ‘seslerini duyurma hakkı’, olan ve her geçen gün yaşam hakları ihlal edilen çocuklara başka çocuklar eklenmesin  lütfen!

 

Dip notlar;

Nasıl çıktı?

 

Çocuk hakları ilk metini 1917 yılında, Proletkult isimli sosyalist kültür örgütünün Moskova Şubesi tarafından “Çocuk Hakları Bildirgesi” ismiyle kaleme alındı. 1919 yılında yayınlanan Leh eğitimci Janusz Korczak’ın “How to Love a Child” adlı kitabında ise çocuk hakları gündeme taşındı.

1924 yılında ilk metin Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi olarak resmileşti.

Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirisi olarak güncellendi ve 20 Kasım 1989 tarihinde daha geniş olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme olarak en geniş kapsamlı hukukî metin oldu. Ülkemiz ise 14 eylül 1990 yılında bu sözleşmeyi imzaladı.

Ancak öncesi var işin. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ilk olarak Nisan 1929’da kutlanmaya başlandı. Çocuklara bayram armağan eden ilk ve tek ülkeyiz biz. En başı bu. Ancak gerisi gelmedi. Gelemedi. Acı ki ülkemizde her üç çocuktan biri yoksul.

Geldiğimiz noktada maalesef çocuk hakları konusunda örnek bir ülke değiliz.

 

 

‘Çocuk Hakları Sözleşmes’nde ki haklar;

 

On sekiz yaşına kadar çocuk olan her bireğin vazgeçilmez hakları vardır bunlar ise kısaca;

Yaşama ve gelişme hakkı;

İnsana yakışır yaşam standardına erişim hakkı;

Sağlık hizmetlerine erişim hakkı;

Eğitime erişim hakkı;

Bir isme ve vatandaşlığa sahip olma ve bunu koruma hakkı;

İstismar ve ihmalden korunma hakkı;

Düşünce özgürlüğü hakkı;

İfâde özgürlüğü hakkı;

Ekonomik sömürüden korunma hakkı;

Uyuşturucu bağımlılığından korunma hakkı;

Eğlence, dinlenme ve kültürel etkinlikler için zamana sahip olma hakkı;

Dernek kurma özgürlükleri hakkı;

Çocukların kendileriyle ilgili konularda görüşlerini dile getirme hakkı;

Engelli çocukların hakları.

Özel gereksinimleri olan çocukların hakları;

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Çocuk bakkala yumurta almaya gitmiş ve bakkal çocuğa küçük yumurtalardan vermiş.

 Çocuk demiş ki:

-Neden hep küçük yumurtalardan veriyorsun?

-Taşıması kolay olur da ondan. Çocuk eksik para verip küçük yumurtaları alarak bakkaldan çıkmış. Bakkal arkasından bağırmış:

 - Eksik para verdin!

Çocuk kahkaha atarak demiş ki:

 – Sayması kolay olur da ondan.

 

Günün sözü;

ÇocukIar donmamış beton gibidir, üzerIerine ne düşse iz bırakır. Haim Jinott

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@