25.03.2018, 06:43

Çocuk istismarı (1) Adı "iğrenç" olan istismar...

Çocuk istismarı (1)
Adı “iğrenç” olan istismar...

Şu gazete haberlerine bakın.
“6 erkek çocuğunu istismar etti, 180 yıl hapsi isteniyor.”
“Yanında çalıştırdığı erkek çocukların hayatını kararttı. ”
“10 yaşındaki erkek çocuğuna cinsel istismarı aile affetti.”
“10 yaşında bir erkek çocuğuna dayısı tecavüz etti.”
 “Erkek çocuk annesine 'hamile kalır mıyım” diye sorunca cinsel istismar ortaya çıktı.” 
Fiziksel istismar, cinsel istismar ve duygusal istismar.
Daha neler neler var, daha neler neler.
“Abisi tarafından yıllarca cinsel istismara maruz kalmış kız çocuğu.”
Ne öyküler, ne öyküler.
*
"İnsan" zalimleşmesinin son noktası...
Derin fiziksel yara yanında, derin ruhsal yara noktası...
Söyleyemeyecek kadar korku ve utanç duyduran acımasızlık...
O çocukların korkusundan ve yalnızlığından keyif alanların dünyası...
Ve artık biliyoruz ki, dünya genelinde sürekli tekrarlanan bir gerçeklik bu.
Ve hızla, çok hızla yayılan bir gerçeklik.
*

Her geçen gün ülkemizde bu tür haberler ile yüzleşir olduk.
Kötüye giden bu yüzleşme artık malum kesimin en iğrenç eylemi şekline dönüştü.
Tecavüz eden mi ararsınız, minik bedenlere dokunan mı?
Teşhir ettirip seyreden mi? 
Okullarda yapılan  iğrençlikleri mi?
Çocuk yaşta evlendirilenleri mi?
Aile içinde ki ensestleri mi?
Hangi birini ele alalım. 
Hangi birini söyleyelim.
O kadar çok ki.
Aklımız artık almıyor.
*
Bir insanın psikolojik desteğe bağımlı kalmasına neden olabilecek, bir insanın kendine zarar verme düşüncesini tetikleyebilecek  zararlı kaç şey var acaba bu ülkede. Düşününce sıkıntı basıyor. Etkisi o kadar uzun sürüyor ki bu istismarların dipsiz kuyu gibi neredeyse.
Maruz kalan çocuklar hakkında doğru düzgün cümle kuramıyorum çünkü, insan sarsılıyor.
Çocukların yaşadıklarını okur iken her kelimenin altında ezilmek ne acı.
Nefes alamamak. 
Midenin bulanması, tiksinmek.
Her okuduğumda aynı duygular.
*
Normalleştiremem.
Alışamam da.
Alışmamamızda gerekiyor  bu haberlere. 
Böyle bir yazının varlığı bile ağır ve utanç verici aslında. Ancak yazmak, bu konuyu ele almak zorundayız.
Yan yana gelmemesi gereken kelimeler var bana göre.
Ve asla asla birbirine yakışmayan kelimeler  bunlar.
‘Çocuk istismarı ve tecavüz.’
Bu kelimeler bu kadar mı yakışmaz bir birine?
Yakışmaz işte, yakıştıralamaz.
*

Şu an ülke gündeminde çokça konuşulup bir anda da bitebilir bu konular.
Aslında gündemde hiç yer almaması gereken, boş laflar ile geçiştirilen insanlık dışı davranışlar olan basit bir gerçeklik var ortada.
Son zamanlarda hem artan olay sayısı, hem de korkunç detaylar bizi dehşete düşürdüğü gibi, talihsiz açıklamalar ile de millet olarak şaşkına dönüyoruz.
Utanmadan küçücük kızlarla nikah kıyılabilir kafası ile konuşan konuşana. 
Çocuk yaştakilere el uzatan uzatana.
Ülkemizde daha neler duyacağız daha neler?
*
Bu hastalıklı eylemler için din adına konuşmak bile dinimize tam bir saygısızlıktır.
Tanık olabileceğiniz durumları yadsımanız, minnacık bedenleri "çekici" kılmanız ne dine, ne de insanlığa sığar.
Lüften çocuksu imgeleri artık ağzınıza almayın.
Bu hastalıklı eylemlerinizi yaymayın.
Cinsiyet üzerinden dönen kendi zihninizde oluşan eylemlerinizi meşru bir zemine oturtmaya çalışmayın.
Bu göndermeler ne yazık ki hastalıklı düşüncelerdir.
Bu açıklamalar çocuk istismarına zemin hazırlamaktır.
Çünkü, bu potansiyeli taşıyan bir çok kişi minik bedenleri kendi sapık ihtiyaçları için kullanabilir.
Bu normalleştirme çalışmaları ne yazık ki bizi kuşatırsa, bizi tehdit eden gerçeklik olarak da karşımıza dikilir bir gün.
Bu tür açıklamalar insan bedenini meta haline getirir ve çocuklarda çocuk istismarına daha da açık olurlar.
*

Sadece cinsellikten ibaret değildir aslında istismar.
Şiddet uygulamak da istismardır, dille hakaret etmek de istismardır, pisikolojiyi bozmak da istismardır. Hatta çocuk yaşta çalışmak da istismardır. Sömürüdür.
Ve maalesef ki bunlarda oldukça fazla yaşatılır çocuklara.
İstismara uğramış çocukların içlerinde, derinlerinde parçalanma olur.
Hisleri parçalanır.
Etkileri de korkunçtur.
Ama aldıran var mı ki?
Yok.
*

Ancak bizim ülkemizde  istismarlar içinde başı çeken cinsel istismar. 
Önce tanımını yapalım ki tam bilelim gerçekleri.
Cinsel istismar;  duygusal ve bilişsel olgunluğa erişmemiş çocuk ve gencin tam olarak anlayamadıkları, bilerek onaylamadıkları, sosyal tabuları ve aile içi kuralları çiğneyen eylemlere karıştırılmasıdır. Başka bir anlatışla, çocuğun bir erişkin cinsel gereksinim ya da isteklerinin doyumu için cinsel nesne olarak kullanılması yada kullanılmasına göz yumulmasıdır. Çocuğun, ailenin bir bireyi ya da bireyleri tarafından cinsel amaçlar uğruna kullanılmasına ise ensest –aile içi sevi- denmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise çocuk istismarı;  0-18 yaş grubundaki çocuğun hayatına, sağlığına, gelişimine, güven-sorumluluk ve becerilerle ilgili genel değerlerine zarar vermektir.
*
Şimdi; bu tanıma göre cinsel istismarın en temel öğesi, yetişkin kişi değil mi? 
Evet. 
İşte o yetişkin kişi ve önlenemeyen nefsi istekleri acımasızdır.
Bu doğrultuda güç kullanarak kendi doyumu için çocuğu kötüye kullanması mide bulandırıcıdır.
O nedenle bu eylemlerin adı sadece ‘istismar’ olarak masamıza geldiğinde yapılanlara karşı kelimelerin çaresizliğini görüyorum maalesef.
Ve ne yakık ki bu yaşananlar toplumsal durum diye geçiştiriliyor bana göre.
Yüzyıllardır süre gelen iğrenç toplumsal durum diye örtülüyor.
Hele savaşan ülkeler de daha acı tablolar çocukların peşinde. 
*
Unicef'in hazırladığı rapora göre 20 ülkede kız çocukları kaçırılıp savaşlarda cinsel köle olarak kullanılıyor. Biz de ise hala acı olan her şey devamlı evlilik adı altında örtbas edilmekte.
O nedenle bu toplumsal durum dedikleri ülkemizde yeni yeni gün yüzüne çıkıyor.  Çocukların sömürülmesi yeni yeni konuşuluyor.
Hatta çocuk kelimesinin ne ifade ettiğini bilmeyenler o kadar çok ki...
Hele talihsiz konuşmalarla cehaleti yaymaya çalışanlar o kadar çok ki...
Etik değerleri yerle bir edenler o kadar çok ki...
Nasıl önlem alınabilir bu hareketler bütününe şaşırıyoruz.
*
Çocuk istismarı başlı başına büyük bir sorun ama bu konuda biz yetişkinler ne yapabiliriz? 
Cinsel istismar konusunda izlenecek adımları daha dikkatli atabiliriz.
İlgili kurum personelinin konuyla ilgili bilgilendirilmesi daha iyi yapılabilir.
Ülkemizde çocukların her şekilde istismarına, sömürülmesine doğrudan veya dolaylı olarak katkıda bulunan kim varsa cezası yüksek oranda gerçekleşmeli. 
Yaşanan hiç bir şey unutulmamalı. 
Fakat ülkemizde ne yazık ki yaşanan olaylardan sonra araya zaman girdiğinde millet olarak genel davranış biçimimiz eskiye dönüyor hemen.
Drama izleyip, üzülüp, ağlayıp sonra arkamızı dönüyoruz.
Bu davranış biçimi eylemsizliğimizden, korkularımızdan. 
*
Çözüm sadece yapan kişiyi yakalayıp hapse tıkmak mı? 
 Sessiz gündemde kalmak mı? 
Bizim ülkemizde hayvan tecavüzlerine bile sessiz kalınıyor. Ki diğer tecavüzlere zemindir bu aslında.
Sessiz kalındığında zemin oynar unutmayın!
Metotlar nasıl olur bilmiyorum ama, çok ciddi şekilde mücadele edilmesi gereken büyük bir sorunla yüzleşiyoruz.
Geçmişe yönelik araştırmalar gösteriyor ki 4 kız çocuktan biri ve 6 erkek çocuktan biri 18 yaşından önce bir çeşit cinsel istismara maruz kalmakta. 
Ancak her nasılsa rapor edilen az. 
Bu nedenle eğitim şart.
*

Çocuklarımız tehlike altında, neden mi?
Yasal boşlukların olduğu ve bu nedenle küçücük çocukların mağdur edildiği, ülkedeyiz.
Ahlakki değerlerden yoksunluk had safhada.
Vicdani değerler  ayaklar altında.
Keşke bu ülkede iğrenç cinsel dürtülerinize masum çacukları alet etmeseniz.
Bir masumun hayatını zehir etmeseniz.
Ancak şeytan ayrıntıda gizlidir...


Dip notlar;

Grooming...
Adı grooming.
Seksüel istismar niyeti ile bir yetişkin tarafından çocuğun güvenini kazanmak için yapılan aktivitedir kısaca. Yani “Çocuğu İstismara Hazırlama Süreci”dir...
Çocuklara karşı seksüel kötü davranışların sürecidir.
İstismarın sinsice başlama sürecidir.
Dozun her seferinde gizlice artma sürecidir.
Bir yoldur.
Bu süreçte istismarcı tarafından çocuk yavaş yavaş adi planları için hazırlanır.
Çocuk ve ailesi elde edilmek için günler, hatta yıllar boyu elde tutulur.
Amaç belirlenir.
İzlenimler iyi verilir.
Asla cinsel istismar belirtisi verilmez.
Aile de fark edemez.
İşte asıl tehlike de budur.

Eflatun'a iki soru sormuşlar:

Birincisi ; "İnsanoglunun sizi en çok şasırtan davranışları nedir ?"
Eflatun tek tek sıralamış :
Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler.
Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler
Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar.
Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.
Sıra gelmiş ikinci soruya ; "Peki sen ne öneriyorsun?"
Bilge yine sıralamış ;
Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır.
Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil, "en az şeye ihtiyaç duymaktır"


Mutlu kalın...

Fıkra; 
Nasreddin Hoca çocukken onu bir terzinin yanına çırak olarak vermişler. Aradan altı yedi ay geçmiş.
Bir gün anacağı çocuğu yanına oturtup:
- Anlat bakalım oğlum demiş bu kadar aydır gidip geliyorsun.  Ne öğrendin ustandan?
Küçük Nasreddin kocaman gözlerini anasına dikip:
- Anam diye cevap vermiş. Dualarının bereketiyle terzilik sanatınının yarısını öğrendim. Artık dikilmiş şeyleri güzelce sökebiliyorum. Şimdi iş sökülmüşleri dikmeye kaldı. Ama sabredip onu da öğreneceğim, hiç merak etme sen...

Günün sözü;
 “Çocuklarımızın karınlarını ve zihinlerini doyurduğumuz kadar, ruhlarını da beslemeliyiz.” Michael Marshall...
 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@