01.04.2018, 07:56

Çocuk istismarı...(2)

Çocuk istismarı...(2)

Travma ile yüzleşmeyin...

 

Geçtiğimiz hafta işlediğim konu beni derinden etkileyen ‘çocuk istismarı’ konusu idi.

Bu konunun devamı olarak ailelerin bilmesi gereken önemli bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

*

 

Psikolojik travma fiziksel yaralanma veya duygusal olarak acı veren sarsıcı süreçtir.

Şiddet, tecavüz, taciz sonrası çocukta etkileri derindir ve onları uyumsuz, saldırgan yapabilir.

İçe dönük, çekingen ve depresyonda olur tacize uğrayan çocuk.

Onların gelecek beklentileri  olabilir mi? Tabii ki zor.

İstismara uğrayan çocuklar korkudan veya çaresizlikten yetişkinlerin isteklerine boyun eğen biri olur çıkarlar hayat perdesinde.

Çocuğun hisleri, düşünceleri ve davranışları üzerinde kalıcı etkiye sahip duygusal şok, yani travma gerçeği ile yüzleşen aileler çocuklara yanlış yüklenmeler ile bu travmayı daha da derinleştirebilirler.


*

Ve onları bekleyen daha nice duygu yoğunlukları vardır. Bunlardan bazıları fobiler, uyku ve konsantrasyon bozukluklarıdır.
Aşırı duyarlı ve kaygılıdırlar.

Gece kabusları artar.

İntihar düşüncesi olan antisosyal davranışlar sergilerlar.

Kendilerine güvenleri yoktur.

İstekleri mantıksızdır.

Belli bireylerle yalnız kalmak istemez.

Yaşına uymayan cinsel kelimeler kullanabilir.

Öfke patlamaları yaşarlar.

*

Peki, bu çocuklar neden tüm yaşananları anlatamıyor,  ya da anlatmak istemiyorlar?

Kendilerine uygulanan cinsel davranışların yanlış olduğunu neden bilemiyorlar?

Eğitimsizlikten mi?

Kavrayamadıklarından mı?

Yoksa aileleri tarafından suçlanacakları korkusundan mı?

Düşünelim.

*

En büyük korku dışlanma korkusudur aslında.

Başlarına geleni söylediklerinde aileleri, arkadaşları ve çevre tarafından dışlanacakları düşüncesi ekilmiştir zaten toplumca.

Onlar düşüncesinde ‘kötü çocuk’ olmak istemiyorlar.

Utanıyorlar,
Kendilerine inanılmayacağını düşünüyorlar.

İstismarcının tehditlerinden korkuyorlar.

*

 

Peki ne zaman konuşur bu çocuklar?

Canları çok yanmaya başladığında...

Baskı artmaya başladığında...

Aşırı korkmaya başladığında...

Söylenmesi gerektini öğrendiklerinde...

Sırlarını çok yakın bulduklarıyla, sevdikleri biriyle paylaştıklarında konuşuyorlar.

Kendisinin başına gelenin, yakınına, kardeşine olmaması için.

Onları korumak için konuşuyorlar.

*

Bilelim ki;

Çocuklukta maruz kalınan şiddet, istismar derin izler bırakır.

Ruh sağlığı bozulur.

Mutsuz kişilikler oluşur.

Bazen de şiddet yanlısı olurlar.

Önlemler sizde gizli.

 

*

Bu büyük travmayı çocuklarımız ‘yaşamasın’ diye lütfen önlem alın.

İstismarcı çoğu zaman  güç kullanmaz, ama oyun kullanır.

Hile yapar.

Korkutur.

Tehdit eder. 

Lütfen uyanık olun.

Çocuklarınızı güven duygusuyla yetiştirir iken güvenlik kurallarını ve  ‘hayır’ demesini  öğretin.

Çocuğun algısını geliştirmeniz  şart.

Çocuklar sokakta, parkta sıkıştırıp sevilecek  peluş oyuncaklar değiller.

O nedenle bu algıyı çocuklarımıza verelim.

*

Bu risklerden uzaklaşmak istiyorsanız şayet, aileler çocuklarınızla sürekli iletişim halinde olmalısınız.

Dikkatli olmalı...

Ona güven vermeli... (Güvenli ortamda olmayan çocuğun cinsel istismara uğrama riski daha yüksektir.)

Haklarını söylemeli...

Korku vermemelisiniz.

*

 

Yalnız yerlerde bulunmaması ve tanımadıklarından hiçbir şey almaması gerektiğini bilmeli.

 Aileden izinsiz kimse ile bir yere gitmemesi ve arabalara binmemesi gerektiğini...

Çocuğunuz tedirginlik duyduğu anda kaçması ve bağırması gerektiğini...

Ona birisi dokunduğunda “bana dokunma'' demesini bilmeli.

En önemlisi de ailesi ile arasında sır olmayacağını, başkaları ile sır denecek şekilde konuşulduğunda ailesinin haberi olması gerektiğini, susmaması gerektiğini  bilmeli.

*

Ve aileler de şunu aklından çıkarmamalı ki, çoğu zaman çocuklar yakın çevresinden, sevdikleri tarafından istismara daha çok uğrarlar ve ortaya çıktığında sevdiklerinin incineceğini düşündükleri için ‘susarlar.’

Bu nedenle bu konuda çok iyi gözlem gerekir.

Çocukla çok iyi bir iletişim kurmak gerekir.

*

 

Bilinçsiz, başıboş vaziyette yetiştirmemeli ve neyin doğru, neyin yanlış olduğunu yaşına göre yapabileceği şeyleri önermelisiniz.

Pedofilikler hakkında mutlaka bilgileri olmalı.

Çocuğunuzla cinsel istismar konusunda konuşmalısınız. Kaygılarınız varsa  istismar konusunda kaygılanıyorsanız, sorular sorun.

İç güdünüze güvenin.

Çocuklarınıza kendi bedenlerini öğretin.

Çocuklarınıza vücutları hakkında karar verenin kendi olduğunu söyleyin.

Ve hangi dokunmanın normal hangisinin normal olmadığını öğretin.

*

Ve artık hayatımızın bir parçası haline gelen sosyal medya platformlarında da çocuğun korunmasız bırakılması riskler barındırıyor ne yazık ki.

İnternet ortamında kız çocuklarının makkajlı, özendirici fotoğraflarını paylaşmayın ve paylaşmasının sakıncalarını anlatın.

Yetişkin gibi davranan kızınızın çocuk çağında olduğunu hatırlatmalısınız.

Sosyal medya da çocuklarının denetimsizliğine çanak tutan ailelerin de eğitim psikologları tarafından uyarılması şart.

Çocuklarınızın mahremiyetini  lütfen koruyun ki onlara  yeni bir hayat sunabilesiniz.

*

 

Onlar bir çiçek.

Onlar bir melek.

Onlar bu travmayı haketmeyen nadide güzellikler.

Çocukları korumak hepimizin görevi; ve onları görmezden gelmeyelim.

Onlar oyuncak değil.

Hedef  hiç değil.

Her birinin masum bir birey olduğunu unutmayın ve sessiz kalmayın!

 

 

 

Dip notlar;

 

Görünen görünmeyen...

 

Bir sabah nefis duygularla uyandım. Kuş sesleri yankılanıyordu her yerde.

Açık penceremden içeri süzülüp girdiler.

Çam kokuları sardı her yanımı.

Nasıl da mutluydum.

Ne kadar güzel değil mi?

Sonra haberler ile başlanan devam zamanında ok gibi kalbime acılar saplandı.

Neden?

O kuş sesleri kargaşa sesine döndü de ondan. Kaos sesine döndü de ondan.

Acaba türümüzün en önemli özelliği olan merhametimiz nereye gizlenmişti.

Görünen neydi?

Görünmeyen neydi?

Hareketlerimiz ve sözlerimiz nelerden oluşuyor ve hangi yerlere saplanıyor du? Acaba 'insan' denince vahşilik neden?

Ffark ettiklerimiz, fark etmemiz gerekenler saklandı galiba sandıklara.

Fark edemediklerimiz gözümüzün önünde.

İnsan olmak, fark etmekle başlar derim hep. Ancak bu pedofili hastalarını fark edemiyoruz işte.

Ettirmiyorlar.

Saklanıyorlar.


İyi ve kötü...

 

Yaşlı kızıldereli reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı.

Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve 12 yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.

Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar.

Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.

O merakla, sordu dedesine: 

Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

– “Onlar” dedi, “benim için iki simgedir evlat.”

– “Neyin simgesi” diye sordu çocuk.

– “İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları. Çocuk, sözün burasında; ‘mücadele varsa, kazananı da olmalı’ diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

– “Peki” dedi. “Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?”

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.

– “Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem!”

 

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

 Bir gün Nasrettin Hocaya burcunu sormuşlar.
Hoca :"Tekedir" demiş.
"Aman hocam nasıl teke olur?" diye sormuşlar.
Hocada:" ben doğalı 70 sene oldu oğlak büyüdü teke oldu" demiş.

 

Günün sözü;

O zaman insandın asıl, yapmaya yüreğin olduğu zaman.
Daha ileri git şimdi, daha fazla insan olmak istiyorsan… William shakespeare

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@