25.04.2021, 09:06

Çocuk terbiyesi ve İslam dini

İslam Dininde çocuk terbiyesi önemli bir konudur. Kuran-ı Kerim’e ve Hadislere baktığımız da bunu görürüz. Bir ailenin geleceğini de devam ettirecek olan çocuklarımızdır, bir milletin varlığını da devam ettirecek olan yine çocuklarımızdır. Bu bakımdan eğer devlet ve millet düzenimizin bozulmasını istemiyorsak çocuklarımızı ona göre yetiştireceğiz. Çünkü onlar bizim geleceğimizdir. O bakımdan İslamiyet, çocuk terbiyesine çok önem verir ve çocukların içinde bulunduğumuz topluma uyacak, ailesini ve toplumu geliştirecek bilgilerle mücehhez yapılmasını ister. Sadece İslami bilgilerle değil, ülkesine ve milletine hizmet edecek her türlü bilgi ve duygularla donatılmasını ister. Ama mutlaka hayırlı bir evlat, hayırlı bir insan olarak yetiştirilmesini ister. Bu sebeple de çocuğun daha doğmadan önce eğitimi ile ilgili hazırlıkların başlatılmasını tavsiye eder.

 

ÇOCUK DOĞMADAN

YAPILACAK HAZIRLIKLAR

 

İslamiyet’te çocuk terbiyesi işine, kişilerin evlendiği andan itibaren başlamak tavsiyesi vardır. Anne ve babalar da zaten buna genellikle uyarlar. Doğum anında ne giyeceğinden başlanır, verilecek ismin ne olacağına kadar hepsi düşünülür. Bu sebeple de pedagojik açıdan çocuğa karşı nasıl davranılacağına kadar ne gibi bilimsel tavsiyelerin olduğunu gösteren kitaplar alınır. Okunur ve o tür kitaplardan da yararlanılır. Bu konuda artık ailelerimiz gerçekten daha bilinçlidirler. Her konuyu araştırmalarında elbette ki faydalar da vardır. Böyle davranan aileler doğru yaparlar. Çocuk terbiyesi konusunda bilimsel kitaplardan yararlanılması gerektiği gibi tabi ki İslam Dininin de bazı tavsiyeleri vardır. Bir Müslüman’ın ona da dikkat etmesi gerekir. Bu sebeple biz bugün burada her iki yolu da göz önüne alarak çocuk terbiyesini nasıl yapmamız gerektiğine bakacağız.

Çocukların yetiştirilmesi, terbiye edilmesi konusunda Kuran’ın da bazı tavsiyeleri vardır. Kuran, evlenen çiftlerin daha çocuk olmadan bu konuda hazırlıkların yapılmasını önerir. Çünkü her şeyi veren Allah olduğuna göre şüphesiz ki evladı verecek olan da O’dur. İslam Dininin olaya bakışı böyledir. O bakımdan evlenen çiftlerin ilk yapacağı şey, Allah’tan hayırlı evlat istemek olmalıdır. Yani kız evlat, erkek evlat isteme yerine hayırlı bir evlat istenmesi tavsiyesinde bulunur. Hayırlı bir evlat olsun, ama kız olsun, ama erkek olsun. İslam Dini işin bu yönünü önemli görmez. Yani kız erkek ayrımı yapmaz. Hayırlı olmasını dilemeyi tavsiye eder.

 

DOĞUMDAN ÖNCE YAPILACAKLAR

 

Kuran, çocuk sahibi olma ve çocuk terbiyesi konusunda, yukarıda da belirttiğimiz gibi kız,erkek ayrımı yapmaz ve hayırlı bir evlat istenmesi tavsiyesinde bulunur. Ve eşlerin bunun için de “Allah’a hayırlı evlat isteme duası yapmasını ister.” Furkan Suresi 74. Ayetinde de anlatılan budur. Bu Ayetinde “Ve onlar: Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) ihsan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl’ diyenlerdir.”(Furkan, 74) buyuran Allah’a hayırlı evlat için dua edilmesini tavsiye eder.

Kuran’ı incelersek bazı Peygamberlerin bile hayırlı evlat sahibi olabilmek için Allah’a dua ettikleri ve Allah’ın da dualarını kabul ederek onlara hayırlı evlatlar, hatta peygamber evlatlar nasip ettiğini görürüz. Onun için biz de diyoruz ki,evlenen ve çocuk sahibi olmak isteyen çiftler, Kuran’ın isteğine uyarak Allah’tan hayırlı evlat istesinler.

 

DOĞUM SONRASI NELER YAPILMALI?

 

İslam Dininde doğan her çocuğun İslam fıtratı üzerine doğduğu ancak sonradan anne ve babalarının çevrenin çocukları başka başka inançlara yönlendirdiği inancı vardır. Bunu, Peygamberimizin, “Doğan her çocuk İslam Fıtratı üzerine doğar. Sonunda da anne ve babası onu ya Yahudi, ya Hristiyan ya da Mecusi yapar” buyrulan bu hadisinden anlıyoruz. Bu konu ile ilgili olarak Tahrim Suresi 6. Ayetinde de “İslam fıtratı üzerine doğan çocukların, İslamiyet üzerine hayatını devam ettirmesi sorumluluğunun da anne ve baba üzerinde bırakıldığı görülür.” O bakımdan çocukların İslam fıtratı üzerine yaşamlarını sürdürmesi işinde sorumluluk ve vebal tamamen anne ve babaya ait olmaktadır. Bu, Kuran’ın bir emri olan ve hatırdan çıkarılmaması gereken konulardan birisidir.

Çocukların İslam fıtratı üzerinde kalmalarının sağlanması konusundan sonra, Müslüman anne ve babaların doğan çocuklarına karşı yapmak zorunda oldukları bazı önemli görevleri de vardır. Bunlardan birisi, çocuğun sağ kulağına ezanı, sol kulağına da kameti okutmak görevidir. Bunun yapılmasının amacı, küçük bebeğin Allah ile tanışması, ezan vasıtası ile olsun istenmesindendir. Bunu da Peygamberimizin bir Hadisinden öğreniyoruz. “Peygamberimiz torunu Hz. Hasan dünyaya geldiği zaman, onun kulağına ezan okumuş ve Müslümanların da doğan çocuklarının kulağına ezan okunmasını istemiştir.” (Ebu Davut) Bu Hadis-i Şerife dayandırılan Peygamberimizin bu sünnetinden dolayı, anne ve babalar çocuklarının kulağına ezan okuturlar. Bazı İslam âlimleri, Peygamberimizin Hz. Hasan’ın sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okuduğunu söylerler. Ama ezici çoğunluk sağ kulağa ezan üzerinde birleşirler. O bakımdan sadece sağ kulağa ezan okunması da yeterli bulunur. Tabi bu, biraz da anne ve babanın isteğine bağlıdır. Dediğimiz gibi Peygamberimizin bu sünnetinden dolayı da Müslümanlar doğan çocuklarının kulağına ezan okuturlar.

Doğum sonrası anne ve babanın yapması gereken önemli diğer bir konu da çocuğa güzel bir ismin verilmesidir. Bu şekilde çocuğun güzel bir isimle isimlendirilmesi, bir anne ve babanın yine önemli görevlerindendir. Peygamberimiz, insanların Ahrette de, dünyada verilen bu isimlerle çağrılacak olması sebebi ile, çocuklara iyi ve güzel anlamlı isimler vermek gerektiğini bildirmiştir. Ebud Derda’dan rivayet edilen bu Hadisinde de, “Kıyamet günü siz, isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Bu sebeple isimlerinizi güzelleştiriniz" buyurduğu için, Müslüman anne ve babalar çocuklarına güzel ve anlamlı isimler verirler.

 

İSİM VERME TAVSİYELERİ

 

Peygamberimizin Medine’ye Hicretinden sonra bazı kötü anlamlı isimleri değiştirerek daha güzel isimler koydurduğu biliniyor. Mesela Harp, savaş anlamına gelen ismi değiştirerek yerine ‘Barış’ ismini, yine mesela ‘Kuraklık’ anlamına gelen ismi değiştirerek ‘Yağmur’ ismini verdiği, bunun gibi bazı değişiklikler yaptığı biliniyor. Hatta o dönemde doğan bütün çocuklara isimlerinin peygamberimiz tarafından verildiği de bazı İslami kayıtlarda geçer.

İsim verirken Peygamberimizin çocuklara güzel anlamlı isimlerin verilmesini tavsiye ettiğini, İslam’a aykırı düşmeyecek isimlerle, Kuran’da geçen peygamberlerin isimlerinin, tanınan Salih amel sahibi kişilerin isimlerinin verilmesini tavsiye ettiği, isim verdiği çocuklara o tür isimleri verdiği biliniyor. İsim konusu, günümüzde de önem arz eden bir konu olarak görülür. Hepimiz kabul ederiz ki, güzel bir isim, daha söylendiği anda çevresindeki arkadaşları arasında dikkati çeker ve iyi bir izlenim de bırakır. Çocuğa, arkadaşları arasında alay konusu olacak isimler vermekten kaçınmak, ismi ile dahi sempati toplayacak güzel isimler vermek gerekir.

Bu kurala uymayan anne ve babaların olduğunu bugün bile görüyoruz. Çocuklarına gelişi güzel isimler vermeye devam edenler var. Ama sonunda çocuklar mahkemelere müracaat ederek isimlerini değiştirmeye kalkıyorlar. Buna meydan vermemek lazımdır.

 

ÇOCUK TERBİYESİNDE ANNENİN ROLÜ

 

Çocuk terbiyesinde annenin rolü babadan çok daha fazladır. Bunun en önemli sebebi, Allah’ın sahip olduğu o kül halindeki sevgi, şefkat ve merhamet gibi sonsuz duyguların en etkilisini anneye vermesindendir.

Anne, Allah tarafından bu güzel duygularla baştan aşağı bezenmiştir. Bu sebeple de baba dahil hiç kimse çocuğunu bir anne kadar sevemez, çocuğuna bir anne kadar şefkatle sarılamaz. Anne sevgisi yalnız insanlarda görülen bir olay da değildir. Küçücük serçeden tutun da kocaman file

varıncaya kadar bütün hayvanlara da bu güzel duyguların verildiği görülür. Bir serçenin, yavru edinmek istediği zaman hemen bir yuva yapmaya başladığı ve kısa sürede yuvasını tamamladığı, yumurtalarını bırakmasından sonra da yavru serçelere kavuştuğu görülür. Hemen sonra da yavruları için dışarıdan topladığı yiyecekleri kursağında toplayarak getirdiği ve yavrularına gagası ile tek tek yedirdiği, onları besleyip büyüttüğü bilinen ve görülen bir gerçektir. İnsan bir anne sevgi ve şefkatini, merhametini ufacık bir serçe üzerinde bile görür. Tabi ki bu, Allah’ın bütün canlılara o güzel duyguları vermesinden, fıtratlarına yerleştirmesinden ileri gelmektedir.

Küçücük serçeden sonra ormanlarda yaşayan o koca file de baksak, anne filin aynı duyguları fazlası ile taşıdığını görürüz. Demek ki Allah(cc) bütün canlıların yapılarına bu duyguları yerleştirmiştir. Anlaşılan bu olmaktadır. Sürü halinde yer değiştiren fil sürüsü içindeki yavrusunun yaralandığını gören anne filin, yaralanan yavrusunun başına koştuğu, sürüyle birlikte gitmeyerek yavrusu yanında kaldığı ve yavrusunu hortumuyla evirerek, çevirerek iyileştirmeye çalıştığı belgesel filmlerde hep görülen olaylardandır.

Bütün bunları gören bir insan, annelere bu güzel duyguları verenin Allah olduğunu herhalde düşünecek ve anlayacaktır. Bunun zaten başka bir izah tarzı olamaz.

İnsanoğlunun durumu da aynıdır. Bir anne için çocuk, onun her şeyidir. Çocuğun yiyeceği, içeceği, yaşamı, sevgisi daha aklınıza ne geliyorsa her şeyi, annesi demektir. Büyütücüsü de annesidir, bakıcısı da annesidir. İlacı da, şifası da annesidir. O bakımdan çocuğun hayatında annenin yerini kimse tutamaz.

Peygamberimize gelen bir genç peygamberimize, “Ya Resulullah! Ben öncelikle kime dua etmem gerekir, diye sorunca Peygamberimiz, ‘annene’ diyor. Çocuk tekrar soruyor. ‘Ondan sonra kime dua etmem gerekir’ diye. Peygamberimiz yine ‘annene’ diyor. Genç üçüncü sefer aynı soruyu tekrarlayarak soruyor. Peygamberimiz yine de ‘annene dua etmelisin’ diyor. Genç dayanamıyor ve diyor ki Ya Resulullah anladım hep anneme dua edeceğim, bu tamam. Bunu anladım. Annemden sonra kime dua edeceğim deyince Peygamberimiz, sonra da babana dua et cevabını” veriyor. Bu hadisi şerif bile tek başına annenin önemini anlatmaya herhalde yeter, artar.

 

ÇOCUĞA NASIL ÖRNEK OLUNMALI?

 

Bir çocuğun sağlam ve karakterli yetiştirilebilmesi için anne ve babanın iyi birer örnek olması gerekir. Çünkü çocuk, anne ve babayı birer üstün insan, ideal insan olarak görür. Onları her yönü ile örnek alır. Erkek çocuk babası gibi konuşmaya, babası gibi giyinmeye çalışır. Bazen terliğini giyer ben babayım der. Bazen saçını şeklini babası gibi taramaya çalışır. Kendine babasının bıyığı gibi uyduruk bıyık yapmaya çalışır. Yani baba, erkek çocuğun, konuşması, giyinmesi, diğer insanlarla ilişkisi yönleri ile tam bir örneğidir. Bu durum ortada iken sigara tiryakisi olan bir baba kalkar da çocuğuna “Oğlum sigara içme. Sigara çok zararlıdır” derse, bu tenbih tutmaz. Çünkü iyi bir örnek olmamaktadır.

Kız çocuğu için de anne aynı şekilde tam bir örnektir. Kendisi temizliğe dikkat etmeyen bir anne çocuğuna temiz olmayı anlatamaz. Çünkü bu anne uyarısı tutmaz. O bakımdan anne ve babanın bunun farkında olması şarttır. C.Hak bu konuda (Ey insanlar!) İnsanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyorsunuz?” (Baraka-44)“Emri bil maruf vennehyi anil Münker” (İyi şeyleri emredin, kötü şeylerden de men edin, (Kendiniz de iyi bir örnek olun” denilmesi bu sebepledir. Peygamberimiz de konunun önemine binaen Müminlere şöyle seslenir. “Hiç bir ana-baba evlâdına iyi bir eğitimden, iyi bir ahlâktan daha değerli mîrâs bırakamaz” (Taberâni)

Öyleyse şu üç konuda anne baba çocuklarına çok iyi birer örnek olmalıdır. Konuşma ve davranışlarının birbirini tutması açısından, karı koca arasındaki ilişki yönünden kavgasız, atışmasız bir örnek yaşam vermesi açısından, inanç ve ibadette de örnek olması açısından çocuklarına iyi birer örnek olmalıdırlar.

Yorumlar