17.09.2021, 07:00

Çocuklar Allah’a emanet

Uzun bir aranın ardından nihayet yüz yüze eğitim başladı. Başladı başlamasına ancak sorunlarla başladı. Aşıda 3. doz 4. doz tartışmaları sürerken, okullarda koronavirüs salgınına dair alınmayan tedbirler, çocuklarımız için büyük bir risk oluşturmaya başladı. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, her ne kadar sorun yok dese de ülke genelindeki 200 okulda salgın nedeniyle yüz yüze eğitime ara verildiğini açıklamıştı. Daha dün de Manisa’nın 3 ilçesinde 3 okulda 3 sınıf karantinaya alındı.

İzmir’de ise Eğitim-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Necip Vardal’ın açıklamasına göre, 34 sınıf karantinaya alındı. İzmir’in Buca ve Bayraklı ilçelerinde birleştirilen okullarda sınıf mevcutları artan sınıfların öğrencilerinin yaşadığı riski siz düşünün artık.

Öğretmenlerin ve okul çalışanlarının aşılanması okullarda alınan tedbir olarak gösterilse de mesele aşı ile bitmiyor. Sonuçta öğretmenler aşılı olabilir ama çocuklarımız savunmasız. Elini, yüzünü yıkamayı biliyor ancak korunmayı bilmeyen çocuklarımız ne yapacak? İkili eğitimin olduğu, hatta 3 okulun birleştiği okullar var. Sınıf mevcutları 50’ye ulaşan sınıflardaki çocuklar kendilerini korumak için nasıl bir önlem alacaklar? Sınıflar yeterince havalandırılacak mı? Bunun için de okulda yeterli personel olması gerekirken, hademesi bile olmayan okullar var. Tuvaletlerin temizliği, sınıflardaki, koridorlardaki, kantindeki hijyen durumu ne olacak? Ya beden eğitimi dersleri için üzerlerini değiştirdikleri soyunma odalarının durumu nice olacak?

PCR mı? Yok o da isteğe bağlı zaten. Bakan Özer, “Öğrencilerle ilgili ne aşı ne PCR zorunluluğu var” demişti ya. Yani anlayacağınız çocuklarımız Allah’a emanet bir çarkın içinde debelenip duracak.

Dahası da var

Peki, eğitimdeki sorunlar sadece salgın ve alınmayan tedbirler mi? Tabii ki hayır. Buca Kaynaklar’da 12 yıldır konteynerda eğitim görmek için mücadele eden öğrenciler, eğitim vermek için çabalayan öğretmenler, kışın soğukta çocukları üşüyecek mi, yazın sıcağında ne yapacaklar diye düşünen ebeveynler… Servis ücretleri yeterli gelmeyince okuldan araçlarını çeken servisçiler, ulaşım olmadığı için okula çocuğunu gönderemeyen veliler, okula gidemediği için yaşıtlarından geri kalan geleceğimiz gençler… Yüz yüze eğitime adapte olamadığı için agorafobi denilen davranış bozukluğu yaşayan minikler… Daha neler var neler…

Anlayacağımız şu: Beklenmedik bir zamanda gelen koronavirüs illetine karşı hiç mi hiç hazır değilmişiz. Ne sağlıkta, ne ekonomide ne de eğitimde… Umarım en kısa zamanda ülkecek bir an önce toparlanır ve eski güçlü Türkiye olma yolunda ilerleriz. Yoksa… ‘Yoksa’sını düşünmek dahi istemiyorum.

Yorumlar (1)