16.07.2020, 22:00

Çocuklarımıza isim verirken dikkat edilecek konular (2)

Geçen hafta başladığımız İslam’da çocuk terbiyesi konusuna, önemine binaen bu haftada devam edeceğiz.

Geçen hafta başladığımız İslam’da çocuk terbiyesi konusuna, önemine binaen bu haftada devam edeceğiz.

Konunun geçmişle ilgili bilgilerini hatırlayabilmek için geçen hafta değindiğimiz konularla ilgili kısa bir hatırlatma yapalım.

Geçen hafta çocuk terbiyesi konusunu doğum sonrası aşamasına kadar getirmiştik. Bugün anne ve babanın doğum sonrasında bebekle ilgili olarak hem ilmi hem de dini açıdan yapması gereken işler nelerdir onlara bakalım.

Hepimiz de kabul ederiz ki doğumun evvelinde de sonrasında da çocuğun yetişmesi ve eğitimi konusunda anne ve babaya önemli ve vazgeçilemez görevler düşer. Bu görevlerin başında çocuğun beslenmesi ve sağlığının korunmasının yanı sıra, ona güzel bir ismin verilmesi gerekir.

Evlatlarımızın yaşamları boyunca ve Ahirette güzel bir isimle çağrılmasını sağlamak bir anne ve babanın en önemli görevlerinden birisidir. O bakımdan anne ve babanın, çocuklarını güzel bir isimle isimlendirmeleri gerekir. Bu, anne ve babaya Allah (c.c)’ın verdiği bir görevdir.

      Hz. Peygamberimiz, insanların Ahirette de, dünyada verilen bu isimlerle çağrılacak olması sebebi ile, çocuklara iyi ve güzel anlamlı isimler vermek gerektiğini bildirmiştir. Ebu’d Derda (r.a)’dan rivayet edilen bir hadisinde de, ”Kıyamet günü siz, isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Bu sebeple isimlerinizi güzelleştiriniz" buyurduğu için, Müslüman anne ve babalar çocuklarına güzel ve anlamlı isimler verirler. Bunun önemli bir görev olduğunu bilen anne ve babalar, daha çocuk doğmadan ne gibi isimleri verebileceklerini araştırmaya başlarlar. Çocuklarını güzel bir isimle isimlendirmek isterler. Bu konuda Hz. Peygamberimizin bazı öneriler vardır. Onlara bakmakta fayda olacaktır.

PEYGAMBERİMİZİN, ÇOCUKLARA İSİM VERMEDE NE GİBİ İSİMLERİN KONULMASINI TAVSİYE ETMİŞTİR?

Çocuklarımıza güzel anlamlı isimler verilmesini tavsiye eden Hz. Peygamberimizin, Medine’ye Hicretinden sonra bazı kötü anlamlı isimleri değiştirerek daha güzel isimler koydurduğu biliniyor. Mesela Harp, savaş anlamına gelen ismi değiştirerek yerine barış ismini, yine mesela kuraklık anlamına gelen ismi değiştirerek yağmur ismini verdiği, bunun gibi bazı değişiklikler yaptığı biliniyor. Hatta o dönemde doğan bütün çocuklara, ailelerin isteği üzerine isimlerinin Hz. Peygamberimiz tarafından verildiği de bazı İslami kayıtlarda geçer.

İsim verirken Hz. Peygamberimizin çocuklara güzel anlamlı isimlerin verilmesini tavsiye ettiğini, İslam’a aykırı düşmeyecek isimlerle, Kuran’da geçen peygamberlerin isimlerinin, tanınan salih amel sahibi kişilerin isimlerinin verilmesini tavsiye ettiği, çocuklara o tür isimleri verdiği biliniyor. Tabi bunlar bizler için örnek alınacak işlerdendir.

İsim konusu, günümüzde de önem arz eden bir konu olarak görülür. Hepimiz kabul ederiz ki, güzel bir isim, daha söylendiği anda çevresindeki arkadaşları arasında dikkati çeker ve iyi bir izlenim de bırakır. Çocuğa arkadaşları arasında alay konusu olacak isimler vermekten kaçınmak, ismi ile dahi sempati toplayacak güzel şekilde isimlendirmek gerekir.

      Bu kurala uymayan anne ve babaların olduğunu bugün bile görüyoruz. Çocuklarına gelişi güzel isimler vermeye devam edenler var. Ama sonunda çocuklar mahkemelere müracaat ederek isimlerini değiştiriyorlar. Anne ve babaların buna meydan vermemesi gerekir. O bakımdan anne ve babaya tavsiyemiz, çocuklarına güzel anlamlı bir isim vermeleridir.

ÇOCUKLARIN İÇİNDE BULUNDUKLARI ÇEVRELER VE O ÇEVRELERDEKİ EĞİTİMİ 

      Doğan bir çocuğun yetiştirilmesinde üç çevrenin etkili olduğunu görürüz.

1)Aile içi çevresi,

2)Okul ve arkadaşlık çevresi,

3)Toplumsal çevresi.

Bir anne ve baba bu üç alanda da çocuklarının eğitimine, gelişip büyümesine, kötü alışkanlıklar edinmemesine çok dikkat etmek zorundadırlar. Kur’an-ı Kerim’in Tahrim Suresi 6.Ayetinde bu görevin, anne ve babaya verildiğini görürüz. Çocuğun yaşayacağı bu üç çevrede, anne ve babalarla, toplumun ve öğretmenlerin    neler yapmaları gerektiğine bakalım.

1)AİLE İÇİ EĞİTİMİ KONUSU

Bütün aileler, çocuklarının en güzel şekilde yetişmesini isterler. Hiçbir anne ve baba, çocuklarına kıyamaz. Onu esirger, korur bakar, yedirir, içirir. Normal insanlardan beklenen de bu dur. İstisnaları saymıyoruz.

Bebeklik çağından itibaren bir anne ve baba çocuğuna özellikle şunları öğretmelidir. Çocuğa aile ocağı sevgisini tattırmalı ve bu sevgiyi ona aşılamalıdır. Yani çocuğuna, sevgi aşısı yapılmalıdır. Öyle yetiştirmeli ki çocuk ömür boyu hem sevmesini hem de sevilmesini bilsin. Çocuk, aile ocağı sevgisini, ana baba sevgisini yaşamalıdır. Toplumda anne-baba sevgisini görmeden büyüyen insanlarda bu eksiklik ölünceye kadar devam eder. Aile sevgisi nedir bilmeyen, yani sevgisiz büyüyen bir çocuğun hayatta nasıl bir davranış içinde olabileceğinin takdirini okuyucularımıza bırakıyoruz.

      Kardeşi varsa, kardeşlerin birbirini sevmesi kesin olarak sağlanmalıdır. Bu biraz da anne ve babanın tavırlarıyla, örnek davranışları ile, yaşayışları ile kazandırılacak bir özellik olarak görülmektedir. Bazı güzel özellikler vardır ki, anlatmakla değil yaşam şekli ile kazanılır. Örnek olmakla kazanılır, kazandırılır. Aile içi eğitimde bu algı çok ama çok geçerlidir. Çünkü çocuk anne ve babasının her şeyini örnek alır.

      Çocuk sevmesini, paylaşmasını, anne ve babasını sevmesi gerektiğini burada öğrenmeye başlamalıdır. Evladımızın güzel duyguları da geliştirilmelidir. Toplum içinde, arkadaş çevresinde, okullarda sevip sayılması için bazı güzel duyguların çekirdeği bu küçük yaşlarda, yani çocuğa genelde 7 yaşına kadar mutlaka kazandırılmalıdır.

      Bir gün Hz. Peygamberimizin yanına 10 çocuğu olan bir Arap bedevisi geliyor ve Hz. Peygamberimize sorunlarını anlatırken, Hz. Peygamberimizin torunu Hz. Hasan odaya girince Peygamberimiz küçük Hz. Hasan’ı kucaklıyor, öpüyor okşuyor. Hz. Peygamberimizin, torunu küçük Hasan ile adeta bir sevgi yumağı oluşturduğunu gören Arap bedevisi şaşırıyor. Çünkü Hz. Peygamberimiz torunu Hz. Hasan’a sanki bütün sevgisini aktarıyor. Bu durumu gören Bedevi, ”Ya Resulüllah! Benim 10 çocuğum var bugüne kadar hiç birisini şımarmasınlar diye sizin gibi hiç sevmedim” diyor. Hz. Peygamberimiz “Çok yanlış yapmışsın. Git ve çocuklarını sev, öp, okşa onlara sevgiyi tattır. Sevmeyen sevilmez. İyilik yapmayana iyilik yapılmaz Seversen sevilirsin” diyor. Bu Hadis de bize sevginin ne kadar önemli olduğunu göstermeye her halde yetecektir.

Tabi bu çağda çocuklarımıza din ve Allah (c.c) sevgisini de öğretmemiz gerekir. Bu da şarttır. İnançsız, dinsiz imansız bir evlat yetiştirip, toplumla sürekli  çatışma içinde olan bir çocuğunun olmasını kimse istemez. Yani şunu demek istemiyoruz. Çocuklarınızı birer sofi olacak şekilde yetiştirin. Hayır…

Ama Allah’ını, Peygamberini, dinini tanıyan, kimse ile inanç açısından çatışma içinde olmayacak bir yapıda evlat yetiştirilmelidir diyoruz.

Bu konulara yabancı kalan bir evladın ileride nelerle karşılaşıp da ne kötü yollara düşebileceğini düşünmek gerekir. Anlatmak istediğimiz budur.

2)OKUL VE ARKADAŞLIK ÇEVRESİ İLE İLGİLİ YAPILACAKLAR NELERDİR?  

      Çocuklar belli bir yaşa geldiği zaman, ülkemizde bu yaş 7. yaş olarak kabul edilmiştir. Çocuklarımız okullara gönderilir. Bu dönemde anne ve baba çocuklarının eğitimi konusu ile de ilgilenmek ve okul ile aile iş birliğini kurmak zorundadır. Ödevlerini yapıyor mu, çocuğun yardıma ihtiyacı var mı gibi konularda çocukla çok yakın bir ilişki kurmalıdır. Çocuğun sınıf öğretmeni ile temas kurulması da faydadan hali değildir. Okul döneminde, özellikle ilkokul çağında  okul-aile işbirliği şart olarak görülmektedir.

      Bu devrede anne-baba, çocuğun evdeki yaşantısını bir planlama ile belirleyerek çocuğa da duyurmalıdır. Ne zaman dersine bakacak ne zaman TV seyredebilecek ne zaman yatacak ne zaman arkadaşları ile oynayabilecek bütün bunlar bu planlama içinde olmalıdır. Ama anne-baba bu uygulamanın takipçisi olmalıdır. Hz. Peygamberimiz, anne ve babanın çocuklarının eğitimi ilgisinin önemini bildirmek için bir Hadisinde “Hiçbir ana ve baba evlâdına iyi ve güzel bir eğitimden, iyi ve güzel bir ahlâktan daha değerli miras bırakamaz” (Tabe-râni) buyurarak, bunun önem ve ehemmiyetine vurgu yapmıştır.

      Çocuk kimlerle arkadaşlık yapmaktadır. ”Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim kim olduğunu” ata sözü, boşa söylenmiş bir söz değildir. Yerindedir, doğrudur. O bakımdan kötü arkadaşlıklar kurması önlenmelidir. Çocuklar birbirlerinden çok şey alırlar. Buna dikkat edilmelidir. Arkadaş yüzünden evini terk eden, maceralar peşinde koşan kız çocuklarını, hatta erkek çocuklarını televizyonlarda ibretle seyrediyoruz. Bu şekilde kötü duruma düşenleri ibretle görüyoruz. Allah (c.c) hiç kimsenin kızını oğlunu bu durumlara düşürmesin.

Çocuk giyim kuşam yönünden de takip edilmelidir. Diğer arkadaşlarının yanında da sahipsizmiş gibi görünmemelidir. Ayakkabısına varıncaya kadar her şeyinde diğer çocuklardan farklı olmayacak şekle getirilmelidir. Çocukların gezdiği, oynadığı yerler de kontrol altında tutulmalıdır. Çocukları, zararlı alışkanlıklara sevk etmeye çalışan kişi ve hatta kötü kuruluşlar bile vardır. Çocuklar onların ellerine düşürülmemelidir. Bu konudaki takipsizlik büyük facialara sebep olabilir. Bu bakımdan takip şarttır.

      Çocuğun eğitimin de öğretmenlere de çok iş düşer. Özellikle ilk ve orta okul seviyesinde çocuk üzerinde öğretmenlerin etkisi çok büyüktür. Kız çocuğu, beğendiği bayan öğretmenin her şeyini örnek alır. Saçının şekline kadar taklit etmeye çalışır. Erkek çocuklar, beğendiği erkek öğretmeninin takipçisidir. Çocukların üzerinde öğretmenlerin etkisi de çok büyüktür. O bakımdan bu konuda öğretmenlerimize de çok büyük görevler düşmektedir. Tabi ki değerli öğretmenlerimizin de bir anne baba kadar dikkatli olması gerekiyor.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@