Emre Sarıgedik'in 18 Nisan 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan'ı bu yıl bambaşka bir coşkuyla kutlamalıyız, kanısındayım.

Balkonlarımız birer meydan, cep telefonlarımız ise çocuklarımızın konuştuğu birer kürsü görevi görürken, TBMM'nin 102. yılının heyecanı, yaşımız kaç olursa olsun "Atatürk'ün çocukları" olan bizleri sevince boğmalı.

Her şey bu kadar umut doluyken 102 yıl önce Mustafa Kemal'in ortaya koyduğu ve devrim bilincini çocuklara aşıladığı bu özel tarih, ne yazık ki 102 yıl sonra bile ağır ve hakkaniyetsiz eleştiriler alabiliyor.

Bunun bir örneğini de 2 sene evvel Doğu Perinçek'in sözlerinde gördük. 23 Nisan'ın çocuk bayramı olması hakkında "Bakın Atatürk peygamber değil, bunlar çok büyük yanlışlar. 23 Nisan’ı Çocuk Bayramı yapmak bence yanlış. 23 Nisan bizim devrim günümüz. Çocukların eline balonları vererek Türkiye'yi devrimsizleştirmeye götürüyorsunuz. Ben ise bu balonları patlatıyorum" gibi ifadeler kullanmıştı Sayın Perinçek.

İlahi Perinçek... Baksanız Karşıya İskele yanında, denizin üstüne sıralanan balonları patlatamayacak olsa da, 23 Nisan balonlarını patlatacakmış. Atatürk'e peygamber diyen mi oldu da Atatürk düşmanlarının diliyle konuşuyorsun, diye sormazlar mı adama?

Tarihin görmediği bir şefkat, ağaç yaşken eğilir felsefesi ve milletimizin egemenliğe giden yolunu çocuklara anlatmak için 23 Nisan'dan güzel bir gün mü vardır?

Dersiniz ki bayramın "Ulusal Egemenlik" kısmı yeterince anlatılamıyor, o ayrıdır. Lakin siz, çocukların balonlarını patlatarak onlara devrim anlatamazsınız.

Sözün özü, siyasette partiler arası didişme normaldir. Lakin çocukların balonlarına uzanan ellerin karşısında önce anne ve babalar duracaktır.


Bu vesile ile siz değerli okuyucularımıza da ekonomomik sıkıntıları atlattığımız, birliğimizin kuvvetlendiği, bereketli ve hayırlı Ramazanlar diliyorum.