Doç. Dr. Çiler Çilingiroğlu'nun 19 Nisan 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Gezegen ikliminin birbirine bağlı ve birbirini etkileyen çoklu sistemlerden oluştuğunu anlatan olaylardan biri çok uzak mesafelere taşınabilen çöl kumları. Geçtiğimiz hafta Sahra Çölü’nden Türkiye’ye taşınan milyonlarca ton çöl kumuna maruz kaldık. Böyle günlerde gökyüzünün sarardığını, görüşün düştüğünü ve sonrasında yağmurun geldiğini gözlemleyebiliyoruz. Bugün çöl kumunun derin ve yakın tarihinden hareketle, geleceğine bir projeksiyon tutmaya çalışacağım.  

ÇÖL KUMUNUN DERİN TARİHİ

Son yıllarda daha çok dikkatimizi çekse de, aslında atmosferde taşınan çöl kumlarının tarihi ta Kretase Dönemine, yani 145-66 milyon yıl kadar geri gidiyor. Buzul dönemlerinde kuraklık nedeniyle arttığını bildiğimiz çöl kumu taşınımı, Son Buzul Çağında (2.5 milyon–11.700) yüksek seviyelerdeydi. Özellikle Son Buzul Maksimumu ve Genç Dryas evrelerinde dünya oldukça tozlu bir yerdi diyebiliriz.

Ilıman ve yağışlı iklimiyle 12 bin yıl önce başlayan Holosen, küresel kum taşınımının azaldığı bir çağ olarak biliniyor. Yine de, Holosen boyunca atmosferde çöl kumu taşınımı durmaksızın devam ediyor. Son 10 bin yıl içindeki kuraklık dönemlerinde ise çöl kumunun belirgin artışı söz konusu. Mesela günümüzden önce 8200, 4200 ve 1300 yıllarındaki ani kuraklık dönemlerinde çöl kumu fırtınalarının ve taşınımın arttığı paleoiklim kayıtlarıyla tespit edilmiş. O dönemin toplumları bu değişime tanıklık etmiş olmalı.  

ÇÖL KUMUNUN YAKIN TARİHİ

Bu köşede hep vurguladığımız gibi, artık Antroposen Çağına girmiş durumdayız. Holosen’in ılıman, yağışlı ve istikrarlı iklim rejiminden pek eser kalmadı. Gerek fosil yakıtlarla atmosferin ısınması gerekse endüstriyel tarım-hayvancılığın yıkıcı etkileriyle kuraklık olaylarına dünya genelinde daha sık rastlanıyor. Antropojenik, yani insan kaynaklı, bu etkilerin tamamı Kuzey Atlantik Salınımı ve Kuzey Atlantik deniz suyu sıcaklığını doğrudan etkiliyor. Bunlar da bizim yıl içinde yaşadığımız hava olaylarına doğrudan etki ediyor. Bu yüzden Afrika’dan kalkan tozun miktarı ve yıl içinde görülme sıklığı da değişti.  

Yapılan son araştırmalar 1970’lerden itibaren Sahra’dan taşınan tozun artışta olduğuna işaret ediyor. İsrail’de yapılan bir araştırmaya göre, bu miktar 25 milyon tondan 100 milyon tona yükselmiş durumda. 

Bilim insanlarının bu konuda başvurabileceği birçok veri kaynağı var ve bunlar oldukça güvenilir kaynaklar. Buz çekirdekleri, okyanus sondajları, bataklık sondajları, ağaç halkaları gibi doğal kaynaklı kayıtlar çöl kumunun arttığı ve azaldığı dönemleri bize yıl yıl göstermekte.

ÇÖL KUMUNUN YARARLARI VE ZARARLARI

Çöl kumu taşıdığı demir, fosfor ve nitrat gibi elementler sayesinde hem deniz ortamları hem de toprak kimyası için faydalı bir görev üstleniyor. Deniz ve okyanuslardaki besin zincirinin temelindeki algleri ve planktonları besleyen bu yapı okyanus ekosistemi için olumlu. Benzer şekilde taşıdığı demirle tarımı yapılan bitkilerin gelişiminde de çöl kumunun faydası kanıtlanmış durumda.

Diğer yandan, çöl kumu bazı bitkilerin fotosentez yapmasını olumsuz etkileyebiliyor. Çöl kumuyla birlikte uzun mesafelerde çeşitli alerjenler, bakteriler ve mantarlar taşınabiliyor. İnce tozlar insanlarda kalp-damar ve solunum yolu rahatsızlıklarına veya başka hastalıklara neden olabiliyor.

ÇÖL KUMUNUN GELECEĞİ

Son olarak, şunu belirtelim: 21. yüzyılda çöl kumuna ne kadar maruz kalacağımızı bilmek şu anda mümkün değil. Bazı çalışmalar düşüş, bazı çalışmalar ise artış olacağını söylüyor. Çok değişkenli, karmaşık iklim olaylarının simülasyonunu yapmak güç. Ancak şunu bugünden net olarak görüyoruz. İnsanın jeolojik bir faile dönüştüğü Antroposen Çağında atmosferin durdurulamayan ısınışı ve endüstriyel tarım-hayvancılığın yıkıcılığı kuraklık olaylarını artıracak. Bu kuraklıklar Afrika’yı elbette etkileyecek; ancak evde de durum çok iç açıcı değil ne yazık ki. Derhal ormansızlaşmadan ve bilinçsiz su tüketiminden vazgeçmemiz gerekli. Kuruyan göller, çoraklaşan toprak, yanan/kesilen ormanlar ve eriyen buzullar hepsi çölleşmenin bilinen nedenleri. Antroposen insanı, göz göre göre duvara toslamayacak kadar çok bilimsel veriyi biriktirmiş durumda. Bu veriyi bilgeliğe dönüştürecek ve harekete geçirecek iradesi de vardır umarız.

Kaynaklar

Goudie, A.S., Middleton, N.J., 2000. Saharan Dust Storms: Nature and Consequences. Earth-Science Reviews 56: 179–204.

Goudie, A.S. 2009. Dust storms: Recent developments, Journal of Environmental Management 90.1: 89–94.

Thomas DS, Knight M, Wiggs GF. 2005. Remobilization of southern African desert dune systems by twenty-first century global warming. Nature 435(7046): 1218–21.