Çölyak hastalığı; besinlerde yer almakta olan buğday, arpa ve çavdarda içerisindeki glüten ismi verilen proteine karşı ortaya çıkan hassasiyettir. Aynı zamanda bir bağışıklık sistemi rahatsızlığıdır ve her yaş grubunda görülebilir. Özellikle de ailesinde rastlanan bu hastalığın sonucunda çocuklarda görülebilme ihtimali oldukça fazladır, kısacası genetik geçiş önemli bir faktör haline gelir. Peki ya tam anlamıyla çölyak hastalığı nedir?

Bağışıklık sistemimiz bakteri ve virüs gibi zararlı maddelere karşı olarak antikor üretimi sayesinde vücudu korumaya alır. Fakat vücut nadirende olsa yararlı sayılabilecek maddelere karşı da antikor üretmeye başlayabilir. Çölyak hastalığı ile birlikte glüten isimli proteine karşı vücudun geliştirmiş olduğu antikor, ince bağırsaklarda hasara ve çölyak hastalığının gelişimine sebep olmaktadır.

Çölyak hastalığı ince bağırsağın içerinde yer alan villus isimi ile anılan, besin emiliminin sağlanmış olduğu parmaksı çıkıntılardan meydana gelen tabaka zarar görmektedir. Bağırsak mukozasındaki bu farklılıklar besin maddelerinin sindirimini ve emilimini olumsuz yönde oldukça etkiler. Özellikle de demir ve folik asit gibi kan yapımda görev alan ana elemanlarının emilimi bozulur. İlerleyen yaşlarda çölyak hastalığı belirtileri daha geniş bir alana yayılır ve daha anlaşılır olur. Bu hastalığın bir tedavisi yoktur ve glüten içeren gıdaların tüketimi kesildiğinde bağırsaktaki zarar önlenerek şikayetlerin azalmasına yardımcı olur.

Tedavi yöntemleri

Çölyak hastalığı sonucunda hastalar yaşam boyunca glütensiz diyet uygulanması ile devam etmesi gerekmektedir. Tedavi ile birlikte glütenin uzaklaştırılmasıyla bağırsak yapısında hızlı bir şekilde düzelmesine olanak sağlanıyor. Çölyak hastalığı ile tedavide uygulanması gereken bazı önemli kurallar yer alıyor. Bu sebeple bir diyetisyenle görüşmeler sağlamak ve konu ile ilgili bilgilenme oldukça önem taşıyan noktalardan biridir.

Glütensiz diyete yaşam boyunca uyum sağlayabilmek, besinsel eksikliklerin belirlenmesi ve tedavisi oldukça önemlidir. Aynı zamanda düzenli olarak klinik ve laboratuvar takiplerinin yapılması da önem taşmakadır. Hastaları glütensiz diyet konusunda bilgilendirmek, sıkı diyet yapabilmesi için motive etmek hasta sağlığı açısından oldukça önemlidir. Bazen glütensiz diyet ile iyi sonuç almak ile birlikte demir, folik asit, B12 vitamini, A, D, E, K gibi yağda eriyebilen vitamin ve kalsiyumun kısa veya uzun vadeli olarak verilmesi gerekebilmektedir.