Cumhuriyetin 99.yılına girerken modernlik anlamında bazı saptamalarda bulunmak istiyorum. Değerli sanatçı Fikret Kızılok’un bir devrimcinin güncesi albümünde yer alan ‘lavie est breve ‘ şarkısından Mustafa Kemal Atatürk’ün ağzından şiir aslında bir öyküyü anlatır ve bu şiiri Türkçe’ye çeviren de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Özetle bir Bulgaristan köylüsünü anlatır. Tam anlamıyla bir devrimcinin güncesidir, Türkçesi de şöyledir. Hayat kısacık/azıcık hayal/sevgi azıcık/ derken merhaba…hayat anlamsız/biraz ızdırap/ve umut yalnız/derken elveda…Bu şarkı sözlerini mırıldayan Atatürk sürgün hayatı yaşasam bile diplomatik misyonların davetleri, ziyafetler, açılışlar Sofya’daki hayatıma renk katıyordu. Memleketim için ne gerekiyorsa buradan yapmaya çalışıyordum. Arkadaşlarımla yazışmayı hiç aksatmadım. Bol bol sohbetler ederdik. Seçim hakkı, seçilme hakkı, kadınların her türlü özgürlüğü gibi konular tartışmamızın odak noktalarıydı.

Osmanlı imparatorluğu döneminde 1913 yılında Sofya’da ataşe militerlik günlerimde saray çevresi, bürokratlar ve diplomatlar için verilen ilk balolara devlet adamları eşlerini getirmemekte ve kadınlarla erkekler bu balolarda birlikte yer almamaktaydı. Birinci dünya savaşı sırasında imparatorluğa gelen Avrupalı askerlerin modern baloların daha da yaygınlaşmasına olanak sağladığı söylenebilir. Bu arada balo kıyafetlerinin ayrı özellikleri de vardır. Örneğin, 1913 yılında Sofya’daki balolardan birine Mustafa Kemal yeniçeri kostümüyle katılmıştır. Bu kostüm o baloda Mustafa Kemal’in birinci seçilmesini sağlamıştır.

Cumhuriyet baloları ülkemizde cumhuriyetin ilanının yıldönümlerini kutlama amacıyla 1925 yılından itibaren Ankara’da yapılmaya başlanmıştır. Devlet seçkinlerinin, milletvekillerinin, üst düzey bürokratlarının ve yabancı ülke temsilcilerinin katıldığı Ankara’daki balo devlet merkezli bir organizasyondur. İstanbul’un Ankara’ya oranla kent özelliğini taşıması ilk zamanlarda Ankara kutlamalarını sönük bırakmıştır. En iyi bilinen Ankara’daki kutlama mekanı Ankara Palas oteli idi.

İlk balolardan bu yana Cumhuriyet baloları seçkinci bir burjuva sınıfını kapsıyordu. Hatta baloya gidenler dansa katılmaya çekiniyor, genel olarak babalar kızlarıyla dans ediyordu. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Ankara romanında buradaki tasvir çok güzel anlatılmaktadır.

Şimdiki Cumhuriyet kutlamalarına bakıldığında bayramın hemen hemen yasaklandığını, balolu kutlamaların ortadan kalktığını ve laik cumhuriyetin yok edilmek istendiğini canlı olarak yaşıyoruz. Taliban’dan kaçanların yüksek duvarları aşarak ülkemizde sığınmacı olduğunu, Taliban heyetinin devlet protokolü çerçevesinde VİP’de karşılandığını görünce, okuyunca içimiz sızlıyor.

Gazi Mutafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygıyla anıyorum.