18.02.2018, 20:29

Dayan...

Dayan...

Var bir bilinç. 
Farkedebilirsen. 
Eğer bütün etrafındakileri farkedebilirsen görürsün ki bir tek biz bilinci tam anlamıyla kullanamıyoruz.
*
İşte bu bilinci, etrafınızdaki herşeyi ‘farkettiğinizde’ panik içine düştüğünüz anlar olabilir.
Ve bunun sebebini anladığınız zaman da senden bilinen herşeyin saklandığını da ‘fark’edersin.
*
İstedikleri  zaman kapıların açıldığını, istedikleri zamanda kapandığını görürsün.
İşte o anlar da dayan.
Eğer dayanabilirsen ne mutlu sana.
Başını dik tutabilirsen ne mutlu sana.
Ve sağduyunu kaybetmezsen, ne mutlu sana.
*
Eğer sen kimseye ‘güvenmez’ isen ortaya kendin kalırsın. 
Ve sadece kendine güvenirsin. 
Bu güzensizliğe dayanabiliyorsan dayan. 
İşte bunu aştığın zaman başarmışsındır. Ne mutlu sana.
*
Sözde ‘Hak’lı  görebildiklerin fazla ise gözlerin tam açılmamıştır.
‘Haksızlıklar’ azaldı ise ve sen bunu tam görebiliyorsan ne mutlu sana.
Eğer beklemesinini bilir ve beklemekten de yorulmazsan kapılar açılır gün gelir önünde.
Açılan kapılara da dayan.
*
Hakkında yalan mı söylendi?
Yalanı görmezden gel ve dayan. 
Çünkü sen yalanla iş göremezsin.
Çünkü sen özünde yalanla bezenemezsin.
*
Bir düşün. 
Nefreti duyan birileri mi var hayatında, senden nefret mi ediyorlar yoksa?
Sakın üzülme. 
Kendini nefrete de kaptırma.
Dayan dayanabildiğin kadar nefretin kapıları zorlamasına.
Bunu başarabilirsen ne mutlu sana.
*
Öfkeye kaptırmazsan gönlünü ve bütün bunlarla beraber ne çok iyi, ne de çok akıllı görünmezsen aleme mücadele edebilirsin. 
Çünkü akıllı görünenler gerçekte zayıftır.
Zayıflıklara, güşsüzlüklere dayan.
Güçsüzlerin üzerinden hak kazanan güçlülere de dayan.
*
Ve hayal et.
Eğer ki hayal edebilirsen yeşerirsin. 
Ancak, sakın o hayallerinin esiri olma.
Buna da dayan.
Sıkı tut kalbini. 
Hemen açma kapılarını asılsız, vaad edilen hayallere. 
Sen kalbinden geçen hayallere odaklan.
*

Düşün sadece.
Amaçlarını düşünceye yansıt. 
Ve düşüncelerini amaç edin. 
Bunu yapabilirsen zafer senindir. 
Ancak, yanında ‘yenilgi’ de yer alabilir.
Hazırlıklı ol.
Buna da dayan.
*

Gördüklerin seni üzebilir. 
Ortamında bir çok hokkabaz, düzenbaz, politikacı olabilir. 
Hepsini aynı kefede tartabilir misin? 
Hepsine aynı şekilde davranabilir misin? 
Buna da dayan.
Zordur bunu kabullenmek ama dayan.
*

Eğer ağzından çıkan bir gerçek var ise ve inanmıyorlarsa sıkılma. 
‘Alçaklıklar’ da bir gün gelir biter. ‘
Tuzaklar’da gider. 
‘Ahmaklıkların’da sonu bulunur. 
Dayan.
Tuzak kurmak için eğilip bükülenler de gün gelir gider.
Katlanabilirsen zorbalıklara, günü geldiğinde başa yıkılan gerçekleri de görürsün.
*
‘Her zaman’ ve ‘her an’ her ‘ne’ye ömür verdi isen eğrilmiş dalları orada bulursun.
İşte o eğrilmiş yıpranmış dallara da dayan.
Yeniden yapabilirsen ‘inşaatını’, ömrünü o inşaat üzere kurmassın, işte o zaman o yalan yığınlara, aldatıcılara aldanmazsın.
*

‘Yazı tura’ oyunu gibi bize her yaşatılan aşama. 
Aman dayan.
Hepsini atabilirsen, ‘kaybedersin’ veya ‘kazanırsın’ ancak her ikisinde de ‘yeniden’ başlayabilirsin.
Dayan. 
*

Evimizde rahat ve huzur içinde uyuyalım diye canlarını veren şehitlerimizden birine bir avukatın müvekkilinin alacağı için haciz koydurması da gerçeğimiz değil mi?
Buna dayanan ve kaybı  hakkında ağlamayanlar için dayanılacak durum mu der içimiz sızlar. 
Ancak buna da dayan gönül. 
Buna da dayan. 
Kalp, sinir ve kaslarının ağlamasına da dayan.
*
Bu vatan için ‘canını vermişin’ ikramiyesine haciz konabiliyorsa dayanma zamanıdır. Her aşamamızda üzerimize basılıyorsa dayanma zamanıdır. 
‘Medeniyiz, özgürüz biz’ denilse de hala medeni olmayan insanlara dayanma zamanıdır..
Seni irade ile ele geçirmeye çalışanlara dayanma zamanıdır.
*

Eğer kalabalıklarda koşuşturup duruken onurunu koruyabildiysen dayanabilmişsin demektir.
Karakterin duruyorsa aynı değişmeden, dayanabilmişsin demektir. 
Ortamlara göre hareket etmemiş isen dayanmışsındır. 
‘Su akar her yer’e, ancak sen hedefine akıyorsan dayanmışsındır.

*
Eğer ne düşmanların, ne de sevgili dostların seni artık incitemezse çok iyi dayanmışsındır.
Ve en önemlisi tüm insanları hala sevebiliyorsan herşeye rağmen başarmışsındır. 
Dakikalar dakikayı, saatler saati kovaladığında huzur ile yatağında geçişini ‘sevgi’ ile yapabiliyorsan yeryüzü ve semadakinler senindir, seninledir.
*
İşte ‘İnsan olmak’ dayanabilme gücünü ve gerçeği aramakla oluşturulur.
Doğruları bulmak, yanlışlara dayanmak, sorgulamak ve dünyayı, varlıkları ,hayatı anlama çabası içinde bulunmak, bu çaba da kalmak zordur.
Zor mücadeledir.
Şair Özdemir Asaf’ın ağzından işte bu mücadele;
“Dün sabaha karşı kendimle konuştum, 
ben hep kendime çıkan bir yokuştum. 
Yokuşun başında bir düşman vardı, 
onu vurmaya gittim kendimle vuruştum.”
*

İşte bu nedenle; 
Asıl önemlisi önce ‘kendine’ dayanmaktır.
Dayanabilirsen asıl kendine dayan.
Ve dahası , sen dayanabildiğin kadar dayanan ‘insanlık’ hep ‘mucizelere’ tanık oldun. Ancak sanırım en büyük ‘mucizen’ bu üstün gücün.


Dip notlar;
Yol..
Hintli işadamı Ratan Naval Tata’nın Londra’daki bir konuşmasından alınan güzel sözler bize belki bir yol olabilir. Hatalar düzeltilebilir.
İşte o güzel satırlar;
“-Çocuklarınızı zengin olmaları için eğitmeyin. Onları mutlu olmaları için eğitin. Böylece yetişkin olduklarında eşyaların fiyatını değil değerini bilirler.
-Yiyeceklerinizi ilaçlarınız gibi yiyin. Aksi durumda yiyeceğiniz olarak ilaçları yemek zorunda kalırsınız.
-Sizi seven hiçbir zaman terketmeyecektir. Çünkü bırakmak için 100 sebep de olsa tutmak için bir sebep bulacaktır.
-‘İnsanoğlu’ olmakla ‘insan’ olmak arasında pek çok fark vardır. Çok azı bunu anlar.
-Doğduğunuzda sevilirsiniz. Öldüğünüzde sevileceksiniz. Arasını siz başarmalısınız.
-Hızlı yürümek istiyorsanız yanlız yürüyün. Fakat uzun yürümek istiyorsanız beraber yürüyün. 
-Dünyadaki altı en iyi doktor
Güneşışığı. Dinlenme. Egzersiz.  Diyet. Kendine güvenme ve arkadaşlardır.
Hayatın her aşamasında bunu devam ettirin ve sağlıklı hayatın keyfini yaşayın.
-Aya bakarsanız, ‘Allah’ın güzelliğini görürsünüz .
Güneşe bakarsanız, ‘Allah’ın gücünü görürsünüz .Ve aynaya bakarsanız, ‘Allah’ın en iyi yarattığını görürsünüz. Bu yüzden kendinize inanın.
-Bizler turistiz ve Allah bizim bütün rezervasyonlarımızı, varış yerlerimizi önceden belirlemiş.
Bu yüzden!
Ona güvenin ve hayat denilen yolculuğun keyfini yaşayın.”

İnsan olmaya geldim...
Halk Ozanı, Aşık Nimri Dede’den iki dörtük;

“İkilik kinini içimden atıp,
özde ben bir insan olmaya geldim.
Taht kuralı ariflerin gönlüne,
sözde ben bir insan olmaya geldim.
Serimi meydana koymaya geldim.

Meğerse aşk imiş canın mayası,
ona mihrab olmuş kaşın arası.
‘Hak’kın işlediği kudret boyası,
yüzde ben bir insan olmaya geldim.
Serimi meydana koymaya geldim.”

Fıkra;
Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememiş. 
Bakan ne yaparsa yapsın, basın mensuplarına bir türlü yaranamıyormuş. 
Basının kendisiyle uğraşması bakanın canına tak etmiş, kendi kendine ,
“Öyle bir şey yapayim ki; gazeteciler mat olsun” diye düşünürken, aklına parlak bir fikir gelmiş. 
Bakanın bazi özel yetenekleri varmış, bu yeteneklerinden birini kullanarak basın mensuplarını etkilemeye karar vermiş. 
“Bakan, pazar günü saat 10:00 da denizin üzerinde yürüyecek.” diye hemen bir basın bildirisi yayınlamış.
Pazar sabahı saat 10:00 da tüm basın mensupları bildiride belirtilen yerde toplanmışlar. Bakan gelmiş ve elindeki bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başlamış. 
Basın mensupları şaşkınlıkla bakarken, bakan denizin üzerinde yürüye yürüye karşı kıyıya geçmiş.
Fakat ertesi günün tüm gazetelerde şu başlık varmış: “Bakan yüzme bilmiyor!..”

Günün sözü;
Sorun kuyunun derinliği değil, hedefe ulaştırmayan ipin kısalığıdır... Çin Atasözü...

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@