Tuncay Karaçorlu'nun 26 Mayıs 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

'Arayarak değil rastlayarak bulacaksın.
Aramak yatağından sapmak.
Rastlamak, aynı nehir yatağında buluşup.
Denize akmak'

Her gün biz istesek de istemesek de kuşlar güzel sesleriyle sabahı selamlayacaklar. Biz istesek de istemesek de begonvil çiçekleri o muhteşem renklerini yeryüzüne sunacaklar. Her gün biz istesek de istemesek de arayarak değil rastlayarak akan nehirler birbirini bulacak ve denizlere birlikte akacaklar. Bugünkü yazımın ilk cümleleri böyle olacak galiba.
Ardından sizlerle bir diziden ve o dizinin öncülleri olan yerli eserlerden  bilgi vereceğim.
Sonra Batı Anadolu coğrafyasına örnek olmakla kalmayıp, ülkemizde de örnek olan ve geleceğimize yön gösteren 'İzmir Yenifoça Gencelli Termik Santrali uyarısından, mücadelesinden, ne kadar haklı çıktığından ve kocaman dünyamızın ısınmasıyla ilgili günümüzde daha yeni çalmaya başlayan tehlike çanlarından bahsedeceğim.

t1
Oysa bizlerden yani, İstemezukçular, dedikleri, birçok alanda yıllar öncesinden birçok uyarıyı yapanlardan, konuda da uyarılarını yapmış olanlardan, önerilerini sunarak sonucu nasıl olursa olsun her şeye rağmen durmayarak yine yoluna devam edenlerden, doğaya, topluma ve bilime aykırı gelişme ve uygulamaların önüne çıkanlardan, bizlerden bahsedeceğim. Bizlerin sinema eserlerine konu olan, televizyon dizilerine içerik olan değerlerinden bilgi vereceğim.
Yine bu yazımda 24 Mayıs 2022 günü Efes Antik Kenti'nin bugünkü yerleşimi Selçuk'ta tarım üreticileriyle gerçekleştirdiğimiz İstasyon Çay Bahçesi sohbetinden ve  hemen yakınındaki köklü değerlere sahip olan bir ilçemizden Tire'den görsellerle birlikte söz edip tamamlayacağım yazımı.

t2

Özellikle 1980'li yıllardan sonra artarak bozulan kentlerimiz ile birlikte, toplumsal kültürümüz ve gönül değerlerimizde bozulduğunu görüyoruz.
Dayanışma ruhunun, komşuluk değerlerinin, ahlaki değerlerin yok ettirilmiş olması, yanlış ve haksız kentleşmeyi hızlandırmış ve bu kentsel ahlak suçuna toplum da ortak ettirilerek
yabancılaşma her alanda kasıtlı biçimde arttırılmıştır diye düşünüyorum.
Bu gelişmede 12 Eylül askeri darbesi ile kolaylaştırılmış, 1980'li yıllarda ülkemize dayatılan 24 Ocak ve kararları ile birlikte egemen kılmanın yolu açılmak istenmiştir.

Görülen ve bilinen budur.

Bu durum kentsel mekanlarımızın da içeriklenmesinde ve biçimlenmesinde temel olması gereken kamu yararına, toplum yararına ve şehircilik bilimine uygunluk da uydurma bir istemezukçular aldatması ile ilerleyen zamanlarda bu yanlış ve haksız duruma itiraz eden ve çözüm önerisi sunanlara yönelik itibarsızlaştırma ile perdelenmek istenmiş ve istenmektedir hala.
t7
Bu anlamda izlemenizi şiddetle önerdiğim bir TRT 1 dizisi olan Gönül Dağı dizisinde hala kaybettirilmekte olan ve kaybettirilmiş olan bu değerlerimizin nasıl çözüm olacağını da bu her yönüyle güzel dizide ve dizinin çekildiği Neşet Ertaş'ın yaşadığı coğrafyada görmek mümkün olabileceklerim sizler için de.
Benim için oldu.

Kentlerimiz de bizden olan Gönül Dağı dizisinin kahramanları gibi yabancılaşmadan uzak, komşuluk değerlerine yakın ve bilgece kurgulanabilmelidir.
t8
Ortak mekanlarımız dizideki dede gibi herkesi kucaklamalı, sokaklarımızı birbirinin güneşini kesmeden ve doğasını bozmadan, şehircilik değerleri ile değerlerimize yönlendirmeli, doğa ile tarih ile ve insan ile buluşturulabilmelidir.

Değerlerini kaybetmemiş doğa ve toplum gönüllüleri bu dönemlerde mücadeleler verirken garip masalarında oturup bu mücadeleleri burun kıvırıp ahkam kesenler şimdi bu mücadelelerin güzel sonuçları karşısında doğamızdan ve halklarımızdan çok utanıyorlardır.

Büyük Ekim devriminin evlatlarının geçtiğimiz yazımızla aldığımız ABD tarafından yönlendirilmiş Alman faşizmine karşı ve bütün dünyanın da yararlandığı Zafer Günü'nü hala kutlayan halkların kurduğu ilk işçi devletinin işçi devrimine darbe diyenler, büyük düşünce insanların hala yaşayan ve gelecekte de yararlanacağımız düşüncelerine eskimiş diyenler, artık geride kaldı diyenleri, unutturmaya çalışanları hala görüyoruz.

Oysa o değerler de hala yaşıyor, coğrafyamızın Anadolu'muzun değerleri de hala yaşıyor.

Bu evrensel değerler doğru tespitler yapıyor, geleceği yeni insan yeni toplum o değerlerle kurmanın çabasına girmiş yol almış bile.

Sözünü ettiklerimiz o masalarda çürürken.
orig
Dizideki 'Muhterem' gibi, 'Entelköy Efe Köye Karşı' sinema eserindeki 'Aykırı' gibi bugünkü yanlış yaşama muhalif ama doğru yaşamdan yana değerleri ile 'güneşi bir elekle güneşten almalı' topluma yaşama egemen kılmalı.

İşte İzmir Yenifoça Gencelli halkı, topluma ve doğal çevreye duyarlı topluluklarla buluşarak filmdeki kahramanlar gibi, Bergama halkı gibi tarih yazılar ve tarihe yazıldılar.

Coğrafyalarımızda başarı adaları  oluşturdular.

Zorlu olan bu dönemde hızla ninelerimizin, dedelerimizin öğütlediği yaşam tarzlarına, mekan tarzlarına, Gönül dağlarına dönülmeli ülkemizi bölgemizi kuşatan, bizden aykırı olan bize aykırı olan, bize aykırı olan ne varsa terk edilmeli, doğanın ve toplumun yolunda buluşulmalıdır diye düşünüyorum ve öneriyorum...