28.05.2021, 03:38

Demokrasi’nin ışığı dün söndürüldü

Bugün 28 Mayıs.

Türkiye’nin siyasi tarihi dün büyük bir darbe aldı.

27 Mayıs 1960’ın üzerinden 61 yıl geçmesine rağmen vicdanlarda derin yaralar açan darbe dün gibi taze ne yazık ki.

*

Buhranlı bir dönemin ortalarında 1946 yılının ocak ayında kurulan ve Mayıs 1950'de halkın büyük desteğiyle iş başına gelen Demokrat Parti (DP), 27 yıllık tek parti dönemini sona erdirdi.

DP serbest seçimle iktidarı kazanan ilk siyasi parti oldu.

Seçimlerde DP, yüzde 55 oy alarak 416 milletvekili ile Meclis'e girdi. Aynı seçimde CHP 69 sandalye kazanarak hüsrana uğradı.

İlk Demokrat Parti iktidarında Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Refik Koraltan TBMM Başkanı oldu. Birinci Adnan Menderes hükümeti 22 Mayıs 1950 tarihinde göreve başladı.

 

YETER SÖZ MİLLETİN

"Yeter söz milletin" sloganıyla halkın karşısına çıkan Demokrat Parti halkın büyük sempati ve desteğini kazanmıştı.

Menderes hükümetinin ilk icraatlarından biri, Arapça ezanı serbest bırakmak oldu. Haziran 1950 tarihinde yapılan düzenlemenin Cumhurbaşkanı Celal Bayar tarafından onaylanması neticesinde CHP'nin 1932'de çıkardığı "Türkçe ezan düzenlemesi" tarihe geçti.

Günümüzde bile tartışmalara açık olan bu karar o dönem gelecek sıkıntılı dönemin habercisi gibiydi.

Güçlü şekilde icraatlara başlayan DP Hükümeti, Haziran 1950'de darbe hazırlığı yapıldığı gerekçesiyle TSK'nin komuta kademesini emekliye sevk etti.

Bu karar Cumhuriyetin ilanından sonra siyasetin bir çok kademesinde artık neredeyse bir kural haline gelen ordu kadrolaşmasının tehdidi gibiydi adeta.

Ordu içinde rahatsızlıklar yüksek sesle dile getirilmeye başladı elbette.

 

GÜÇLÜ BİR HÜKÜMET VARDI

DP döneminde tarımda kullanılan traktör sayısı arttı. Makineleşme nedeniyle yaşanan tarımdaki mahsul artışı halkı oldukça memnun etmişti.

İktidar sanayi, eğitim, sağlık ve ulaştırma konularında da önemli adımlar attı.

Takvimler 2 Mayıs 1954'ü gösterdiğinde, Türk halkı yeniden sandık başına gitti.

Menderes ve ekibi rekor kırarak oyların yüzde 57'sini aldı ve koltuğunu iyice sağlamlaştırdı.

Daha kararlı adımlar atılabilmek, reformlar yapabilmek için elini güçlendirmişti hükümet.

*

Bu gelişmeler özellikle Türkiye’nin dış politika konusunda yalnız kalmasını isteyen bazı ülkeleri ve kesimleri rahatsız etti.

Selanik'te Atatürk'ün doğduğu evin yanındaki Türk Konsolosluğu'nun bahçesine atılan iki bombadan birinin patladığı, evin ve konsolosluk binasının camlarının kırıldığı dedikodusunun yayılmasından sonra Ankara, İstanbul ve İzmir'de halk sokağa döküldü.

6-7 Eylül 1955'teki olaylarda, Beyoğlu başta olmak üzere azınlıkların yaşadığı semtlere, kiliselere ve mezarlıklara saldırılar oldu.

Provokasyonlar sonucunda birçok azınlık mensubu Türkiye'yi terk etti.

Ülkede gerilim attı kutuplaşma başladı.

 

ÖZGÜR İRADE ASKIYA ALINDI

Tüm bu gelişmelerin ardından TSK içerisindeki bazı general ve subayların oluşturduğu 38 kişilik Milli Birlik Komitesi, "DP'nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü" gerekçelerini ileri sürerek 27 Mayıs'ta sabaha karşı yönetime el koydu. 
Kurmay Albay Alparslan Türkeş tarafından 04.36’da Ankara Radyosu’ndan okunan bildiriyle ‘darbe’ duyuruldu.

*

Menderes ise İmralı Adası'nda 17 Eylül 1961'de saat 13.21'de idam edildi.

Türkiye Cumhuriyet dönemi ile uluslararası arenada itibar kazanan, gelişen bir durumdayken bir anda demokratik imajından uzaklaştırıldı, askeri vesayetin boyunduruğu altında ezilen bir ülke durumuna geldi.

Yaşanan bu karanlık günlerin etkisi yıllarca silinemedi.

Sonrasında yaşanan darbe ve darbe girişimleri için o günler hep referans oldu.

Hala bu kambur Türkiye’nin sırtında.

15 Temmuz’da tarikatların eline geçen darbe tehdidi o gün bertaraf edilse de bugün karanlık yapılardan beslenmeye, kirli ininden çıkma hayalini kurduğu günü beklemeye devam ediyor.

Derin devlet, çete ve tarikatların ülke dinamiklerini alttan oyma çabalarını gördükçe de ne yazık ki uzun bir süre atılmayacak gibi.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@