Aralık ayının gelmesiyle kış aylarının hane halkı bütçelerinde yaratacağı tahribat da yavaş yavaş netleşiyor. İktidarın ekonomik darboğazdan çıkış yöntemi olarak gördüğü düşük faiz ısrarının kısa vadede tüketici üzerindeki etkilerinin sarsıcı olacağı hissedilmeye başlandı.

Faturalar korkutuyor, tüketici karamsar
Değişen etiketler, artan birim fiyatlar kışımızı daha da karartacak. Marketlerde bu yangınlara dikkat kesilmişken sayaçlarımızdan bütçelerimize yansıyacak ateş de günden güne netleşiyor. "Tasarrufu özendirmek için" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının elektrik ve doğalgazda az tüketene düşük, çok tüketene yüksek tarife içeren kademeli tarife çalışması tüketicilerden büyük tepki alıyor.

Gazetemizin haberinde de yer aldığı gibi elektrik piyasasında rekabetçi bir ortam yaratılacak, enerji fiyatları düşecek iddiası ile elektrik tedarik ve dağıtımının özelleştirildiğine dikkat çeken tüketiciler sonuç olarak dünyada en pahalıya elektrik kullandıklarını dile getiriyor.

Tüketici hukukunun 1995'ten bu yana hep ilerleme kaydettiğini dile getiren Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKO DER) İzmir Şubesi Başkanı Kurtuluş Binici "Bugüne kadar kat ettiğimiz mesafeden de geriye düşmüş durumdayız. Bizi iyi günlerin beklemediği kanaatindeyim” ifadeleriyle tedirginliğini dile getirdi.

Depremzedeler daha fazla adım atılmasını bekliyor
26 Kasım tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Ekim depreminde evi yıkılan bazı vatandaşlara tapularının verildiği törene katılmıştı. Cumhurbaşkanı'nın  katılımıyla depremzedeler için yapılan 596 konut ile 145 dükkanın  teslimi tüm hak sahiplerini mutlu etmeye yetmedi, bazı  depremzedeler kayıplarının telafisini istedi.

İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Başkanı Haydar Özkan Yenigün'e yaptığı açıklamada “104 metrekare yıkılan evi yerine 106 metrekare alan var. Birkaç metrenin peşine düşen var. Birkaç metre küçük alanlardan ne koparırsak düşüncesinde olanlar var.   162 ruhsatsız evi olan depremzede ev sahibi oluyor. Uzun vadeli sıfır faizli kredi istiyoruz. KDV %1 olsun. Rezerv alanında artan konutlar orta ve az hasarlılara satılsın” diyerek atılan adımların yetersizliğini ifade etti.

Sallanmaya devam ediyoruz, ya tedbirler?
Geçtiğimiz hafta yaşanan sarsıntılar deprem gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Konuyu "Yeteri kadar sallanmadık mı?" manşetiyle gündeme taşıdık.

İzmir Afet Bilinci ve Risk Farkındalığı Derneği Başkanı Servet Ertaş, " İzmir'in 13'e yakın fay hattı üzerinde olması nedeniyle depremlere her zaman hazırlıklı olması gerekli. Öte yandan İzmir'in yapı stoğu kötü durumda, bu yapıların yenilenmesi ve iyileştirilmesi gerekiyor"dedi. Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Genel Jeoloji Anabilim Dalı Profesörü Hasan Sözbilir ise, devletin ve yerel yönetimlerin Afet Risk Azaltma Planları'nın bir an önce uygulamaya alınması gerektiğini söyledi.

Yaşanan depremler tsunami korkusunu da hatırlattı. Ege Denizi’nde gerçekleşen depreme yakın saatlerde İzmir sahillerinde meydana gelen olaylar vatandaşlara korku dolu saatler yaşattı. Denizde oluşan dev dalgalar çevreye zarar verdi. Tsunami tehlikesini akıllarına getiren vatandaşlar sahillerden uzak durmaya çalıştı.

Kırsal alanlardaki muhtarlar dertli
Gündemi yoğun olarak meşgul etmese de kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşları ilgilendiren diğer bir konu da "kırsal mahalle" tartışması. On iki yıl önce Büyükşehir Yasası'nda yapılan değişiklikle binlerce köyü ve yüzlerce belde belediyesini bir anda mahalleye dönüşmüştü. Bir çok haklarından mahrum bırakılan köylülerin mağduriyetlerinin çözülmesi için çeşitli yöntemler deneniyor. Bu yöntemlerden biri de "kırsal mahalle" statüsü. Mahalleye dönüşen köylerin bu statüyle hangi haklarını geri kalıp hangilerinden uzak kalacakları tartışması ise hala kafaları kurcalıyor. Konuyu manşetimize taşıyarak tarafların görüşlerini gündeme getirdik.

Kadınlar kararlı: Yüzde elliden azını kabul etmiyoruz
5 Aralık, 1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün  Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin yıldönümü.  Türkiye'nin  Fransa ve İtalya’dan 11, Romanya’dan 12, Bulgaristan’dan 13, Belçika’dan 14, İsviçre’den ise 36 yıl önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanımış olmasını daha ileriye taşıma gerekliliğinin mesajını veren kadınların "Yüzde elliden azını kabul etmiyoruz" talebi önemliydi. Günden güne büyütülen bu talebin önümüzdeki ilk seçimlerde kadınların temsiliyet oranını yukarı çekeceği umudunu içimizi aydınlatıyor.