17.11.2018, 03:35

Depresif  yaptılar...

Depresyon günümüzün en yaygın hastalıklarından biri. 
Nasıl da toplum olarak depresif olduk altın kurallar ile aşama aşama bu tartışılır.
Hatta, o altın kurallar ile de tartışa tartışa, içten içten uygulanır.
*
Bu rahatsızlığın ağırlığı ülkemizi sardı. Peki bu ağırlıktan kurtulmak mümkün mü?
Mümkün. 
Ancak ülke olarak şöyle bir durulabilsek.
Öyle sürekli sorun dert olmasa.
Sürekli kaos olmasa.
Bu ağırlıktan kurtuluruz.
*
Tacizlerle yüzleşmesek. 
Şiddet bitse.
Ölüm haberi almadan, şehit haberi ile sarsılmadan, bu donanımlarla donan askerlerimiz olmasa. 
Hatta elçiliklerde cinayetler işlenmese. 
Sanatçılar sadece sanatını icra etse, şiddetden uzak kalsa.
Örnek insanlar artsa.
Bu ağırlıktan kurtuluruz.
*
Yani.
Sıradan günler olsa.
Böyle haberler yerine börtü- böcek, çiçek- böcek haberleri ile uğraşsak.
Hatta ağaç diksek her hafta bir yerlere. 
Sadece tüketici endeksli yaşamasak.
Bilim, ilim ağırlıklı gelişsek.
Bu ağırlıklardan kurtuluruz.
Ne güzel olurdu. Değil mi?
*
Bu istekler çok çok, daha çok şekillerde sıralanabilir.
İstek bitmez. Umut bitmez.
Ancak isteklerimiz masum da olsa masum olmayan çok şey oluyor ülkemizde. Bu nedenle depresif olduk gittik tümden.
Hatta ülkemizde depresyon yaşı beş yaşına bile çoktan indi.
Daha ne olsun. 
Bundan ötesi var mı?
Yok.
*

Depresyonda her yaş küçülmesi demek, yılların üstümüzde bıraktığı derin yaralar demek.
Derin izler demek.
Ve bu izler ülkemizi şekillendiriyorken elimiz kolumuz bağlı, birilerinin, belirli güçlerin altında öylece bakıyoruz.
Öylece sonumuzu izliyoruz.
Öylece elimiz kolumuz bağlı.
*
Lütfen depresyonda gözlenen artışa dikkat edin. 
Küçümsenmeyecek bir konu bu.
Ülke olarak durulmamız şart.
Toplum olarak durulmamız şart, ardından da birey olarak dinginleşmemiz şart.
*
Kış ayları kapımızda.
Puslu havalar kapımızda. 
Ancak o puslu, karamsar havayı içimize çekmeyelim.
Karamsar olmaktan soyunalım artık. Agresif ve negatiflikten bir an önce kurtulalım. 
Kendimize gelelim. 
Hem toplum hem de birey olarak en birinci görevimiz demokratik düzenimiz içinde demokratik yaşayabilmek.
*
Kış ayları geliyor, depresyona dikkat diyorum. 
Neden? 
Çünkü; kış ayı ile birlikte güneş ışınları azalıyor ve olumsuz etkiler psikolojiyi alt üst ediyor.
Çünkü kış ayları, havanın puslu oluşu, insanları daha çok karamsar ve agresif yaptığı için her türlü oyuna, her türlü kşkırtmaya, her türlü düzene uyum sağlamamızı kolaylaştırıyor.
Çünkü karamsarlık ruhumuzu kolay esir alıyor.
*
Şimdi, içinde bulunduğumuz ‘an’ a uyum sağlama zamanı.
Bu döneme uyum için daha fazla çaba sergilemeli ve azalmış olacak
güneş enerjisinin beyin yapısını olumsuz etkilemesi sonucu oluşacak depresyonu bertaraf edebilmeliyiz.
Kışkırtmaları geri itebilmeliyiz.
Sadece iyilik ve güzellikleri olumlama ile sağlayabilmeliyiz.
Toplumsal depresyona kapılarımızı kapatabilmeliyiz.
*
Hele ki metropol yaşamda yoğun iş temposu yüzünden birçok insan, psikolojik rahatsızlık geçirmeye müsait olduğundan dolayı kışkırtmalara gelebilir. 
Bir anda negatif yüklü bir kişilik olmanız an meselesi.
Bu ülkede gündem her an değiştiğinden ruh halinizin değişimi an meselesi.
Hayatı sevmeyen, nefret yüklü bir kişilik olmanız, sizi bu şekilde programlamaları an meselesi. 
İstedikleri bu.
*
Duygusal cevaplarda şiddetlenme, öfke patlamaları, herşeye önyargı, kendinizi huzursuz hissetme, iştahta oynama, uyku düzensizlikleri, tahammülsüzlük, çalışma ve verimde düşüş yaşıyorsanız sistemin sizi depresif yapmasına kapı açmışsınız demektir.
*
Şehir yaşamının ve tempolu işlerin elinde oyuncak olduğumuz bir sistemde bizi ele geçiren ‘maddi düzen ve dayatmacı tüketiciliğin’, ‘öfkeli kişiliğin’ elinden nasıl kurtulabiliriz?
Bu düzen içinde ne yapmalıyız ki, dayatılan depresiflikten kurtulalım?
Bu düzenden nasıl uzak duralım?
Ne yapmalıyız?
*

Öncelikle fiziksel önlemler alın. Bol bol sıvı tüketin. 
Yürüyüş ve egzersiz yapın. Nefes egzersizleri ile denge sağlayın.
Kafeinli içecekler yerine bitki çayları, özellikle ıhlamur, papatya çayları tüketerek rahatlayın.
Hafif gıdalar tüketin ve uyku düzeninize dikkat edin.
*
Gelelim ruhumuza.
Ruhumuz için öncelikle motivasyon çok önemlidir.
Kendinizi pozitif düşünceler konusunda motive edin.
Odak noktanız negatiflik, kaos, düzensizlik, öfke değil saf sevgi olsun. 
Mümkün olduğunca güneş ışığından yararlanın.
Kalabalık ve karanlık ortamlardan kaçının ki, kalbinize sıkıntı yaşatmayın. Ve tüm nefreti içinizden atın ki huzuru ve mutluluğu kalbinizde hissedin.

*
Ve en önemlisi kalbinizde ‘aşk’ ve ‘merhamet’ olsun. 
Çünkü onların gücü her şeyi değiştirir. 


Dip not;

Akrep...

Hintli  bir adam suda bata çıka ilerlemeye çalışırken yanına bir akrep gelir. Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını akrebe uzatır ama akrep onu sokar. Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya çalışır ama akrep onu tekrar sokar.
Yakınlarındaki başka biri ona, sürekli onu sokmaya çalışan akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler. Ama Hintli adam şöyle der:
‘Sokmak akrebin doğasında vardır. Benim doğamda ise sevmek var. Neden sokmak akrebin doğasında var diye kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim? “der.
Şimdi düşünelim. Tamda W.Shakespeare’in dediği gibi mi her yaşanan acaba. O der ki;
“İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için,sevmekten korkuyor. Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için. Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için. 
Konuşmaktan korkuyor,eleştirilmekten korktuğu için. 
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için...”

Şimdi düşünme zamanı...

Mutlu kalın...

Fıkra;

Dursun, saatlerin geri alınacağını duyunca, evdeki saatleri toplayıp Saatçi Temel’e gider:
- Ula Temel, saatler geri alınacakmış. 
Biz de evdeki saatleri senden satın aldığımız için sana getirdik. Bunları geri alacaksun da.
Temel kendinden emin bir şekilde:
- Öyle yağma yok. Ben de duydum ama, sadece 1 saat geri alınacakmış. 1 tanesini alırım, diğerlerini almam.

Günün sözü; Kitaplar, hiç solmayacak şifalı bitkilerdir... Herrick
 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@