Prof. Dr. Harun Raşit Uysal'ın 5 Temmuz 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

AKP iktidarının bu güne kadar en iyi yapabildiği işlerden biri kredi verip vatandaşı borçlandırmaktı. Borcu alan gelecek kaygısıyla pek hareket edemiyor, yakın değilse bile sırf gelecek kaygısıyla seçimlerde AKP’ye oy veriyordu.

Bu gruplar içerisinde kredi ile ev, araba alanlar, bankalardan tüketici kredisi çekenler vardı. Yine sade vatandaşların yanı sıra devlet bankalarından kredi çekip medya grupları satın alanlar, kredi ile iş kuranlar ya da işini devam ettirmeye çalışan iş insanları da bulunuyordu.

PARA VE TÜKETİCİ BALAYI DÖNEMİNDE…

İşler 2008-2012 arası iyi gidiyordu. Dünyada gidecek yer arayan milyarlarca dolar bulunuyordu. Bu dolarların bir kısmı da Türkiye’ye geldi. Türkiye gelen sıcak parayı kredi genişlemesinde kullandı ve insanlara ucuza ev, araba ve tüketici kredisi dağıttı. O sıralar büyüme rakamlarının önemli bir kısmını bunlar oluşturdular.  

İki bin on dörtten sonra sermaye ve sıcak para ülkeden çıkmaya ve buna paralel olarak borsadan çıkan şirket sayısı artmaya başladı, bunun üzerine sermaye piyasası kurulu (SPK) ortaklıktan çıkarma ve satma hakkında tebliğ'de değişikliğe giderek borsadan çıkışı zorlaştırdı.

BALAYI BİTTİ…

Türkiye’de 2017 yılında yapılan halk oylaması ile cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş ekonomi çevrelerinde tedirginlik yarattı. Merkez Bankasının (BM) özerkliğini yitirmesi ve çok sayıda başkan değiştirilmesinin yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanlığında sıkça bakan ve bürokrat değişimi güvensizliği geliştirdi. 

Bunların üzerine ekonomi kurallarına uygun olmayan teoriler ile ekonominin yönetilmesi, sık sık değiştirilen kurallar, yüksek enflasyon düşük faiz uygulaması ülkeden çıkan sermaye miktarını arttırdı. Kovid-19 salgını, iklim krizi, enerji tedarikinde yaşanan sıkıntılar, bölgesel çatışmalar ile Rusya Ukrayna çatışması dünyada hissedilen krizi görünür hale getirdi.

Kriz Türkiye’yi de etkiledi, bir farkla Türkiye bunu daha derinden yaşamaya başladı. Çoğu dünya ülkesinde yıllık enflasyon yüzde 10’un altındayken Türkiye’de yüzde 80’lere dayandı. Enflasyonun yaklaşık yüzde 10’luk hadi bilemedin yüzde 20’lik kısmı dünya kriziyle ilgiliyken geri kalan kısmı kötü ekonomi yönetimi yüzünden gerçekleşti.

Enflasyon karşısında gelirleri azalan insanlara ayni oranda gelir artışı sağlanamayınca alım güçleri düştü ve piyasa durağan hale geldi.

TENCERE DELİNDİ…

Bunun üzerine alınan krediler patladı ve sadece 2022 yılı Ocak-Şubat aylarında yasal takibe giren kişi sayısı 367 bini buldu. Geçtiğimiz yıl aynı dönemde bu sayı 132 bindi.       Tenceresi delinen insanlar “nasıl olsa battım” diyerek siyasi tercihini değiştirmeye başladılar. Esnaf bozuk para kutusunu yere atmaya, taksiciler, minibüsçüler, kamyoncular kontak kapatmaya, iş insanları daha yüksek perdeden konuşmaya başladılar.

Bu durum Demirel’in “boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur” sözünü hatırlattı. Bakalım seçimleri algı yönetimi mi, yoksa boş tencere mi kazanacak.

Göreceğiz…