Yerli üretim kağıtların ihraç edilmesi, dövize dayalı ithal kağıt kullanımı ile krize giren matbaacılık sektöründe yaşanan dijital devrim matbaaların kapısına bir bir kilit vurduruyor.

FADİME ALTANHAN/YENİGÜN- İzmir ve Türkiye’nin bir dönem lokomotif sektörlerinden biri olan matbaacılık sektörü zorluklarla boğuşuyor. Dövize dayalı girdi maliyetlerinin yüksekliği, her gün yenilenen yüksek teknolojiye dayalı makinelerin çıkışı, nitelikli personel yetişmemesi sektörün başlıca sorunları. Sorunlar yumağında dayanamayan İzmir’deki bazı firmalar kapısına kilit vururken çok sayıda matbaada kepenk kapatmanın eşiğine geldi. Önümüzdeki kış aylarında sayının daha fazla artacağından korkuluyor.

"MATBAACILAR KAN AĞLIYOR"

Ayla'nın yaşaması için yardım bekliyorlar Ayla'nın yaşaması için yardım bekliyorlar

Dijitalleşmenin matbaa sektörüne adeta darbe vurduğunu belirten İzmir Ticaret Odası Matbaa Grubu Meclis Üyesi Sinan Yolcu, "Dijitalleşme ile birlikte kitap, dergi, davetiye gibi ürünlerin talebinde de ciddi bir gerileme var. Sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde artık basılı ürünler tercih edilmiyor. Türkiye işçilik olarak çok pahalı olmasa da ham madde maliyetleri çok yüksek. Çünkü ham madde yurt dışından geliyor. Davetiyeden tutun da kutuya kadar insanlar maliyetleri düşürme derdindeler. Artık davetiye bastıran yok. İnsanlar artık davetlerini sosyal medya araçlarıyla yapıyorlar. Ambalaj grubunda ise maliyetlerin yüksek olması nedeniyle kutu yaptırmak yerine poşete koyarak maliyetlerini en aza indirme derdindeler. Sektör gün geçtikçe geriye gidiyor. Matbaacılar kan ağlıyor"  dedi.

"FİYATI DUYAN VAZGEÇİYOR"

Matbaacılığın gün geçtikçe daha fazla eridiğini söyleyen Yolcu, "Baskılı taraf gün geçtikçe yok oluyor. Para kazanmak zor olduğu için insanlar ellerindeki parayı başka sektörlere aktarma derdinde. O da ticaret değil, gayrimenkul ya da altın alıp satmak gibi işlere yatırım yapıyorlar. Matbaalara yatırım yapmak insanlar için artık hayal oldu. Matbaa sektöründe kullanılan makinelerin ne kadar pahalı olduğunu düşünürsek sektörümüzün maliyetlerinin de ne kadar yüksek olduğunu anlayabiliriz. Sektördekiler artık küçülme yoluna gidiyor. Personel sayısını azaltıyor. Şu ana kadar çok fazla kapanma olmadı ancak yıl sonuna kadar kapanmalarda ciddi bir artış görülebilir. İnsanların devir alması için o sektörde bir devamlılık bir talep olması lazım. Öyle bir talep yok ki, var olan kişiler iş yapamadığı, para kazanamadığı için devretmeye çalışıyor. Karsızlık ciddi şekilde büyüdü. Eylül ayında 58 bin lira olan elektrik faturamız bugün 215 bin lira geliyor. Ham madde fiyatları da oldukça yükseldi. 15 ay önce 750 dolara aldığımız ham madde bugün bin 800 dolar. Dolayısıyla maliyetler her geçen gün artıyor. Ürün yaptırmak için bize gelen kişilerin bu maliyetlerle istediğini yaptırma şansı yok. Zaten fiyatı duyan da vazgeçiyor. 100 müşterinin 80'inde bunu yaşıyoruz" dedi.

sinan yolcu

"KULLANILAN MAKİNELER 4-5 BİN EURO"

Matbaa sektörünün ayakta kalması için bu sektörde hizmet verenlerin kendine has işi olması gerektiğini belirten Yolcu, "Matbaacıların uygun makineler getirerek tek iş mantığıyla hareket etmesi gerekiyor. Örneğin, kutu yapacak birinin otomasyonu yüksek bir makinesi olacak. İşçilik maliyetlerini en aza indirecek makineler almalı. Ancak makinelerde de bir sıkıntı var. Bugün matbaada kullanılan makinelerin fiyatı 4-5 bin euro. Her firmanın bu sorunu çözme şansı yok. İnsanların bir araya gelip kooperatif mantığıyla hareket etmesi gerekiyor ki, bu sorun çözülsün. Maalesef devletten bu konuda bir destek göremiyoruz" şeklinde konuştu.

"TALEPLERİMİZE CEVAP ALAMADIK"

Meclis üyeliğine ilk seçildiği zamandan bu yana sektörle ilgili çalışmalarda bulunduklarını vurgulayan Yolcu, "Ben 4 yıl önce ilk meclis üyesi seçildiğimde sektör komitemizde KDV indirimi talebinde bulundum. En azından gıdacılara sattığımız ürünlerinde KDV yüzde 1 olsun istedik ancak bir cevap alamadık. Bunun dışında makine teşviğiyle ilgili de çalışmalarımız oldu. Dedik ki, bin euroluk bir makine aldığımızda bunun yarısı devlet tarafından hibe olarak verilsin. Bunun karşılığında da bizlere de örneğin 10 kişi çalıştıracaksın gibi şartlar konulsun. Ancak buna da bir cevap gelmedi" ifadelerini kullandı.

"BASIM SEKTÖRÜ SİYASETE BIRAKILMAMALI"

"Basım sektörünün sorunlarının çözümü siyasilere bırakılamayacak kadar önemlidir" diyerek sözlerine başlayan İzmir Matbaacılar Odası Başkan Yardımcısı Osman Koçanalı, "Türkiye'de kâğıt fabrikaları SEKA'lar varken dünyanın en büyük üçüncü kağıt hamurunu yapıyorduk. Ancak bu fabrikaları tek tek satıp TOKİ'ye verdiler. Sektörün en büyük sıkıntılarından biri kâğıt. Üçüncü hamur kâğıt Türkiye'de üretilmediği için fiyatı birinci hamur kâğıdı fiyatına satılıyor. Ben 1965 yılından bu yana matbaacılık yapıyorum. Son dört yılda gördüğüm kadar zorluk görmedim. Matbaacıların hepsi akşam evine nasıl ekmek götüreceğim diye düşünüyor. Kullanılan kâğıdın yüzde 90'ı ithal. İzmir'de birinci hamur kâğıt üreten iki tane fabrika var ama onlar da yurt dışına ihraç etmeyi daha karlı görüyor ve haklılar" dedi.

"İNSANLIK MATBAAYLA AYDINLANIR"

İzmir'de mali anlaşmalı 230'a yakın matbaanın olduğunu belirten Koçanalı, "Odamıza bağlı olan matbaalar küçük ölçekli. Ya kendisi çalışıyor ya da yanında bir iki kişi çalıştırıyor. Büyük matbaalar sanayi ve ticaret odasına bağlı. Onların sıkıntıları daha farklı biz sıkıntılarımızı küçük ölçekli olduğumuz için örtmeye çalışıyoruz. İnsanlar artık davetiye yaptırmıyor. Zaten son iki yıldır pandemi nedeniyle düğünler olmadı. Büyük işleri yapacak altyapı da küçük matbaalarda yok. Elektrik, boya, kâğıt derken maliyetler sürekli olarak artıyor. İthalata yönelik bir sistem var ve iktidar toplumu düşünmüyor. Bugün iktidar ya da muhalefet hiçbir partiden destek yok. Hiçbir siyasi partinin programında basım sektörüyle ilgili bir yazı ve çalışma yok. Ama bizim hep söylediğimiz bir söz var: İnsanlar ışığı bulmakla değil, matbaayı bulmakla aydınlanır" diye konuştu.

osman koçanalı (2)

"MATBAANIN YAPISI DEĞİŞTİ"

Dijitalleşmenin başlangıcının 15 yıl önceye dayandığını vurgulayan Koçanalı, "Bundan 15 yıl önce Alman bir marka İzmir'de seminer düzenledi. Bu toplantıda dünyanın globalleştiği ve matbaa sektörünün yapısının değiştiğini dile getirdi. Matbaaların dijitalleşmesini ya da ambalaj sektörüne yönelmesini söyledi. Çünkü ambalaj sektörünün bitmesi mümkün değil. Gelecekte daha da büyüyecek bir alan. Her ne kadar birçok olumsuzluk yaşansa da kâğıt tüketimi artıyor. Eskiden bu kadar ambalaj üretimi yapan yoktu. Biz de arkadaşlarımıza bunu anlattık. Ancak bunun için bir sermaye lazım. Bugün çalışacak dijital bir makine en ucuz 2 milyon lira. Herkesin bu makineleri alması mümkün değil. Ancak gelişimi devam ettirmek için ya  dijitalleşmemize ya da ambalaj sektörüne ihtiyaç var. İzmir, bu konuda göründüğü kadar büyük değil, kalifiye eleman bulmak zor" ifadelerini kullandı.

DİJİTALLEŞME 30 YILI DEVİRDİ

30 yıllık fabrikalarını dijitalleşmeye kurban veren Melih Çam, "Matbaanın teknolojiyle yaşadığı ortada. Cep telefonlarımızdan her şeye ulaşabildiğimiz için ne ajanda ne defter ne de takvim gibi basılı ürünlerin hiçbirine gerek kalmadı. Pandemiyle birlikte kafelerdeki menüler bile elektronikleşti. Artık kafeler Amerikan servis bile bastırmıyor. Bunun nedeni de ülkenin ekonomisinin kötü olması ve matbaa materyallerinin güncel zamlarla birlikte çok etkilenmesi. Bende bu sebepten dolayı matbaa sektörünü bırakmak zorunda kaldım. Orası bizim 30 yıllık fabrikamızdı. Babamın çocuğu, benim kardeşim gibiydi ama ne o bize yetebiliyordu ne de biz ona yetebiliyorduk. Eski tadı alamadığımız ve gelecek göremediğimiz için başka bir sektöre geçiş yaptım. Ne yazık ki ticarette duygusal olmamak gerekiyor. Pasta sürekli küçülürken İzmir'de matbaa sayısı fazla.  Yaptıkları iş çok zor ancak teşvik bulamıyorlar. Ay sonunda kafa kafaya çıkan sanayicilerimiz şükreder durumda. Süreç böyle olunca matbaacılar takvim, defter gibi ürünler yerine ambalaj üzerine çalışmaya başladı. Özellikle pandemi döneminde paket servislerin artmasıyla birlikte karton çanta ve ambalajlara ihtiyaç arttı. Matbaacılar da faaliyetlerini bu alana kaydırmaya başladılar. Her gün ham maddeye gelen zamlar sektörü olumsuz etkiliyor. Bunun yanında elektrik ve suya zam geliyor. O yüzden ülkece mücadelenin içindeyiz" açıklamalarında bulundu.

melih çam (1)