07.03.2014, 22:00

Dile kolay...

İzmir’deki kurumlar, hizmet için yeni ufuklar arıyor.¶

Mağdur kadınlar için bir araya geliniyor.

Çeşitli heyetler ‘Aile içi şiddet mağdurlarına’ daha iyi hizmet verebilmek için çalışıyor.

Yenilikçi yaklaşımlar, projeler üretiliyor.

İzmir İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve Belediye temsilcilerinden oluşan heyetler var...

İncelemeler oluşturuluyor, raporlar yazılıyor, çeşitli platformlarda gerçekleştirilecek eğitim ve bilgilendirme toplantıları sunuluyor.

Ve sunuldu.

Bir konferansta ‘Kadın ve Hukuk’ konusu ele alındı ve ‘Kadın olmadan da, hukuk olmada da doğru dürüst yaşam olmuyor’ cümlesi konuyu özetledi.

Kısaca, aile içi şiddet mağdurlarına hizmet veren kurumlar hızla, el ele, birlikte çalışıyor...

Ancak tüm bunlara rağmen her geçen gün şiddetten kaçan kadınların sayısı artıyor...

Danışma Merkezlerine başvuran kadınların sayısının artması, hukuksal, psikolojik ve grup terapisine gidenlerin artması bize toplumumuzda ki kadının yerini tam olarak göstermekte...

Sevgi yerine fiziksel şiddet, tecavüz, duygusal baskı ve ensest mağduriyeti artıyorsa bir dur demek gerek...

Bir es vererek düşünmek gerek...

Ülkemizde kadına yönelik şiddet, cinayetler, çocuk tacizlerinin artması iyi sonuç mu, gidişat iyi mi?

Şiddetten kaçmak, sığınmak çözüm mü?

Kadın ve hukuk bir arada mı şimdiki düzende?

Düşünüyorum...

Bir 8 Mart Kadınlar Günü’nü geride bıraktığımız bir yıl içinde ne değişti?

Gazetelerin 3. sayfalarını dolduran kadınlara yönelik şiddet olayları mı?

Erkek egemen toplum mu?

Erkek isteği, düşüncesi, tabuları, kör duyguları ve bağnazlıkları mı?

Birçok tabu ve yaşananların ana kaynağı olan ‘Anne erkekleri’ mi?

Türkiye'de kadınların yüzde 45'inin fiziksel, yüzde 40'ının ise cinsel şiddete maruz kaldığını biliyor musunuz?

Cinsel şiddete uğrayan kadınların; Yüzde 60'ı kocasından, yüzde 20'si boşandığı eşinden, yüzde 10'u birlikte yaşadığı erkekten, bir kısmı da akraba ve tanıdıklarından şiddet görüyor.

Cinsel şiddete uğrayan kadınların yüzde 15'i mahkemeye, yüzde 12'si de karakola başvurmasına rağmen sonuçsuz kalan o kadar çok durum var ki...

Kadın ve hukuk kapsamında kadın haklarını öğrenenler yine bilinçli kadınlar... Konferanslara katılanlarda Atatürk kadınları...

Kırsal kesimdeki bir kadının haklarından haberi bile yok...

Evet İzmir olarak ileriyiz.

Kadınlarımız önder.

Ancak

Dile kolay...

Onca yıl erkek egemenliğinde şiddetle savrulmak.

Dile kolay önder olmak için savaşmak.

Dile kolay yaşananlar.

Hiç kimse şiddeti hak etmez.

Ve bu davranışın hiçbir nedeni de, savunması da olamaz, yoktur…

 

 

Dip notlar;

 

Cinsel şiddet nedir?

 

Kadınları istemediği cinsel ilişkiye zorlamak, tecavüz, başka kişilerle cinsel ilişkiye zorlamak, cinsel olarak kişiyi korkutan ve kıran davranışlarda bulunmak, sürekli kadınlığını aşağılamak, telefonla, mektupla veya sözlü olarak sürekli cinsel içerikli tacizlerde bulunmak, cinsel organlara zarar vermek, namus ve töre nedeniyle baskı uygulamak, ters ilişki, ensest ilişki, çocukların önünde cinsel ilişkiye zorlanma, aşırı cinsel ilişki kurma, oral ilişki ve çeşitli aletler kullanarak ilişkiye zorlama gibi cinsel

şiddet içeren eylemlerdir.

Direnmenin sonu belli...

Peki neden?

Neden erkekler bu yolu seçiyor?

Bu erkeklerin ortak özellikleri neler?

Bir kere bilmeliyiz ki bu kişiler sorunlu kişiliklerdir...

Ani çıkış ve inişleri vardır, kadınları kötüleyici konuşurlar...

Her şeye karışan ve baskıcı, zorlayıcı kişilerdir... Sert, sinirli ve tehdit edicidirler...

Nedensiz yere kıskançlık gösteren bu kişiler genelde aşağılayıcı tavırlarla sizi önemsemezler...

İşte tüm bu şekilde davranarak üstünlüğünü kanıtlamaya çalışmak aslında içsel bir dürtünün eseridir. Ve bastırılmış davranış ve korkuları kadınlar üzerinden çıkıyor ne yazık ki...

 

Şiddet sonrası psikolojik yıkım...

Krizler... Cinsel isteksizlik, orgazm olamama, ağrılı cinsel ilişki,

Güvensizlik...

Yalnızlık duyma, yalnız kalma ve arkasından ağlama krizlerinin artması,

Hayata karşı ümitsizlik...

Korku, ürkeklik, içine kapanma, çekingenlik, iletişim kuramama,

Kendini suçlama, yalnız sokağa çıkamama...

Ses yükseltildiğinde tepkiler...

Uykusuzluk, halsizlik, aşırı yorgunluk, unutkanlık, çarpıntı, öfke patlamaları, bulantı, baş dönmesi...

 

Kadınlar neden susar?

Aslında kadınlarımızın cinsel şiddet olaylarını duyurmamasının bir çok nedeni var.

Mağduriyetini ispatlayamama...

Ekonomik nedenler, geçim sıkıntısı...

Çocukları...

Masumiyeti bilinse bile kötü algılanma korkusu,

Erkek daha güçlüdür imajı,

İş yerinde oluşan olaylarda işten atılma korkusu,

Tecavüzlerde tecavüzcüsü ile evlendirilme zorunluluğu,

Dışlanma endişesi ve ortada kalma korkusu...

Kadınlar günü kutlanıyorsa öncelikle sorunlar çözülmeli...

Bu en büyük onur ve hediyedir...

Mutlu kalın…

 

Fıkra;

Temel Avustralya'ya devekuşu avlamaya seyahate çıkıyor. Orada malzemelerini hazırlayıp maceraya atılıyor. 
Bir virajı dönünce bakıyor 15, 20 tane devekuşu. 
Hemen arabayı durduruyor, silahını doğrultuyor. 
Devekuşları silahı görünce ürkerek kafalarını kuma gömüyorlar.
Yani kendi akıllarınca saklanıyorlar. 
Temel etrafa bakıyor. Ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor: 
- Ulan nereye gitti bu hayvanlar?

 

 

 

Günün sözü;

Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir. Seneca

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@