02.09.2021, 12:42

Dimağ ve vicdan (3)

Geçen haftaki yazılarımızda  dimağ ve vicdan hakkında örnekler vermiştik. Sonuç olarak, asker yönüyle Atatürk'ün askeri yazıları ve emirleri, dimağ ve vicdan kavramlarının önemini kavramış, düşünsel derinliğe sahip bir aklı ortaya çıkaran düşünsel belgelerdir. 
Bunun felsefesi düşünüldüğünde, akıl kendi başına bir insani çaba değildir. Akıl, ancak vicdanın getirdiği değerlerle birlikte harekete geçebilir. Dolayısıyla, insanların aklını kullanmalarını istiyorsanız, aynı zamanda aklı iyiliğe veya kötülüğe kullanmak arasındaki ayrımın önemini de kavramanız gerekmektedir. 
Konuyu Atatürk’ün devlet adamlığı açısından irdelersek; Atatürk’ün, Sakarya Savaşı’ndan önce düzenlediği Maarif Kongresi önemlidir. O dönemde eğitim ve okur-yazarlık sorunlarını çözemeyeceğinden, geleceğe yönelik bir kongre düzenlemiştir. Bu kapsamda, kongre katılımcılarına seslenir ve iki cepheden bahseder: Biri savaş cephesi, diğeri ise toplum cephesidir. Toplum cephesi için Atatürk, eğitimin, erdemliliğin ve iyiliğin amacı olarak ulusal bir dehanın geliştirilmesinden bahseder. Kongrenin hem bilimi hem de kültürü —ilim ve irfan kapsadığını belirtir. Cehaletin karşısında kullanılacak olan silah ise dimağdır. Dimağı, gelecekte kullanılacak bir silah olarak tanımlar. Bunun ardından, Türkiye savaşı kazanmak ile asayişi sağlamak arasında bir yerde bulunduğundan, Atatürk ülkede bir seyahatlere çıkarak, konuşmalar yapmaya başlar. 

Bir camideki konuşmasında, şöyle der: "Minberler halkın dimağları, vicdanları için bir feyiz kaynağı ve nur kaynağı olmuştur". Dimağ ve vicdan kavramları, eğitim çerçevesinde, insanlar için birer ruhsal güç kaynağı, birer ışık kaynağı olacaktır. Atatürk bir camiye gitmiş ve kalplerinizdeki duygu ve düşüncelerden —vicdan ve düşün—bahsetmiştir. 
Yine Atatürk güneye, Tarsus'a gider ve çiftçilere seslenir. Şöyle der:
"Cahil dediğimizde, okulda hiç eğitim almamış olanları kastetmiyoruz. Bizim bahsettiğimiz bilgi, gerçeği bilmektir. En cahil insanlar da eğitilebilir; ama gerçek alimler, okuma bilmeseler bile, gerçeği bilenlerdir. Siz köylüler de bunu biliyorsunuz". Diğer bir deyişle, Atatürk dimağı sadece okullarda öğretilen bir şey olarak değil, sağduyu sahibi, gerçekle yüzleşen ve fedakarlık yapmaya hazır olan ve demagojiyle kandırılamayan insanların sahip olabileceği bir kavram olarak değerlendirmektedir. 
Sonuç olarak, Atatürk'ü bir devlet adamı olarak anlamak için, onu asker olarak da anlamak gerekir. Dimağ ve vicdan, askeri ve siyasi lideri anlamak için kullanılabilecek bir bağlantı sağlamaktadır. Atatürk, insan aklının bir değer ve duygu sistemiyle birlikte hareket ettiğini fark etmiştir; aklını bilinçli bir şekilde geliştirmiş ve kullanmış, bilinçli bir şekilde vicdanının her zaman farkında olmuştur. Bu, her insanın yaşamında izleyeceği önemli bir örnektir. Keskin ve analitik bir akla sahip bir birey olarak, Atatürk vicdan ve dimağı kendisi, ordusu ve toplumu için birer itici güç olarak değerlendirmiştir. İnsanları, kendilerindeki bu nitelikleri kullanmaları için zorlamıştır. Atatürk, yüksek bir amaç duygusu ve görev bilinci sergilemiştir. Hepimizin sahip olduğu ego ve kişisel hırslar, Atatürk'ün büyük bir lider olmasına yardımcı olmuştur. O, dimağın ilim, fen ve bilime, vicdanınsa kültüre ve fedakarlığa işaret ettiğini anlamıştır. Devrimiyle, geleceğin temelini atmış, kılavuz ilkeler oluşturmuştur. Yine de, dimağ ve vicdan durağan kavramlar değildir. Atatürk'ün başlattığı iş tamamlanmamış, bunu tamamlama görevi Türklere, Türkiye vatandaşlarına, Türkiye'nin insanlarına bırakılmıştır.
#AtatürkBilgiİleSevilir
#kemalinoğlu #kemalinoglu1923
[Söz konusu yazı; Türkiye Barolar Birliği’nin 09-14 Kasım 2009 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirdiği “XXI Yüzyılda Atatürk’ü Düşünmek” konulu anma etkinliğine katılan konuşmacılardan Prof. Dr. George W. GAWRYCH’in (Teksas Baylor Üniversitesi) konuşmasının tetkiki neticesi yayımlanmıştır.]

Yorumlar