17.02.2020, 07:12

Diyet, niyet ve siyaset

Bu yazım; yaşanmış gerçek bir hayat öyküsüdür…

Bu yazım; yaşanmış gerçek bir hayat öyküsüdür…
Yaşıtlarına göre fazla kilolu çift bir diyet uzmanına gitmeye karar verir. İlk randevuda gerekli kan testleri yapılır, vücudun kas ve kemik yapısı ölçülür, alınan sonuçlara göre bir diyet programı ortaya çıkartılır….
Fazla kiloları olan çifte gıda uzmanı diyetisyen, günlük besin kaynağı olarak “haşlanmış patates, marul, iki dilim ekmek, kibrit kutusu büyüklüğü kadar beyaz peynir, iyi pişirilmiş, kişi başına 50 gram et” tavsiye eder ve uygulanması gereken “gıda programı”nı kağıda yazarak bir ay sonra görüşmek üzere genç çiftin eline verir…
“Okumak, dinlemek yerine konuşmayı ve tartışmayı seven” çift “gıda programı”nı ceplerine koyarak bürodan ayrılır…
…Ve programı duydukları ile okumadan en küçük ayrıntısına kadar uygular. Peyniri bile cetvelle ölçerek kesip yer…
Bir ay sonrada; çiftimiz, “karnesi pekiyi”ler ile dolu, gururlu, sevinçli öğrenciler gibi koşarak diyetisyenin bürosuna gider...
Sonuç şaşırtıcıdır!..
Kilo vermek yerine; kilo alınmıştır…
Diyetisyen; bu olayın faturasının ekmek, peynir ve yemek aralığının sıklığından olduğunu düşünerek; “ne kadar, ne zaman aralığı”nda diye sorar…
Cevap; “Günlük iki kilo patates kaynattık, 3 adet de marul yedik. Peyniri cetvelle ölçtük, iki dilim ekmekten fazlasını tüketmedik” olur…
Uzman diyetisyen “felaket”i sezdiği için; “Gıda programını okudunuz mu?” diye sorar…
Çift birbirine bakarak sadece ; “Hayır...” diye konuşur…
Diyetisyen çaresizdir; “eğitim ve söylemler”in sadece "niyet"de kaldığını düşünür…
Bu çaba; çiftin “ daha fit, daha şık görünmek” için yaptığı bir eylemdir. 
Niyet doğrudur…
Verdikleri karar doğrudur…
Vücut da, beyin de yenilenmek istiyordur…
Bu da doğrudur…
Peki “program”a uyulmuş mudur?
Koca bir “Hayır…”
Beynimiz bizi uyarıyor; “Yenilenmek istiyorsun ama çizilen yol doğru, yaptıkların doğru değil…”
Sistem ve düşünceler bazı zamanlarda birbiri ile örtüşür…
Ancak; önce dinlememiz gerekiyor…
Ancak; önce anlamamız gerekiyor…
Fikrimizin tartışılmasına izin vermemiz gerekiyor…
Yoksa; bizim sağlığımızı, düşüncelerimizi kalıplaşmış programlar çözmez…
“Değişim” istiyoruz; “yenilik” istiyoruz…
Bunları istiyorsak, önce kendimizden başlamalıyız 
Başkalarına “şık görünmek” için fiziksel değişim istemeyelim…
“Menfaatlerimiz” olduğu için siyasi değişim istemeyelim…
Yoksa bütün fikirlerimiz, eylemlerimiz, yaşantımız, çalışma hayatımız “obez” olur geçer gider…
Haftaya buluşmak dileği ile…

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@