Merhaba, biz geldik. Kim bu dolarla maaş alanlar ve ne söylemek istiyorlar ?

Öncelikli soru KİMİZ?

Bazen ‘ekonomiyi eleştirince, çıkar cebindeki telefonu cümlesine maruz kalanlar’ bazen de ‘ iş beğenmeyip kalifikasyon sorunu olduğunu’ iddia edenlerin bahsettiği kişileriz. Kimisinin alfabenin son harfiyle hitap ettiği, kimisinin ‘bunların aklı bir karış havada, bunlar apolitikler’ yorumlarına maruz kalanlarız. Her şeyin sahibi olan ancak hiçbir şeyin sorumlusu olmadığını iddia eden kimselerin yaşadığı ülkede iş, aş ve kariyer planları yapmakta olanlarız, yaparken bunalıp daha hayata atılmadan fatura hesabı yapanlarız.

Biraz acıklı veya politik gelmiş olabilir ancak hayatımız bu kadar acıklı, sıkıcı değil. Eğlenmeyi, gezmeyi, yeni yerler görmeyi ve arkadaşlarımızla sohbet etmeyi de iyi becerenleriz. İletişim yöntemlerimiz, insanlarla tanışırken sorduğumuz sorular bile farklı. İlk tanıştığımız kişilere ‘nerelisin’ yerine ‘nasılsın’ diyoruz mesela. Küçük bir fark gibi gelebilir ama çok şey ifade eder. Nereli olduğunu merak etmediğimiz kişiye ‘şuradan adam çıkmaz, buradan düzgününü hiç görmedim’ gibi söylemler de söylememiş ve duymamış oluyoruz. Bunlar bize ‘cringe’ geliyor.

Aslında apolitik de değiliz. Mesela en iyi anladığımız şey ‘ekonomi’. Komik gelmesin size. Harflendirilen kuşak olan bizlerin uzmanlık alanıdır ekonomi. Belki dolarla maaş almıyoruz ama her gün dolar kaç TL olmuş kontrol ediyoruz. Çok dolarımız olduğundan demek isterdim ama maalesef sebep bu değil. Kimimizin hayal ettiği oyun konsolu, yeni iş kurmuşlarımızın iş bilgisayarı, cebimizden çıkarılması için can atılan cep telefonlarımız, yaşamamız için tüketmemiz gereken gıdalar, bu gıdaları yetiştirmek için gereken ham maddeler veya en basitinden evcil hayvanlarımıza aldığımız mamayı dahi etkileyen doları biz takip etmeyelim de kim takip etsin? Yani anlayacağınız tüp, yağ ve gaz lambası kuyruklarını görmeyen ve görmediği için de ‘siz bilmezsiniz o günleri’ cümlesine maruz kalanlarız. Biz dolaylı da olsa maaşını dolarla alanlarız. Ha bu arada biz ‘tanzim satışlara’ denk geldik. Domates, soğan, patates, biber. Bir de kilogram sınırı vardı değil mi ? İstediğimiz kadar da alamıyorduk. Yani anlayacağınız, küçümsediğimizden değil, o günleri çoktan geri bırakmış olmamız gerektiğini düşünenlerdeniz.

NE SÖYLEMEK İSTİYORUZ ?

Suni gündemler, her gün TV’lerde bir bilek güreşini andıran ve bir sonu olmayan, gerçeklikten uzak konulara karşı bir şeyler söylemeyecek miyiz? Bizler seçim dönemlerinde bir anda kimilerinin ‘’kankası’’ oluverenleriz. Kimileri bizleri çok iyi anladığını, kimisi de bize çok güvendiğini söylüyor. Ülkenin kaderini değiştireceğimize inancı tam olanları da duyuyoruz. Hakkımızda bunca şey söylediğine göre nacizane bir söz hakkı cürretini(!) kendimizde buluyoruz, bulmalıyız. Öncelikle biz kendimizi değerli hissetmeliyiz.

Buna bir politik pencereden, sol veya sağ olarak bakmak doğru değil. Hadi diyelim ki hala sol ve sağ diye bir kavram var. Diyelim ki siyasetler bunun üzerine temelleniyor. Peki o zaman Sol’dan bakalım. Beklenti nedir? DEĞİŞİM. Değişimin gerçekleşmesi, en basitinden her kesimi samimiyetle kucaklamaktan, eleştirilere kulak kabartmaktan geçmez mi? Hadi şimdi Sağ’dan bakalım. Değişim istenmeyeceğine göre ne istenebilir? GELİŞİM. Gelişimin gerçekleşmesi için en basitinden her kesimi samimiyetle kucaklamaktan, eleştirilere kulak kabartmaktan geçmez mi? Demek ki sol ve sağın beklentisi farklı olsa da yapması gerekenler aynı.

Normalden farklı olarak ilk yazımda; kendimi sonda tanıtmak istedim. Ben’in bir anlamı olmadığı bu dönemde sizlerle ilk buluşmamıza istinaden; Ben Ekin Arık Özer. 27 yaşında genç bir avukatım. Kendi ayaklarımın üzerinde durmaya daha 9 aydır başlasam da; 7 yaşından beri sokakta, hayatın içinde, çalışmaktan gocunmayan, üretmekten vazgeçmeyen bir arkadaşınızım. Argo denmez ama bir tabir vardır ya ‘apartman çocuğu’ diye, ha işte o ben değilim. Böyle söyleyince sizlere anlatacağım çok acıklı bir hayat hikayem olduğunu düşünmeyin. Kimisi için tuzu kuru olanlardanım. Kimisi için de ülkesini bir adım öteye götürmek için harç karan bir gencim. Kimisi için de; kader değiştireceğine inanılan 7 milyon gençten sadece birisiyim.

Acıklı hayat hikayemizin olmaması gördüklerimizi, gözlemlediklerimizi ve duyarlı olmamız gereken hususları anlatmayacağımız anlamına da gelmez tabiki. Farklı bir pencere her zaman iyidir. Bir de buradan bakın isterim. Bu arada dolar kazanıyorum. Hem de her sabah, her Merkez Bankası kararı açıklandıktan sonra, dolarla faizle kavga edildiği her gün işim dolarla.

Son bir isteğim olsun; Biz dedik, Y dedik, Z dedik, 7 milyon genç dedik. N’olur yaptığımız ironileri ve espirileri açıklattırmayın. Dolar kazanmıyoruz ama dolar harcıyoruz demek zorunda kalmayalım. Sadece bir rica.