17.01.2016, 22:00

‘Domuzdan’ mı geldi, ‘labaratuvar’dan mı?

İnsandan insana geçebilen bir virüs...

Her ne ise adı ‘domuz, insan, kuş’ karışımı tekrar hortlatıldı...

İşte bu karışım yüzünden, yani kısaca ‘domuz gribi’ yüzünden endişeli günler yaşıyoruz.
2009 yılında ABD ve Meksika’da rastlanan domuz gribi, Meksika’da sinema ve tiyatroları kapattırarak korku yaratmıştı.

Son derece hızla yayılan, yılda ortalama 250 bin ila 500 bin kişinin ölümüne yol açabilen bu virüs 29 ülkeye bulaşmış durumda...

Gelelim ülkemize.

Son günlerde ölümler ile paniğe yol açan ve tekrar ortaya çıktığı günden bu yana bizi telaşlandıran domuz gribi ne yazık ki can almaya devam ediyor.

Kuluçka süresi birkaç gün ile bir hafta arasında değişen virüsün bulaşma yolu, insandan insana, hapşırık, öksürük, tokalaşma ve hastalıklı kişinin eşyalara saçtığı zerreciklerden bulaşabiliyor...

Bu virüs, sıcak ortamda barınamıyor, bu nedenle ellerin sıcak su ile yıkanması çok önemli...

Ancak bir iddia var ki, şayet doğru ise ‘biyolojik silah’ dönemi başladı demektir.

Domuz gribi virüsünün laboratuvarlarda özel üretilmiş bir virüs türü olduğuna dair birtakım teoriler ortaya atılırken, biyolojik bir silah olarak kullanım alanlarının denendiği ve yayılma hızının belli dönemlerde test edildiği üzerinde tartışmalar da yapılıyor.

Ancak tabii ki bunlar bir teori ve iddia.

Doğruluğunun kanıtlanması şart...

Ancak uzun zamandır görülmeyen grip vakaları aniden ortaya çıkınca, zihnimde değişik düşünceler tabii ki oluştu...

Bir çok kişi gibi...*

Zamanında ilaç sektörünün nasıl büyük rant sektörü olduğunu yazmıştım.

Kısaca konu aşı...

Dünya Sağlık Örgütü, dünyada Aralık 2009'a kadar 65 milyon aşının yapıldığını ve mevsimsel grip aşısında beklenenlerden farklı yan etkiye rastlanmadığını açıklasa da, aşının yan etkileri konusunda hâla şüpheler bulunmakta.

Peki 2009 yılında iddia edildiği gibi gizli örgütlerin domuz gribi ve aşı oyunu var mı acaba?

Çünkü geçtiğimiz yıllarda ölen Finlandiyalı eski Sağlık Bakanı Dr. Rauni Kilde’nin domuz gribi hakkındaki çok çarpıcı açıklamaları kafamızı bulandırmış ve aşının bir aldatmaca olduğunu söylemesi hepimizi şaşırtmıştı.

En çarpıcı açıklaması;

“Bu aşı ile mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğu öldürülmek isteniyor, bu nedenle önce küçük çocuklara ve hamile kadınlara uygulanması öneriliyor” diye olmuştu.

Tarih Mayıs 2009.

Bir toplantı yapılıyor.

Bilderberg toplantısı...

İşte yukarıdaki açıklama bu toplantıdaki karardan çıkan açıklama...

Ve bu iddianın sahibi Dr. Rauni Kilde bu düşüncenin aynı zamanda eski ABD Başkanlarından Henry Kissinger’e ait olduğunu söyleyerek çok büyük iddialar ortaya atıyor.

Bu iddialara göre amaç;

“ABD, hiçbir maddi kayıp yaşamadan hatta milyarlarca dolar kazanarak dünya nüfusunu üçte iki oranında azaltmayı hedeflemekte” olduğu yönünde.

Bitmedi...

Dünya Sağlık Örgütü’nün de buna alet olduğu yönünde iddialar da düşündürücü. Bu gribin ölümcül bir salgın olduğu yönünde beyanda bulunulması için oldukça yoğun baskılara tabi tutulduğu da başka bir muamma...

Hatırlarsınız belki o dönemde Dünya Sağlık Örgütü domuz gribi için ‘2003'ten bu yana en geniş çaplı yaygın hastalık riskini taşıyor’ diye bir açıklama yapmış ve tehdidin boyutunu gözler önüne sermişti.*

Kısaca Rauni Kilde’ye göre aşı tercih değil, zorunluluk olursa hamileler, çocuklar ilk hedef.

Ancak kafa bulandıran diğer bir konu da, aşının beş yıl veya 20 yıl sonrası etkilerinin belirsizliği ile

kanser gibi hastalıklar yanında kısırlık ve ölümlere yol açabileceği iddiası...

İddianın en iç karartıcı yanı ise ilaç şirketlerinin her türlü sorumluluktan da muaf tutulması...

Tabii sizinle paylaştığım iddialar, domuz gribinin çıktığı 2009 yılına ait...

Şimdi geçmişe gidelim...

Domuz gribi olarak bilinen ve sağlık yetkilileri tarafından da genellikle bu adla anılan H1N1 virüsünün geçmişi nedir?

2009 yılında bazı genetik özelliklerini domuzlardan, kuşlardan ve insandan alan ınfluenza karışımı bu virüs kıtalar arası salgına (pandemiye) neden oldu.

Şimdi sesli düşünüyorum...

Bu virüs nerede türedi?

Laboratuvarda mı yoksa, doğada mı?

Dip notlar;

H1N1 (domuz gribi) nedir?

Domuz gribi solunum yoluyla (öksürük ve hapşırma) mevsimsel griple aynı belirtileri taşıyan ve aynı şekilde bulaşan viral bir hastalıktır...

Hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa, kapı kolu, bardak vb. gibi yüzeylere bulaşması sonucu ısı ve nem sebebiyle 2- 8 saat canlı kalabilen virüs, ellerden ve ağız yoluyla diğer bir kişiye hemen geçer...

Bu nedenle eller su ve sabunla iyice yıkanarak antiseptikler ile dezenfekte edilmeli, (elleri yıkamak en temel korunma yöntemidir), hasta kişilerle temas durumunda maske kullanılmalı ve hasta kişinin odası sık sık havalandırılmalıdır...

Hijyen, sağlıklı beslenme ve istirahat yanında bağışıklık sistemi büyük önem taşır...

'Ateş, üşüme-titreme, öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, kas ağrıları, baş ağrısı, kırgınlık, halsizlik, bulantı, ishal’ gibi şikayetleriniz varsa PCR testleri ile tanı konulabilir...

Antibiyotikler etkisizdir, yanlış tedavidir sadece antiviral tedavisi (hastlağın başlangıcından itibaren ilk 48 saat içinde başlandığında en iyi şekilde çalışır) tüm yaş ve risk grupları arasında etkilidir...

Bu gribin risk grubu, 2-5 yaş altı çocuklar, gebeler, yaşlılar, her yaş grubundan kronik hastalığı (astım, KOAH, kalp hastalığı, diyabet, pnömoniler, böbrek hastaları, kanser hastaları, bağışıklığı baskılanmışlar) olanlardır...
Erişkinlerde acil müdahale gerektiren belirtiler zor nefes almak, bilinç bulanıklığı ve sık-uzun süreli kusmadır...

Çocuklarda acil müdahale gerektiren belirtiler ise, hızlı ve zor nefes alma, solgunluk, morarma, beslenememe, uyarılara cevapta azalma, uykuya meyil, huzursuzluk, ateş ve döküntüdür...
Hastalığın bulaştığı kişiler, bu hastalığı belirtilerden bir gün önce ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırır, bu nedenle ilk 7 gün temastan kaçınmak şarttır.

Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve tabaklar ayrılmalı ve hastaya ait bulaşıklar ayrı yıkanmalıdır...

Hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalı, dezenfekte edilmelidir...

Bir küçük not paylaşmak isterim...

Şimdilerde özel sağlık kuruluşları ‘domuz gribi testi’ yaptıklarını duyuruyor. Sıradan bir grip tanısı yaptığını söylemek yerine domuz gribi tanımını kullanmak tabii ki müşteri çekmektir...

Bu nedenle dikkat edilmeli...

Sağlık Bakanlığı Grip Bilim Kurulu'ndan 'domuz gribi' açıklaması...

Geçtiğimiz hafta içinde domuz gribi haberlerindeki artış nedeniyle Sağlık Bakanlığı Grip Bilim Kurulu toplanarak sonuçları açıkladı.

Kurula göre bu sezonda, 2 bin 905 solunum semptomu olan hastadan alınan örneklerden bin 261’inde solunum yolu virüsü var. Bunlardan 463’ünde domuz gribi virüsü, 595’inde Rhino, RSV gibi solunum yolu virüsleri, 134’ünde İnfluenza A, 38’inde influenza B virüsü bulundu.

İl il grip...

Türkiye genelinde yaygın olan domuz gribi salgını nedeniyle vatandaşlarda tedirginlik nedeniyle tüm hastaneler ve sağlık merkezleri dolup taştı.

Türkiye’de şu ana kadar İstanbul, Adana, Niğde, Van, Şanlıurfa, Aksaray, Diyarbakır'ın aralarında olduğu bir çok şehirde vaka tespit edildi ve çoğu da ölümle sonuçlandı...

Son üç günde 10 binden fazla çocuk yüksek ateş, mide bulantısı, karın ağrısı şikayetiyle acil servisteydi.

Ölümlerin meydana gelmesi nedeniyle İzmirliler de oldukça paniklediler ve İzmir’de tüm hafta boyunca sağlık kuruluşları ve hastaneler acil vakalarla doldu taştı.

Gribe doğal destek ‘tahin’...

Mevsimsel hastalıklar ve grip salgınları artmışken hastalıklardan korunmak için nefis bir besin...

Tahin...

Kansere karşı koruyucu, bağışıklık sistemini güçlendirici, bedendeki ağır metaller, zehirli bileşikler, radyasyon ve bazı ilaçların yarattığı toksinlere karşı koruyucu olan tahin, nefes darlığı ve bronşite de oldukça faydalı...

Çocukların beyin ve zeka gelişimini sağlayan tahin aynı zamanda, alzheimerı önlediği gibi, içinde bulunan E vitamini sayesinde antioksidan etki sağlar, C ve B vitamini sayesinde ise hücre yapısınının bozulmasını engeller...

Son söz; İki çorba kaşığı tahinde yaklaşık yarım kilo biftekteki kadar protein vardır...

Mutlu kalın…

Fıkra;

Temel 60 katlı bir gökdelenden aşağıya düşmüş.

50-40-20-10-5-4-3-2 derken 1. kata geldiğinde aklından şu geçmiş:

– Allahım sana şükürler olsun. Bu kata kadar ölmeden geldiysem zaten 1. kattan düşsem de ölmem.

Günün sözü;

4 şeye sahip çıkın, çaldırmayın!

Emeğinizi, enerjinizi, zamanınızı, gülümsemenizi...Ts. Eliot

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@