Gözde Yılmaz'ın 2 Temmuz 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Merhaba sevgili kitap dostları,
 

Bu hafta birbirinden farklı tarzda ve dönemde yazılmış olsa da aynı düzeyde etkileyici ve dokunaklı, iki farklı kitap tavsiyem var sizlere.

İlk tavsiye kitabım Edebiyatımızın önemli isimlerinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu tarafından yazılmış,” Yaban” eseri.  Dönem edebiyatının en önemli örneklerinden biri olan bu eser, okunacaklar listenize mutlaka eklenmeli.

İkinci değerlendirme kitabım olan Stefan Zweig tarafından yazılmış” Korku” Kitabı ile doyumsuzluğun başa gelebilecek en büyük lanet olduğunun farkına varacaksınız.

Hazırsanız hemen kitap yorumlarımıza geçelim.

 

Yaban-Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Bu hafta sizlere edebiyatımızın en önemli eserlerinden biri olduğunu düşündüğüm Kurtuluş Savaşı yılları, Anadolu'daki yaşam, Anadolu'nun içinde bulunduğu dönem durumunu bizlere en iyi aktaran eserlerden biri olan, Yakup Kadri Karaosmanoğlu tarafından yazılmış,“Yaban” kitabını değerlendirmek istiyorum. Ana kahramanın bakış açısıyla, realist bir tarzda yazılmış bu eser, dönemin aydın-halk çatışmasını, halk ile aydın kesim arasındaki uçurumu açık bir şekilde ele alıyor.

Kitabın ana karakteri Ahmet Celal, I.Dünya savaşına katılmış, savaşta bir kolunu kaybederek geri dönmüştür. Savaştan döndüğünde İngiliz işgalinde olan İstanbul’da yaşamak istemeyen Ahmet Celal, emireri Mehmet Ali’nin daveti üzerine, Eskişehir’de bir köye yerleşir. Savaştan fiziksel olarak uzak olsa bile aklı sürekli savaşta olana Ahmet Celal, köye her gün gazete getirterek gelişmeleri izler. Fırsat buldukça da köylülere gelişmelerin önemini anlatır. Köylüler, köyün en zengin insanı olan emek sömürücüsü Salih Ağa’ya bağlıdır. Salih Ağa köylüleri kendi çıkarlarına göre kullanan, köylülerin gelişmesine, eğitimine fırsat vermeyen, sadece kendi çıkarlarını düşünen bir adamdır. Salih Ağa’nın yönlendirmesi ile köylüler Ahmet Celal’i benimsemez ve Ahmet Celal’e” Yaban” lakabını takarlar. Bu duruma çok üzülen Ahmet Celal içine kapanır, yalnız ve sessiz bir hayat sürmeye başlar. Köylülere de savaş karşısındaki duyarsız tutumları için kızgın ve küskündür. Köylülerin içinde bulundukları durumu hak ettiklerini düşünür.

Doyumsuzluk insanın en büyük lanetidir! yenigün

KORKU-STEFAN ZWEİG

Bu hafta sizlere en sevdiğim yazarlardan biri olan Stefan Zweig’e ait “Korku” kitabını değerlendirmek istedim. Seksen sayfa olarak yazılmış, novella tarzı eserde doyumsuzluğun tüm hallerini gözler önüne seren yazar, yaptığı psikolojik analizlerle adeta kitapseverleri hikayenin derinlerine çekip, kitabın müptelası yapıyor.

Kitabın ana karakteri İrene genç, güzel, sağlıklı ve zengin bir kadındır. Onu çok seven, avukat bir kocası, iki çocuğu ile birlikte neredeyse mükemmel bir hayat yaşamaktadır. Evinde hizmetçiler, çocuklar için dadılar ve İrene’nin hayatını kolaylaştıracak pek çok yardımcı bulunmaktadır. İrene  günlerini partiler, vakıf toplantıları ve arkadaş sohbetleri ile geçirmektedir. Fakat zamanla İrene yaptığı tüm etkinliklerden zevk almamaya başlar. Gittiği tüm davetler aynı yavanlıkta, yediği tüm yemekler aynı lezzettedir. Standart hayatından iyice sıkılan İrene, aradığı heyecanı gittiği bir davette piyanist olarak yer alan Eduard’ da bulur. Kısa zamanda birbirlerine aşık olan çift sık sık müzisyenin evinde buluşmaya başlar. İlk zamanlar heyecanlı bir oyun halinde devam eden bu buluşmalar, bir gün piyanist sevgilisinin evinden çıkarken bir kadının İrene’ye saldırması ve sevgilisini elinden aldığı için İrene’ye hakaretler etmesiyle, gerçeklere evrilir.  Ailesinin ve hayatının kıymetini bilmediği için çok üzülen İrene, eski günlere dönmenin özlemini yaşar.

Seksen sayfalık bir kitapla, doyumsuzluk ve pişmanlığın tüm psikolojik yönlerini ele almayı başarmış bu eser, kitapsever herkese naçizane tavsiyemdir. Daha fazla kitap yorumu için instagram@benimkitapligim9 sayfasını takipte kalın

Doyumsuzluk insanın en büyük lanetidir! yenigün2