19.07.2021, 04:07

Dürüstlük...

“Bizim derdimiz dürüst olmak. Türk olmak Kürt olmak yada inançlı olup olmamak değil. Din, dil, ırk aidiyeti üzerinden geçen dostluklar vesaire akrabalıklar çok ikinci derecede önemli. İnsanı bağlayan tek şey vardır; dürüst olmak ya da olmamak, bu kadar basit.”

Bu sözler Mehmet Aslantuğ’a ait.

Bizi biz yapan değerleri, unuttuğumuz insani yönümüzü bize hatırlatmış. Teşekkür ederiz.

*

İnsanoğlunun en çok ihtiyacı olan kavram dürüstlük bu dönemde değil mi?

Her ne kadar saklı ve bu çağ içinde lüks de olsa bu kavram öncelikle insanın güncel hayatına dem vuruyor. Bu hayatta olmamız gereken yere bizi en güzel şekilde ulaştıran en doğru, en gerçek erdemdir bu kavram. Dürüst olmayan toplum çürümeye, yozlaşmaya yüz tutmuştur her daim.

*

Ancak kişiselleştirdiğimiz de ne kadar dürüstlük peşindeyiz, bu önemli?

Hayatımızı ne kadar bu çerçevede yaşıyoruz?

Önce kendine dürüst olabilir misin? Kendini arındırabilir misin? Bu daha önemli.

Dürüst olmak sadece yalan söylememek olsaydı ooh bunu çok kolay sağlardık.

Oysa dürüstlük davranış, ortama uygun bir hal içine girmeden, kıvırmadan ortaya atılan davranıştır aynı zamanda. Kendini kıvırmadan anlatabiliyor musun? Asıl zor olan taraf budur.

*

Normal bir davranıştan daha çok lüks olarak nitelendirdiğimiz dürüstlüğümüz bazı gözlerde fütursuz olarak nitelenebilir.

Ancak olduğun gibi görünmek göründüğün gibi olmak. Asıl zor olan budur.

Ve bu olduğunda karşınızdaki kişiye saygı duymanızı sağlayan önemli bir özellik keşfine çıkarsınız.

*

Dürüstlük ahlaki yapıyla bağdaştırılabilir mi?

Toplum normlarına ve evrensel normlara bağlılık ile bağdaşabilir mi?

Dürüstlüğün bitirilişinden sonra insan kendine nasıl olabildiğince dürüst olabilir ki? Veya insan kendinin kendine karşı dürüst olduğunu nasıl anlar ve ifade edebilir?

İnsanlar saklamaya itiliyor. Susmaya, korkmaya itiliyor.

İşte bu nedenle imkânsızdır. Mutlak bir dürüstlük imkânsızdır. Ancak olanaksız da değildir. Ve yine ancak ki herkesin sırları, sakladıkları vardır. Ve insanların sırlarını size ne kadar açabilecekleri ise yine sizin bakış açınıza bağlıdır.

Dürüstlük gerçeği korumak ve iyi niyet ise en doğru anda, doğru bilgiyi sunmalısınız karşınızdakine.

*

İnsanoğlu dürüstlüğünden adım adım uzaklaşırken ne kadar suçludur?

Önce bunu irdelemeli. Birey olarak kendisini ne şekilde gerçek kılıyor? Bunu irdelemeli.
Bu çerçevede şunu görüyoruz ki
insanoğlunun dürüstlüğe varmasını sağlayacak bütün yollar maalesef ki harap halde.

Ancak bu yollar sonunda tekrar uyumlanarak dürüstlük adı altında ama iç boş olarak tekrar hedef haline getiriliyor.

Süsleniyor, süsleniyor.

Ve önümüze sürülmek için günümüz toplum yapısı ile uyumlu hale getiriliyor.

*

İnsanoğlunun anlamadığı bir şey var. Dürüstlük insanların kendileriyle barışık olması, eksik yönlerini kabullenmiş olması da demektir. Böyle siyasilere ihtiyacımız var. Söylenebilecek olası negatif şeyleri hazmedebilecek karakterlere ihtiyacımız var.

Bu bağlamda, herkes için kolay olmayandır işte dürüstlük.

Ve dürüstlükten ne anladığımıza göre de değişir.

 

*

İnsan kendine dürüst olsa dahi başkalarına tam anlamıyla ne kadar dürüst olabilir ki?

İnsanın kendinde sakladığı çok şey yok mu?

Arkasında menfaatleri yok mu? Var tabi ama insanın sahip olabileceği en önemli meziyet oyun oynamamaktır.

Açık ve dürüst olabiliyor musun?

Senden güzeli yok bu dünya âleminde...

 

Dip notlar;

Toplumsal dürüstlük...

Bu ülke uzun zamandır yanılgılardan ötürü çekmedi mi?

Türkiye halkı dini bütün, milliyetçi ve ahlakçılık tacirliği kişilerce sömürülmedi mi?

O zaman da toplumsal dürüstlükten söz edilmiyor muydu?

Toplumsal dürüstlüğün gerçekleştirilmesine müsaade etmeyenler çoğunlukta ve hep iş başında.

Ve gördük ki ne kadar çok dürüstlükten dem vurunla karşılaşırsak politika içinde, o kadar çok egosal olarak gelişeni görürüz.

Bu açıdan bakıldığında, dürüstlük iddiasında bulunan siyasilere karşı da insan, güvensizlik duyabiliyor. İnsanın dürüstlüğe karşı saygısı ve hakikate karşı heyecanı var. Ancak kayıpta.

Toplumumuzu uzun sure önce terk ettiği için değerini ve anlamını yitirdi bu erdem.

Kazanılabilir mi? Evet siyasi arenada tekrar taşlar yerine oturduğunda kazanılabilir.

Üzerine konuşmaktan sakındığınızda belki de daha çok başarılı olacaksınız.

Kavramsal ego yükselmeyecek ve sadece "dürüstçe yaşamayı" öngöreceksiniz.

Toplumumuzun tercihlerini belirlerken dürüstlük ilk sıraya geçebilir.

Değerlendirmeye bile almadığınız bir kriterken, en başa oturabilir.

Her ne olursanız olun. Sağcı, solcu, şeriatçı, komünist fark etmez.

Toplumumuzun tek ortak noktası bizi uzun sure önce terk eden dürüstlüğümüz olsa insanların hayatlarını değiştirirsiniz.

Yalanlar biter. Torpiller biter. Kayırmalar gider.

Rüşvetler biter. Yolsuzluk çeker gider.

Dürüstlük demek yalan dolanın bitmesi, yolsuzlukların gitmesi, aldatmacaların uçması ve ikiyüzlülüklerin yok olması ise bunları yapan her türden kişinin de bir sözüyle milyonlarca insanın hayatını karartabilecek kişilerin de gitmesi demektir. Gözünüzün içine baka baka yalan söyleyenlerin onursuz, korkak, olanların üçkâğıtçıların bitmesi demektir.

Ütopya evet.

Ama gerçek olabilir. Toplumun tüm sorunlarına çare olabilecek bu erdem umarım yeşerir ve geri gelir.

 

 

Mutlu kalın…

 

Fıkra;

Köy merasının taksimi işinde çıkan kavgada Temel, arkadaşı Cemal’in kafasını yarmış iş mahkemeye intikal etmişti.
Mahkemede C. Savcısı iddianameyi okuduktan sonra sıra Temel’in savunmasına gelince masumane şöyle dedi:

– Uyy Hâkim Bey, ben ne bileyim habunun kafasının habu kadar çürük olduğun… Bi vurdum kafasi içine geçti…


Günün sözü; "Dürüstlüğümüz beş para etmiyor ama gerçekte sahip olduğumuz tek şey bu" V For Vendetta

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@