07.10.2021, 14:41

Duygu mühendisliği…

Ben onu-bunu bilmem… Eğitim işi duygularla yapılır, duygularla yönetilir… Sevmezsen/sevemezsen çocuğu, insanı, yapamazsın bu işi… Sevmezsen/sevemezsen çevreyi, dünyayı, mekanikleşirsin… Çocuk, sevildiğini hissetmezse kapılarını açmaz sana… Anne-babalar sevgisiz öğretmene, sevgisini sunmayan, paylaşmayan eğitimciye, yöneticiye güvenemez, inanamaz… Sevgiyle diyemiyorsan günaydın, sevgiyle saçını okşayamıyorsan öğrencinin, sevgiyle bakamıyorsa gözlerin, eğitimin içine hiç girmeyin…

Bilgini, sevginle harmanlayamıyorsan; gelecekle ilgili hayallerinin arasında sevgi dolu bir dünya yoksa sakın soyunmayın bu işe…

Düşünün bir kere… Sevemediğimiz ders, sevemediğimiz öğretmen, yönetici; sevemediğimiz okul, bize neler hissettirir, neler düşündürür? Motivasyonumuz, başarımız, ilgimiz, çabamız sevemediklerimize karşı nasıl olur? Sevemediklerimizde ne kadar başarılı olduk, ne kadar mutlu olduk?

Çok iyi hatırlıyorum… Ortaokul birinci sınıfa gidiyordum. Matematik öğretmenim her derse suratı asık, agresif girerdi… Üstelik de komşumuzdu… Biz de her çocuk gibi sokakta oyunlar oynardık… Zaman zaman da oynadığımız top, onların penceresine çarpar, sonra da azar işitirdik. Bu öğretmenimizin derse girdiğinde ilk işi bana en zor problemleri sorup çözemediğimde de “oyna bakalım top, sonra da bu soruları çözemezsin” demek olurdu. Oysa diğer tüm derslerim çok iyiydi. Matematik ve öğretmenden bu davranışlar yüzünden soğudum… Beni sevmediğini düşünürdüm hep… Oysa sonraki yıllarda farklı öğretmenlerle çok farklı başarılara imza attım.

Eminim birçoğumuzun bu anlamda iz bırakan anıları, hatta hayatında dönüm noktası olan öğretmenleri vardır. Duyguları yönetmezsek, öğrenme-öğretme süreçlerini duygularla öremezsek duvara çarparız hep…

Eğitim sektörü bu anlamda “profesyonellik!” olarak adlandırılan kavramla pek örtüşmüyor… Gönül işidir, sevgi işidir… Romantiktir, duygusaldır gerçek eğitimciler… Öylesine sadece etten kemikten oluşan yaratıklar yok karşımızda… Sevinen, üzülen, coşan, bir sevgi sözcüğüyle harikalar yaratabilecek çocuklar, gençler var...

Eğitimin temel malzemesi çocuktur, gençtir, yani insandır. Öyle laboratuvarda ürettiğiniz ya da doğadan topladığınız diğer malzemelere benzemez onlar… Her yaşında hatta her ayında farklı duygular, düşünceler taşırlar, yaşarlar… Her dönemde farklı davranışlar gösterirler… Eğer onları anlayamazsak, onların duygu dünyasında neler olup bittiğini keşfedemezsek, yapacağımız her program, uygulayacağımız her proje boşuna gider.

Sevgiyle dokunun tüm yüreklere…

Yorumlar