11.07.2014, 21:00

Düzen sağlanmış...

Türkiye, toplam 13 bin bitki çeşitliliğine sahip.

Genleriyle nasıl oynandığı bilinmeyen tohumlar var ve biz tonla döviz ödüyoruz bu tohumlar için.

Satın alıyoruz.

Ekip dikiyoruz.

Sofralarımıza geliyor.

Gübre ve zirai mücadele ilaçları da cabası…

Ha bir gerçek de şu...

Bunları yedikten sonra da kanser olma durumunda aynı yabancı şirketlere muhtaç olan da biziz...

Onlara avuç avuç para saçan da biziz...

Tonla para ödeyerek aynı şirketlerden ilaç temin eden de biziz...

Bu nasıl bir düzen?

Bu nasıl bir oyun?

Kısaca düzen olduğu gibi sağlanmış...

Haberimiz var da olsa ne olacak, yok da olsa ne olacak?

*

 

Mesela ‘Ramazan’da boy boy reklamları dönen adı lazım değil gazlı içeceklere el atalım...

Şerbet gibi sunulan ama kan şekerini yükselterek bizi mahveden içeceklere...

Cazip gösterilen reklamlar...

Evet kendisini hissettiren hatırı sayılır sıcaklar yüzünden buz gibi buz gibi diye dayatılan içecekler su gibi tüketilirken hem bağımlı millet, hem de geleceği karartılan bir millet olduk...

Sıcaklığın etkisini azaltmak için tükettiğimiz buz gibi içecekler var ya, işte onların zararlarını biliyor musunuz?

Bu tür gazlı içecekler (adını vermek istemiyorum, zaten biliyorsunuz) ilk 10 dakikada kanınıza 10 çay kaşığı şeker sokuyor...

İlk 20 dakika da kan şekerinizi aşırı şekilde yükselterek pankreasınıza aşırı derecede insülin salgılatıyor...

Ve 40 dakika içinde kafeinin tamamı dolaşıma giriyor, kan basıncı yükselip, karaciğerden daha fazla şeker kana geçerek tekrar kanda şeker yükseliyor...
Sonra 45 dakika içinde beyinde dopamin yapımı arttığı için mutluluk hissi başlıyor, ancak 60 dakikaya ulaştığınızda ani açlık hissiniz oluşuyor...

Bu da demektir ki ‘tekrar ye, tekrar insülin yükselt’ vs...

Bu döngü böyle devam eder...

Ta ki diyabet kapınızı çalana kadar...

Hem de su, maden suyu, ev yapımı limonatalar, taze meyve suları dururken, kendimizi riske atıyoruz...

*

 

Ancak bilmenizi istediğim bir gerçek var...

Bu içecekler aslında dünyada sadece iki ülkede satılmıyor...

Kapitalist düzene baş kaldırıyor bu iki ülke...

Kuzey Kore ve Küba.

Biz ise ele geçirilmiş durumdayız...

Çok boyutlu politik bir oyunun içindeyiz.

Anlıyoruz ki bu düzen başka düzen...

İlla ye...

İlla ye diretimi...

İlla iç...

İlla içeceksin diretimi...

Tarımsal ürünlere illa müdahale...

İlla değişim...

İlla da GDO...

*

Dünya da örgütlü toplum kuruluşları bu sorumsuzluğa karşı örgütlendiler...

Ufak zaferlerde kazanıldı...

Ancak İngiltere ve İspanya GDO savunması yaparken, çevreci grupların sürekli baskısı sonucu Fransa, Avusturya ve Macaristan yasaklamayı savundu...

Nasıl tamam denilebiliyor?

Nasıl çıkmaz aşılamıyor?

Acaba bizler neler yiyoruz? 

Ne yediğimizi biliyor muyuz?

Şeker mi?

Kimyasal mı?

Tuz mu?

Zehir mi?

Biliyor muyuz? 

Karınca dualarını okuyabiliyor muyuz?

Hadi okuduk, ne, nedir anlayabiliyor muyuz?

Hadi anladık diyelim...

Diretmelere düzene karşı çıkabiliyor muyuz?

Hayır...

 

 

Dip notlar;

 

Seferihisar’a ‘Dünyaya model ödülü’...

Seferihisar’ın yerel tohumların yok olmaması için verdiği mücadeleyi hepimiz biliyoruz ve canı gönülden tebrik ediyoruz...

Dünyaya örnek göstererek ödüllendirdi ‘Uluslararası Cittaslow (Sakin Şehir) birliği’ bu nadide ilçemizi...

Yaşamın kolay olduğu kentlerin uluslararası Cittaslow (Sakin Şehir) ağının Türkiye’deki ilk temsilcisi ve başkentidir Seferihisar Belediyesi...

188 sakin şehrin içerisinde, Can Yücel Tohum Merkezi ve Tohum Takas Şenlikleriyle en çevreci kent seçildi.

Çevre alanında Seferihisar’ın Tohumları projesi dünya çapında diğer Cittaslow’lar için en iyi uygulama örneği...

Yok olmaya terk edilen tohumlarımızı yaşatmak için mücadele verirken, bir yandan da tohumlar katlediliyor...

Lütfen yerel tohumlarımıza sahip çıkalım...

Şehrimizde yaptığımız bu mücadele tüm ülkede ve dünyada takdir görmeli...

Örnek gösterilmeli...

Bu güne kadar bu güzel ilçemizde;

Tohum takas şenlikleriyle tohumların koruma altına alınması...

Kurulan tohum merkezinde tohumların fidelendirilmesi...

Fidelerin yerel üreticilere dağıtılması...

Kullanımın yaygınlaşması...

Proje çerçevesinde okullara sebze bahçeleri kurulması sağlandı...

Daha da yapılacaklar var...

Tebrikler...

 

Doğa tatil yapmaz...

Yaz aylarının en güzel günlerindeyiz ve bir kaç çıkar grupları doğanın zenginliklerine saldırmayı bırakmıyorlar.

Direniyoruz ancak sesimizi duyan yok.

Soma unutuldu.

Ne çabuk unutuldu.

Çoluk çocuk çalıştırılanlar unutuldu.

Doğa unutuldu.

Zeytinler unutuldu.

Termik santraller unutuldu.

Tarım unutuldu.

Zaten biz unutulmuştuk da, daha da gözümüze sokuluyor artık.

Doğa tatilde mi?

Hayır doğa tatil yapmaz.

Mutlu kalın.

 

Fıkra;

Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. 
"Ne oldu" diye sormuşlar. 
Temel: "Kaynanamı gomduk" diye cevap vermiş. 
Kahvedekiler: "İyi de bu halin ne?" 
Temel: "Biraz direndi de.

 

Günün sözü;

Gelenler korkmayanlardır. Korkanlar gelmediler. (Çin Atasözü)

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@