Gamze Cantürk'ün 22 Nisan 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Yarın bayram. Milli bir bayram ama tüm dünyadaki çocuklara hediye edilmiş. Din, dil, ırk ayrımı olmadan!

Ve bu bayramı Türkleri tek lideri Mustafa Kemal Atatürk ilan etmiş.

Ben, her yıl 23 Nisan Dünya Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda heyecanlanırım. İlkokulumu hatırlarım. Ront kıyafetlerimi, şiirlerimi, bayramdan bir gece önceki heyecanımın hayalini alıp o yıllara giderim.

Yaş ilerledikçe içimizdeki çocuğu unutuyoruz. Kim bilir, Atam belki de içimizdeki çocuğa da armağan etti bu onurlu günü…

Benim Atam’ın keskin zekasının yanı sıra içindeki çocuğu yaşatmasına ve muzipliğine de hayranım. O yüzden sık sık onun hakkında anlatılan anılarını okumaktan mutluluk duyuyorum.

Natık Poyrazoğlu  22 Haziran 1934’de İzmir’ de Atam’la geçen bir anısını şöyle paylaşmış;

İran Şahı Rıza Pehlevi İzmir’de Mustafa Kemal Paşa’nı misafiri olarak askeri birlikleri dolaşıyorlar ve her sınıftan bölük görüyorlar. Sıra benim makineli tüfek bölüğüne geliyor.

Daha önce askere tembih etmiştik, “Acemi” kelimesini kullanmayacaklar. Bunun yerine “Yeni Asker” diyeceklerdi.

Çünkü acemi tabiri İranlılar’a hakaret oluyormuş. Önde Rıza Şah Pehlevi, hemen yanında Mustafa Kemal Paşa, biraz arkada da ben, bölüğün önünden geçmeye başladık ve nihayetinde yeni satın alınan bir katırın önünde durduk.

Asker tekmile başladı:

“Adım Mehmet oğlu İbrahim. Memleketim Ayvacık. Hayvanımın numarası 341, ısırmaz, tepmez. Adı…”

Derhal aklına geldi, hayvan yeni olduğu için askerler ona “Acemi” ismi vermişlerdi.

Askere elimi göğsüme koyarak dikkat etmesini işaret ettim. Bana baktı, biraz durdu ve cevap verdi.

“Adı, Yüzbaşıdır komutanım”

Şah Rıza Pehlevi farkına varmadı, yürümeye devam etti.

Mustafa Kemal Paşa durdu, kulağıma şöyle dedi.

“Bu hayvanın hakiki adı ne?”

“Acemi’dir. Paşam” dedim.

İbrahim’e baktı onu süzdü yanağını okşadı ve emir verdi:

“Bu çocuğa bir ay izin verin, yaverden yol harçlığı alırsınız.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN

İÇİNDEKİ ÇOCUK VE PRATİK ZEKASI…

O’nu görememiş, tanıyamamış olsam da Atatürk hakkında anlatılan, yazılan her anısından kendime feyz almaya çalışırım.

Hasan Rıza Soyak’ın anılarından:

Gazi Mustafa Kemal Paşa, içinde bir çocuk saklardı!..

O’nun mavi ve derin gözlerinde her zaman görebilirdiniz bu muzip biraz da yaramaz çocuğu!..

Ege Vapuru’ndaki bir seyahatinde yanında olan manevi kızı Ülkü için güverteye salıncak kurdurmuştu.

Ama Ülkü’den önce kendisi bir güzel sallanmıştı o salıncakta.

Yüreğindeki çocuk onu her zaman genç ve enerjik yapmıştır. Bu duygularla çocukları çok iyi anlamış ve bağrına basmıştır. Onlarla her zaman arkadaş olmuş ve içindeki çocuğu serbest bırakmıştır.

 ---------

Mustafa Kemal Atatürk’ün trenle yaptığı bir gezide, katarın şefi Paşa Kazım’dır. Paşa Kazım, şakacı olduğu için de sevilen bir kişidir. Atatürk trenin salonunda oturmaktadır.

Trenin hareket etmesinden sonra izin isteyerek Atatürk’ün yanına gelen Paşa Kazım kendisine “ Hayırlı Yolculuklar” dilemek için geldiğini söyler.

Atatürk pek neşelidir.

Paşa Kazım’ı karşısında görünce takılmak ister. Halini, hatırını, geçimini sorar.

Bu arada Ulaştırma Bakanı Ali Çetinkaya ile arasının nasıl olduğunu da öğrenmek ister.

Paşa Kazım bu iltifatlar karşısında kendisi için Atatürk’ten bir şeyler koparabilmek fırsatının çıktığını görünce, hemen değerlendirmek ister ve şöyle der.

--Paşam… Her şey iyi hoş ama aldığımız para pek yetmiyor…Sonra benim sizden bir alacağım var…Kurtuluş Savaşı sırasında galiba bendenizden ödünç para almıştınız…Unuttunuz herhalde…

Atatürk gülmeye başlar ve şöyle der:

--Borcumuzu derhal ödeyelim öyleyse!...

Hemen cebinden çıkardığı elli lirayı Paşa Kazım’a verir.

Paşa Kazım durumundan memnun, teşekkür eder ve Atatürk’ün huzurundan ayrılırken bir tarafa eğilerek çarpık bir durumda yürür.

Atatürk, hemen sorar:

--Paşa Kazım’a ne oldu?...

Aldığı cevap çok çekicidir:

--Dengem bozuldu efendim…

Paşa Kazım aklı sıra bu vesile ile bir elli lira daha koparacağına inanmaktadır.

Atatürk:

--Ver şu elliliği!...

Diyerek alır ve yanındakilerden birine dönüp şöyle der:

--Şu elliliği bozdurun!... Kendisine öyle verin!.. Yarısını sağ cebine, diğer yarısını sol cebine koysun. Böylece dengesi de yerine gelsin!..

Sonuçta, Paşa Kazım verilenden fazlasını koparamaz.

Saygıyla ve minnetle anıyorum…

Cevat Abbas’ın anılarından. Anıları Hanri Benazus Özel Fotoğraflarla Atatürk kitabından alıntıdır.