19.08.2018, 03:23

Ego yüklü insanlık...

 

İnsanın kendisi için güzel şeyler istemesi doğal mı?

Doğal...

Sınırı da var mı?

Elbette var.

İnsan yaradışında var ‘ego’ denen o büyük düşman aslında. Bu nedenle de bencil olması çok doğaldır.

Fakat nereye kadar ve nasıl?

Sınırı nedir ki?

Sınırı keşfettiğinizde siz o sınırı korumayı becerebilir misiniz?

 

*

“Sürekli kendini dinle, kendini sev, kendine odaklan, en iyisi sensin, en mükemmel sensin”

İşte bu formül kişisel gelişimciler tarafından da sürekli empozede.

Karşı değiliz sonsuz özgüvene.

Ancak bir sınır da var.

Bu sınır özgüvenin ardında ki bencilliktir. O sınırı ayarlayamadığınız taktirde kurtuluş yerine daha da batarsınız.

*

 

O sınır şudur ki; doğada, çevrede, toplumda hiç kimseye zarar vermeden, kendini de ihmal etmeden hayatı idame ettirmek. Bunun içinde az da olsa bencil olabilmek var, ancak o sınırı korumak zor.

Ancak bunu başarabildiğinizde kendinizi de severek etrafınızı dostlar ile çevrelenmeniz de mümkün?

Dostları çevrelemek, kendini iyi hisstemek, güvende hisstemek de aslında o bencilliğin bir parçası aslında.

 

*

Şunu da iyi bilin ki, farkında olun ki, hepimiz birbirimize görünmez iplerle bağlıyız.

Çok fazla anlayamasak da var olan her şey, biz dahil, birbirine hep bağlı kalacak.

İster adına enerji deyin, ister dalga boyu.

İster duygusal bağ, isterseniz ruh.

Farketmez.

Kelebek etkisi hep mevcut.

 

*

 

‘Bence biraz bencil olmak iyidir’ diyenleriniz de olabilir.

Hatta geçmişe, tarihin derinliklerine baktığınızda kendini düşünen aydınları da sıkça görebilirsiniz.

Bazı kişiler fark bile yaratarak zekice bencilliğin kitabını bile yazmadılar mı?

Yazdılar.

Gören gözlerle etrafınıza baktığınızda bile en masum diyeceğiniz kişi bencilliğin tüm unsurlarını kendinde taşır.

Çünkü insanoğlunun doğasında bu kod var.

 

*

 

Örnek verelim;

Çok sevdiğiniz bir yiyeceğin veya giyeceğin size ulaşıncaya kadar hangi aşamalardan geçtiğini, kaç kişinin bu nedenle yaşamını yitirdiğini, haksızlığa uğradığını biliyor musunuz?

Sizin istekleriniz olacak diye geri planda ki işlemleri biliyor musunuz?

Geri planda sizin için feda edilenleri biliyor musunuz?

*

Veya;

Size hizmet eden bir çok canlıyı biliyor musunuz?

Sırf sizin için.

Bu bencillik değil midir?

Bunları yok sayarsanız sadece ‘benim olsun da ne olursa olsun’ derseniz siz de bencilsiniz.

Beş liraya aldığınız tişörtün hangi koşullarda oluşturulduğunu bilmeden ‘nasıl olsa ucuz’ diyerek, onca çocuk işçiyi yok sayarak sadece alışveriş çılgınlığınız için bunu yaparsanız siz ‘bencilsiniz’ demektir.

*

Yok sayamazsınız tüm bunları.

Saymamalısınız.

Yok saydığınızda bilin ki bencil değilim derseniz nafiledir. Doğanızda ki kod işlemdedir.

Eninde sonunda ortaya da çıkar.

*

Bu yüzden de, biraz bencil olduğunuzu öncelikle kabul etmeniz şart.

Bilgece düşünmek şart.

Ve çözümleri sınırları da işte o zaman siz belirleyebilirsiniz.

Sadece kendinizi düşünmeden, diğer insanları da düşünerek ilk adımı atabilirsiniz.

Ve kabulden sonra şifalanabilirsiniz.

Bu sayede de en iyi şifalanma da sizi bulacaktır.

*

Ve en önemlisi de paylaşmaktır.

Yargıları kenera atarak paylaşmak.

Dostça kalabilmek.

Kötü konuşmaları, düşünceleri berteraf ederek sadece iyilik için paylaşmak.

Beklentisiz.

Ancak bu da bir sınırdır.

Hassastır çok. Çünkü beklenti de iyilik ve paylaşma içine gizlenmiş bir bencilliktir.

O sınırı iyi algılamalı ve farkındalık ile bunun da önüne geçebilmelisiniz.

*

 

Beklenti kendini düşünme, mutluluğu isteme bencilcedir.

Ve bilin ki mutlu olabilmek için kişinin kendisinden çok diğerlerini düşündüğünü söylemesi geride kalan saklanmış bencilliktir.

Aslında düşündüğü kendisidir.

İkisinin de ardında yatan ‘ben’ olgusudur.

Ben ile şekillenir herşey.

İşte gizli sınır.

 

*

 

DİP NOT;

 

Hikaye...

“İki erkek kardeş babalarından kalma çiftlikte birlikte çalışıyorlardı. Kardeşlerden biri evliydi ve beş çocuğu vardı. Diğer kardeş ise bekardı. Her günün sonunda iki erkek kardeş ürünlerini ve kârlarını eşit olarak bölüşürlerdi.

Günün birinde bekar kardeş şöyle düşündü;

‘Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de adaletli değil. Ben bekarım ve pek fazla ihtiyacım yok. Kardeşimin geniş bir ailesi var. Onun daha fazla ihtiyacı olur.’

O günden sonra bekar olan kardeş her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin evindeki tahıl deposuna götürmeye gitti. Bu arada evli olan kardeş de kendi kendine;

‘Ürünümüzü ve karımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de doğru değil. Ben evliyim ve çocuklarım var ve yaşlandığım zaman onlar bana bakabilirler. Fakat kardeşim yaşlandığı zaman ona bakacak hiç kimsesi yok. İlerde onun daha fazla ihtiyacı olacak’ diye düşündü.

Böylece evli olan kardeş de her gece evinden çıkıp bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin tahıl deposuna götürmeye başladı. İki kardeş de yıllarca ne olup bittiğini bir türlü anlayamadılar. Çünkü her ikisinin de deposunda ki tahılın miktarı değişmiyordu. Sonra bir gece iki kardeş gizlice birbirlerinin deposuna tahıl taşırken karşılaştılar. O anda olan biteni anladılar. Çuvallarını yere bırakıp birbirlerini kucakladılar.”

 

Evet.

Hayat o kadar dengeli ki aslında, sadece kendini düşünmek, bencillik  rafa kalktığında o dengeyi kurabilirsiniz. Denge size kardeşlik ile beraber paylaşımı da getirecektir.

 

Mutlu  kalın...

 

 

FIKRA;

Mahallenin bencil kasabı göle düşmüş.

Başlamış çırpınmaya.

Köylüler hemen koşup:

- "Elini ver, elini ver" diye bağırmışlar.

 Ama adam elini uzatmamış. Tam göz göre göre boğuluyormuş ki Nasreddin Hoca seslenmiş.

- Yahu! o vermeyi bilmez. "Elimi al" diye bağırsanıza!..

 

GÜNÜN SÖZÜ;

Bencillik bir doğa vergisidir, bencil olmamak ise bir değerdir. Joseph Mayer

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@