Yaşar Ürük'ün 21 Haziran 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Geçtiğimiz hafta ünlü Fransız Mimar Eiffel'in günümüzde "Konak Pier" olarak anılan gümrük binalarının yapımı ile hiçbir şekilde ilgisi olmadığını kanıtlarıyla anlatmaya çalıştık. İzmir'de Eiffel tarafından tasarlanmış başka yapılar olduğunu da çok sayıda sözde kaynakta görebiliyoruz. Bunlardan biri de Basmane Garı'nın Eiffel tarafından inşa edildiği iddiasıdır.

Bu iddiada kopyalanarak çoğaltılan ifade şöyledir: "Gar binası, ünlü Fransız Mimar Gustave Eiffel tarafından klasist tarzda tasarlandı ve Régie Générale adlı Fransız firma tarafından inşa edildi. Bu bina, yine aynı tarihlerde aynı firma tarafından inşa edilen Fransa’daki Lyon Garı'nın ikizidir." Değerli İzmirliler, bu cümleler de muhteşem bir palavradır.

Basmane Garı asla Fransızlar tarafından yapılmamıştır. İzmir - Kasaba (Turgutlu) demir yolu hattının imtiyazını alan İngiliz sermaye grubu tarafından inşa ettirilmiştir. Bu imtiyaz 1863 yılında Edward Price adlı bir İngiliz tarafından alınır. O dönemde ticari açıdan Fransa ile ciddi bir çatışma içinde olan İngilizler kendilerine ait bir hattın ana binasının yapımını neden Fransızlara versinler? Ayrıca bu bina farklı şekilde inşa edilir ve zaman içinde günümüzdeki şeklini alır. İzmir'deki iki demir yolu hattının da İngilizler tarafından işletiliyor olmasını hazmedemeyen Fransa, uzun yıllar saraya yaptığı baskı sonucu ancak açılışından otuz yıl sonra bu hattın işletmesini İngilizler'den satın alır. O dönemde de hattın büyük bölümü zaten çalışır durumdadır. Fransızlar, sadece Soma-Bandırma ve Alaşehir-Uşak bağlantısını hizmete açarlar. Öte yandan, Régie Générale şirketi İzmir-Kasaba hattının değil, Samsun-Sivas demir yolu hattının yapımını üstlenir.

Ayrıca internette ve birçok kaynakta gar binasını Fransızların yaptığı yalanının yanı sıra "Modelinin Lyon Garı örnek alınarak yapıldığı" palavrası da eklidir. Fransa'da iki "Lyon Garı" vardır. İkisinin de Basmane'deki bina ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Yazıya eklediğim görselde Lyon Garı'nın fotoğrafını da görebilirsiniz ve görüldüğü gibi "benzer" yanı hiçbir şekilde yoktur. Bir ara durumu fark edip "Dışı değil ama iç planları benziyor" diye bir şey de uyduruldu. Oysa, Lyon garlarının ikisinin de iç yapısı hiçbir şekilde Basmane Garı ile benzememektedir.

Bunlar üzerine çalışıp araştırırken birkaç yıl önce Pasaport'taki Santa Maria Kilisesi'nin giriş kapısının iki yanına birden asılan tabelalarda, Kilise hakkında verilen kısa bilginin içinde şu cümlenin yer aldığını gördük: "Tavan, 1891 yılında Mühendis Gustave Eiffel tarafından restore edilmiştir."

Restore edilmiştir denilen tavanda Eiffel'e atfedilen şey ise yarım daire şeklinde döşenmiş, çift sıra profil ve bağlantılarından oluşan iki tane kemerdir. Üstelik basit de bir işçiliği vardır. Hem yazıyı hem de o konstrüksiyonu gördüğümde söyleyecek söz bulamadım. Oradaki görevliye tabeladaki bilgiyi nereden aldıklarını sordum; bilmediğini söyledi. Kilise ileri gelenleri koydurmuş.

Özetle ve bir kez daha söylemek gerekirse; Gustave Eiffel'in İzmir'de kendisinden ya da adını taşıyan ofisten çıkmış hiçbir yapı/yapım yoktur. Günümüze kadar kanıtlanmamış, ardında ticari bir kaygıyı destekleme nedeniyle uydurulmuş müthiş bir şehir efsanesidir. Aksini iddia eden varsa, böyle yapımın belgesini ortaya koyar ve kanıtlar.

Gelelim konunun can alıcı noktasına.

Eiffel'in İzmir'de bir eseri yoktur da ülkemizin başka yerlerinde bir eseri var mıdır?

Ülkemizde başka bir şehirde de Eiffel'e ait bir eserin varlığı bilinmemektedir. Ancak Eiffel'in ülkemizde tasarlayıp yapmak istediği bir iş vardır. İşte bu işle ilgili bilgi ve çok değerli bir belge de bu yazı ile paylaşılmaktadır. Bir demir yolu hattı yapımı ile ilgili bu belgeyi açıklamadan önce ülkemizdeki demir yolu yapımına kısaca bir göz atmakta yarar vardır.

1830 yılında ticari olarak işletilmeye başlayan demir yollarının tarihi; modern dünyayı şekillendiren bir süreci karşımıza çıkarır. Demir yollarının tarihine baktığımızda, küresel anlamdaki muhteşem etkilerini görmek olasıdır. Demir yolu ağının gelişimine bakıldığında, insan hayatını önemli ölçüde değiştirmesi yanı sıra ve diğer birçok değişimin de nasıl öncüsü olduğu açıkça görülür. Demir yolları, yeryüzünü XIX. Yüzyıl'ın ilk ve son çeyrekleri arasında, insanların neredeyse köylerinden bile çıkamadığı ya da en yakındaki kasaba pazarının ötesine geçemediği bir durumdan, kıtaların birkaç gün içinde aşılabileceği bir duruma dönüştürmüştür.

yaşar ürük 023a yenigün

Osmanlı Devleti’nde demir yolu yapılmasına dair ilk düşünce de bu dönemde gelişir. Liverpool - Manchester treninin çeşitli fotoğraflarını gören Sultan Abdülmecid, ülkede de aynı trenlerin yapılmasını arzu ettiğini dile getirir. Ayrıca, aynı dönemde Avrupalı sermaye gruplarının da yapım ve imtiyaz başvurularına başlaması Osmanlı Devleti'nde demir yolu inşasını gündeme getirir. Sultan Abdülmecid demir yolu yapımını arzu eder; çünkü demiryolu demek merkezin taşraya hâkim olması, eşkıyalara karşı güvenliğin daha kolay sağlanması ve vergilerin daha teşkilatlı biçimde toplanması anlamlarına gelmektedir. Ayrıca payitahtın uzak eyaletleri kontrol edebilmesi için de gereklidir. Öte yandan, demir yolu ile asker sevki kolayca gerçekleşirken Anadolu'da üretilen mahsul İstanbul’a, orduya ve cepheye taşınabilecektir.

Sonuçta Anadolu insanı, buharlı lokomotifin yeryüzünde ilk kullanımından otuz üç yıl sonra 1856 yılında demir yolu ile tanışır ve 23 Eylül 1856 tarihinde inşasına başlanan İzmir-Aydın hattı bu coğrafyanın sosyal, kültürel ve ekonomik olarak şekillenmesinde de bir milat olur.

Günümüz Türkiye sınırları içinde inşa edilen ilk iki demir yolu hattının İzmir başlangıçlı olmasına karşın Osmanlı Devleti'nin özellikle Güneydoğu Anadolu ve Kutsal Topraklar bölgesinde de demiryolu yapımına büyük önem verdiği görülür. Bunlardan en önemli iki hat; 1900-1908 yılları arasında Şam ile Medine arasında inşa ettirilen 1322 km. uzunluktaki Hicaz demir yolu hattı ile yapımına 1903 yılında başlanan ve "Berlin - Bağdat Demir yolu" olarak da bilinen Bağdat demir yolu hattıdır. Konya'dan Bağdat'a ulaşmak üzere planlanan 3205 km. uzunluğundaki bu hat, ancak 1930'ların sonunda tamamlanabilir ve İstanbul'dan Bağdat'a kalkan ilk tren 1940 yılında yola çıkar.

İşte sosyal, stratejik ve dinsel nedenlerle önemsenen Güneydoğu Bölgesi demir yolu hattı yapım projelerinden biri de İskenderun - Şam demiryolu hattıdır. İskenderun İskelesi'nden Antakya üzerinden, Halep ve Humus yoluyla Şam'a uzanacak olan demir yolu inşası imtiyazı için birçok yabancı kişi ya da firma İstanbul'a başvuru ve teklifte bulunur. Bunlardan biri, 1889 yılında başvuruda bulunan Sabuncu Matran adlı girişimcidir. Bir yıl sonra yapılan başvurulardan biri ise hiç beklenmedik bir kişiden gelir: Gustave Eiffel.

Söz konusu evrak Gustave Eiffel tarafından 24 Aralık 1890 tarihinde Paris'te yazılarak dönemin sadrazamı ve "Kıbrıslı" ön adıyla da anılan Mehmet Kâmil Paşa'ya gönderilmiş ve 24 Aralık 1890 tarihli bir mektuptur. Osmanlı arşivinde "Suriye'den Diyarbekir'e bir hat ile Antakya'dan Şam'a kadar bir şube demir yolu hattı inşa etmek imtiyazı talebini havi Mösyö Eiffel tarafından Sadaret'e Paris'ten istida." başlığıyla kayıt edilmiş tek sayfalık mektubun altında Gustave Eiffel'in imzası bulunmaktadır. Fransızca olarak kaleme alınan mektupta şunlar yazmaktadır:

"Osmanlı İmparatorluğu Sadrıazamı Kâmil Paşa Ekselanslarına;

Osmanlı İmparatorluğu'nda yapılacak büyük eserlere katılma ve özellikle de Asya Türkiye'sinde planlanan demir yolları hatlarının kurulmasına katkıda bulunma isteğimizi bilginize sunmaktan onur duyarız.

Konuyla ilgili tecrübeli ve yetkili bir mühendis olan Bay Pressel'in görüş ve önerilerine dayanarak, görkemli majestelerinin hükümetinin takdir edileceğine inanarak, Suriye'deki demir yolu hattının Diyarıbekir bağlantısı ile Antakya-Şam arasındaki hattı tamamlayarak taşımaya açmayı düşünüyoruz.

Bu hedefe ulaşmak için güçlü finansal gruplar gereklidir. Öte yandan, tarafımızdan yapılmış olan çalışmaların yanı sıra şirketimiz için gerekli ve önemli olan organizasyon ve araçlar ile inşayı gerçekleştirmemiz için davet edilecek ortaklarla işbirliğinin kusursuz bir şekilde yürütülmesini de garanti edeceğimizi ve buna inandığımızı söyleyebiliriz.

Bay Pressel'i, İstanbul'a göndermekten memnun olurken, dileğimizi size sunmak ve bizim adımıza sorumlu olarak ön görüşmeleri tamamlamak için ilginizi göstermenizi dileriz.

Hattın tamamlandığında açılışları ve takdimini yapacak kişi olan majestelerinizin aydınlanmış ruhunun, gönderdiğimiz projeleri ilgiyle karşılayıp takdir edeceğine inanarak, şirketimizin benliğine yardımlar edileceğine güveniyoruz ve bunu umuyoruz.

Ekselanstan yüksek değerde önerimizi ve güvenceleri kabul etmesini isteriz.

Eiffel Kumpanya ve Şirketleri Başkanı

Gustave Eiffel"

Bu çok önemli bir belgedir. Eiffel'in ülkemiz ile ilgili bildiğimiz tek iş talebi budur. Öte yandan Eiffel, eğer İzmir'deki işleri iddia edildiği gibi yapmış olsaydı, işi kendisine versin diye sadrıazama yalvarmaya varıncaya kadar, bu işleri referans olarak mutlaka yazardı. Çünkü Eiffel'e yamanmaya çalışılan iki tarih 1880 ve 1888 yıllarındaki yapımlardır. Mektup ise 1890 yılına aittir. Eiffel, eğer o mektuptan önce gümrük binalarına hizmet vermiş olsaydı kendisini anlatmak için araya Pressel'i sokmazdı.

Ortada olan gerçek şudur ki; İzmir'de yapmış olmasıyla ilgili tek belge bulunmayan işleri Eiffel'e mal eden masal üreticileri, adamın ülkemizde yapmaya talip olduğu tek işten de bu güne kadar haberdar değillermiş. Okuyup bilgilenirlerse ne iyi olur...