02.01.2016, 22:00

Ekmek parası denen zor iş...

İzmir'de çöp konteynerlerinden para kazanan hurdacı diye etiketlediğimiz ve satılabilecek atıkları toplayarak hayatın içinde, o çarkın parçası olmuş kişilerin, çocukların sayısı her geçen gün artıyor.

Sabahın erken saatlerinden gece yarısına kadar kentin nerereyse her semtinde hurda toplayan çocuklara, gençlere, yaşlılara, evsizlere, göç edenlere rastlamak mümkün.

Çok daha önceleri gece dolaşırlardı, şimdi çöp kutularının başında bekliyorlar...

Ve artık çoğu da Suriyeli.

Olanağı olan motosiklet ve el arabası ile tura çıkıyor, olmayan ise çoluk çocuk ellerinde çuvalla... Temizlik işçileri çöpleri toplamadan ekmek parasını çıkarmak için yollara düşen vatandaşlarımız ve Suriyeliler 10 yaşından 70'e dayanmış yaşlarına rağmen ekmeğini çöpten çıkarmaya çalışıyorlar...

Bu çaba ise atık ve hurda bedeli olan günlük 15- 30 TL için...

 

*

7 yaşındaki çocukları çöp tenekesi etrafında gördükçe yüreğim burkuluyor.

Mikrobu bir yana küçük bedenlerine büyük yük almaları bir yana, hayatın güzel bölümü dışında en kötü bölümünü yaşıyor olmaları daha da derinden üzüyor beni.

Zor şartlar altında mahalle mahalle gezerek, sokaklardan topladığı plastik, pet, kağıt gibi atıkları satarak geçimini sağlayan bu çocuklarımıza eklenen Suriyeli çocuklar gözlemlediğime göre daha bir hevesli, daha bir çalışkan. Sanırım yer edinmeye çalışma derdinde olmak acı verici. Ve bu acı verici yük onların sırtını daha da bir eziyor, ezdikçe daha da bir yük biniyor minik bedenlere.

*

Küçük yaşlardan itibaren sokak sokak gezerek çöplerden topladığı atıkları satıp geçimini sağlayanlar şimdilerde mutlu. Çünkü o kadar çok tüketen bir toplumuz ki artık her şey çöpte.

Bu iş onların sevinci, ancak ülkemizdeki tüketim potansiyelinin de ne kadar büyük boyutlara ulaştığının da bir belgesi...

Hoş ki amaç ‘geri dönüşüm’.

Peki geri dönüşüm mü,hurdacı etiketi mi?

*

Ben hemen başından belirteyim, hurdacılık denen etiketlemeyi tasvip etmiyorum.

Hayatımda olmayan kavramlar arasında yerini alıyor.

Bana göre onlar da en büyük emekçidir.

Atık toplayıcılar, zor bir görevi yerine getiriyorlar bence.

Önce bir atık toplayıcısı her gün 20 kilometreyi günlük 25 TL gibi ortalama bir rakam için yürümek zorunda kalıyor.

Zamanında rögar kapaklarının çalınması sonucu ne acıdır ki her ekmek parası için koşan atık toplayıcısına "hırsız gözüyle bakılıyor" ki bu acıdır.

Asıl mesele ''Atık toplayıcılarının topluma nasıl kazandırılacağı” değil midir?

Ekmek parası mücadelesi bazı kendini bilmezler sebebiyle bu tür bir etiketi asla hak etmemeli. Her ne kadar onları hor gören de çıksa aramızdan, bazı vatandaşlarımız da saygısından atıklarını onları düşünerek paketliyor.
Bu işi yapanlar bence bir an önce 'meslek' sınıfına geçmeli, çünkü onlar her yerdeki ambalaj, plastik gibi atıkları, geri dönüşüme kazandırarak ekonomiye ve çevreye çok büyük hizmet veriyor.

 

*

Peki, "geri dönüşüm" sektörünün temsilcilerini hurdacı diye anmak yerine geri dönüşüm işçisi diye anmak daha iyi değil mi?

Sanayileşmenin yol açtığı tahribatı yok etmek için alınacak tedbirlerin başında geri dönüşüm gelmiyor mu?

Ve Türkiye'nin AB çevre standartlarına geçmesi gerekmiyor mu?

Hurdaların ‘atık’, geri dönüşümün de ‘nihai yok etme’ olmadığını artık hepimiz çok iyi anlamalıyız.

Hızla gelişen teknoloji aynı zamanda hızla eskiyen ve hurda durumuna düşen ürün miktarını artırıyor ne yazık ki...

Evlerden ve kullanımdan çıkan elektronik ürünlerde bile artık hızla hurda olmakta.

Demir, çelik, bakır, kurşun, kağıt, plastik, kauçuk, cam ve benzeri hurda tabir edebileceğimiz maddelerin geri kazanılması ve tekrar kullanılması, doğal kaynaklarımızın tükenmesini önleyecektir ki son dönemlerde doğal kaynakların tüketimi çok büyük boyutlara ulaşmış durumda.

Gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin tabii kaynaklarından uzun vadede ve daha uzun süre faydalanabilmeleri için atık israfına son vermeleri ilk sıradır.

Sonrası ise ekonomik değeri olan maddelerin geri kazanıma sunularak tekrar kullanılmasıdır.

*

 

Hurdacılık sektörünü modernize etmek için tüketiciye yönelik faaliyetlerden, büyük çaplı makinalı tesislere kadar çok çeşitli teknolojiler ve programlar geliştirilmekte artık.

Diğer yandan geri dönüşüm, ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacak, hurdaya ödenecek döviz miktarının ülkemizde kalmasına neden olacaktır. Geri kazanım veya hurdacılık programının temel hedefleri arasında uzaklaştırılacak atık hacimlerinin azaltılması ve doğal kaynakların korunması ile çevre kirliliğinin azaltılması yer almaktadır. Tabii kaynakların sınırsız olmadığı, dikkatlice kullanılmadığı takdirde bir gün bu kaynakların tükeneceği düşünüldüğünde geri dönüşüm ve hurdacılığın önemi daha iyi anlaşılabilir.

Tüm bunlar ne denli emek gerektirdiğini bize aslında açıkça anlatıyor.

O nedenle küçümsediğimiz kişiler aslında ne de büyük bir iş yapıyor bir düşünün isterim.

Bir de geri dönüşüm sektör temsilcilerini fazla diplere itmeyin bilin ki kendileri bazı illerde vergi rekortmeni...

Yani bu sektör geleceği gayet parlak bir sektör...

*

 

Kısaca bana göre yapılan iş hurdacılık değil, geri dönüşümdür...

"Hurda” kelimesini kullanmak bu işi yapan kişileri küçümsemektir.

Geri dönüşüm atıklarının değerlendirilmemesi demek çevrenin adeta çöp dağlarıyla çevrilmesi demektir...

Diploma istemeyen bu mesleği, önyargı çerçevesinde değerlendirmemeliyiz.

Daha çok zamanın etkisi ile ilgili olarak kimileri için bu meslek çirkinlik olarak addedilmiştir.

Ne yazık ki zaman hepimizi bozuyor. Ruhumuzu bir kelime ile, bir toplum önyargısı ile bozabiliyoruz.

Ve bizim etiketlediğimiz hurdacı kelimesinin çocukların babalarına yakıştırılması neticesinde çocuklarımızın da utanç gibi bir yara ile yüzleşmesi sanırım toplum açısından da büyük eksikliktir. Ruhumuz ve bedenimiz bu yargı ile başa çıkabiliyor mu?

Tabii ki hayır.

 

 

Dip notlar;

Dünyada geri dönüşüm...

 

Çok uzun yıllar önce eskicilik adı altında bu meslekle ilgilenenler ‘Yahudi’ toplumu olmuştur.

Yahudi tarihinde önemli bir yere sahiptir, çünkü o zamanlar toplumun Yahudilere karşı yürüttüğü izolasyon yüzünden iyi işlere değil, kendi başlarına yapacakları işlere yönlendirme vardı.

Eskicilik esnasında ellerine geçen antika parçalar ile pekçok Yahudi antikacı olmuştur sonrasında.

Ve günümüzde ABD'de 2006 yılında geri dönüşüm sektörünün büyüklüğü 65 milyar doları aşmış ve e-atık, hurda araçlar, demir çelik, kağıt, lastik geri dönüşümü büyük önem kazanmıştır.

Kaynak israfını önlemenin yanında, hayat standartlarını yükseltme çabaları ve ortaya çıkan enerji krizi ile bu gerçeği gören gelişmiş ülkeler, atıkların geri kazınılması ve tekrar kullanılması için yöntemler aramış ve geliştirmişlerdir.

Aynı gerçeğin ışığı altında Avrupa Ekonomik Topluluğu üye ülkelerde atıkların geri kazanılması şartını getirmiştir.

 

 

Hurda sektörü nedir?

Hurda geri kazanım programı veya hurdacılık sektörü, genel olarak malzemenin kaynağında ve atık içinde ayrılmasını, işlemden geçirilmesini, geri kazanılan maddelerin pazarlanmasını, satışını ve bu malzemelerin yeniden ikincil malzemelerden yapılan ürünler haline dönüştürülmesini kapsar. Hurda malzeme geri kazanımı; katı atıkların ayrılması ve tekrar kullanıma sokulması anlamına gelmektedir.

Toplanması, biriktirilmesi, sınıflandırılması ile uzun ve zincir iş olan hurdacılık, yani emekçilik geri kazanım sisteminin ilk basamağı olarak değerlendirilmelidir.

İlk el toplayandır. Sonrası işleyendir.

 

 

Fıkra;

Temel bir gün arabaya binmiş, uzunca bir yola çıkmış.

Tam varacağı yere 2 saatlik yolu kalmış sağda bir levha görmüş: “Yavaşla 80 km”... Temel hemen hızını 80 km’ye düşürmüş.

Biraz daha ilerlemiş “Yavaşla 50 km” yazıyormuş.

Temel hızını bu seferde 50 km’ye düşürmüş. Az ileride “Yavaşla 20 km” levhasını görünce Temel hızını yine düşürmüş.

İyice meraklanmaya başlamış, acaba kaza falan mı oldu diye. Bir süre daha gittikten sonra karşısında yeni bir levha: “Yavaşla’ya hoş geldiniz ”

 

Günün sözü;

Dürüst insanlar, manzarayı kapatan ağaçlardır. Onları kimse istemez... Paulo Coelho

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@