10.05.2021, 07:02

‘Ekokırım’ı durdurun...

Evimizi öldürmenin diğer adı: Ekokırım...

Ekokırım ne mi? Gezegenin geniş çaplı, şiddetli veya sistematik olarak yok edilmesi aslında.

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden bir yeni karar vardı geçen yıl. Tüzüğünde yer alan ve yasal tanımı oluşmaya başlayan 'Ekokırım', çevreyi kirletenleri savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçlarla eşit şekilde yargılamayı öngörüyordu. Bu konuda ciddi talepler var.

Bu adımlar aslında doğanın sistematik olarak yok edilmesi sebebiyle atılıyor.

*

Ülkemizde; “Madencilik gibi yıkıcı, yok edici tesisler için ormanların katledilmesi ülkemizin, çocuklarımızın ve insanlığın geleceğini baltalamakla eşdeğerdir” bizim ülkemizde Kaz Dağları’nda yüzbinlerce ağacı kesen Alamos Gold hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne suç duyurusunda bulunulduğunda dilekçemizin esasıydı. Nevşehir Özkonak halkı, topraklarında altın madenciliği yapmak isteyen Kanadalı Centerra Gold şirketinin yöneticileri hakkında insanlığa karşı suç işledikleri gerekçesiyle UCM'ye başvuru yaptı. Neden? Ekokırım yüzünden.

*

Konumuz neden mi bu? Çünkü konumuz Rize, İkizdere.

Cevizli ve Gürdere arasındaki ormanlık alanda bir şirket iki yıl önce bir taş ocağı projesi planlamış ve proje mahkeme tarafından iptal edilmişti. İki yıl aradan sonra bu kez de bir inşaat firması vadide taş ocağı kurmak için ruhsat aldı. Köylüler dava açtı yöre halkı  'doğa talanı yapıldığı' gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Ancak şirket de boş durmadı ve iş makinaları vadide çalışmaya başladı. Köylüler de iş makinelerine karşı aynı zamanda nöbet tutmaya başladı. Ve böylelikle taş ocağına karşı direniş başladı.

*

 ‘Köyümüze, suyumuza, toprağımıza, yaşam alanlarımıza sahip çıkıyoruz” pankartları ile yola çıkan yöre halkı, İkizdereli kadınlar direnişlerinden vazgeçmeyeceğini, proje iptal edilene kadar direniş alanını terk etmeyeceğini söylüyor.

Vadilerine iş makinelerinin girmesine tepki gösteren halkla jandarma arasında gergin bir bekleyiş var. Arbedeler, gözaltılar yaşanıyor.

Ancak direniş doğa için. Direniş yeşil talanı için.

Direniş sadece İkizdere için değil, tüm yeşil alanlar için.

*

Tüm yeşil talanı ‘asıl olanı’, ‘olacak olanı’ insana unutturuyor.

2020'deki aşırı iklim koşulları acı verici derecede net değil miydi?

Bir hatırlayalım: Deniz buzulları eridi. Dünyanın dört bir yanında benzeri görülmemiş orman yangınları yaşadı yerküremiz. Rekor kıran yüksek sıcaklıklar, sel felaketleri, depremler, birbiri ardına gelen kasırgalar yaşandı. Hatta sel felaketleri bizim bu bölgeleri de vurdu, geçti.

Bunlardan ders çıkarılmaz mı?

*

Görülmemiş orman yangınları, deniz buzullarının azalması kasırgalar ve rekor kıran yüksek sıcaklıklar anlatmazsa daha da ne anlatır.

Ekokırım aktivistlerinin, yasal destekçilerinin, yöre halklarının ve giderek daha fazla önemli ismin değiştirmeye kararlı olduğu şey de bu düzendir. Yani ‘umursamamazlık düzeni.’

Hükümetlerin iklim krizini aktif olarak tartışma zamanları geldi. Çünkü ciddi ekosistem yıkımının sonuçları giderek daha bariz hale geliyor ve yangınlar, kuraklıklar ve sel baskınlarıyla giderek daha da kötüye gidiyor.

Büyük oranda gelişmiş dünyada yıkım söz konusu.

Büyük oranda şirketlerin yıkımı söz konusu.

*

Climate Accountability Institute (İklim Hesap Verilebilirliği Enstitüsü) birçok veri açıklıyor. Ve en büyük veriden biri ise 1965'ten bu yana dünyadaki tüm emisyonun üçte birinden fazlasının en büyük 20 petrol, doğalgaz ve kömür şirketinden çıktığı yönünde. Şirket dendiğinde suça katılım nedense artıyor ve önemsenmiyor.

BM Emisyon Farkı raporuna göre gezegende ki en zengin yüzde 1'lik kesimin emisyonunun, en yoksul yüzde 50'nin toplam payının iki katından fazla olduğu yönünde.

*

İklim krizine dair yasal süreçler çok var birçok ülkede tabii ki. Toplamda bin 600'den fazla dava var. Hepsi gelişmiş ülkelerden. Başta ABD'den, ardından Avustralya, Birleşik Krallık (BK), Avrupa Birliği, Kanada ve Yeni Zelanda’dan geliyor.

Uluslararası avukatlardan ve çevre avukatlarından oluşan heyetler var güçleriyle çalışıyorlar. Uyandı birçok kişi. Sivil seferberlikler artıyor.

Tabandan yükselen baskılar artıyor. İkizdere de aslında taban baskısıdır. Seferberliktir.

Bu nedenle ekokırım davaları artacak.

Ekokırımı uluslararası bir suç haline getirmek önlemlidir. Caydırıcıdır.

Lütfen verilen hasarı durdurun!

Uygulamaları değiştirmeye çalışın...

Caydırıcılık yaratın...

*

 İnsanlığa karşı suçlara daha geniş bir çerçeveden bakılmalı. Pencerenizi genişletin.

"Yalnızca köylerdeki yeşil arazilerde ağaçların kesilmesi değil olay." Kitlesel yıkım.

Sadece ağaçları kesmek değil o kitlesel yıkım.

Aynı zamanda endüstriyel kimyasallarla toprağın, nehirlerin kirletilmesidir.

Petrol sızıntıları ile denizlerin yok edilmesidir.

Nükleer santral sızıntılarıyla oluşan radyoaktif kirliliklerle olan kıyımdır.

Plastik kirliliğidir. Sanayiden kaynaklanan hava kirliliğidir. Arıların, böceklerin yok edilmesidir.

Endüstriyel balıkçılık adı altında deniz zeminini taramaktır, troldür.

Fukuşima’nın radyoaktif atık suyunun okyanusa boşaltılması konuşuluyor. Bu ‘ekokırım’ değil mi?

Hepimiz aynı gemide ve hepimiz aynı ekokırım içindeyiz... O nedenle sivil davalar yerine ‘ceza Hukuk’u öne çıksın. Bu istisnai bir şey değil. Yapılması şart olandır.

 

Dip not;

Dünya da ekokırım adına yapılanlar;

-Papa Francis zamanında uluslararası topluma ekokırımı "barışa karşı suçlar arasındaki beşinci kategori" olarak tanınması yönünde çağrıda bulundu.

- Greta Thunberg, Ekokırımı Durdurun Vakfı’na 100 bin Euro bağışladı.

-Prens Harry ve eşi Avustralya'daki yangınları ekokırım olarak tanımladı.

- Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Amazon yağmur ormanlarında ki yangını ekokırım olarak tanımladı, ekokırımın uluslararası hukukta yüceltilmesini desteklemeye söz verdi.

-Belçika hükümeti, Finlandiya Dışişleri Bakanı destek sözü verdi.

Birkaç İsveçli parlamenterin talebi üzerine Ekokırımı Durdurun Vakfı tarafından bir ekokırım tasarı heyeti kuruldu.

- Pasifik'teki Vanuatu’nun elçisi UCM'ye, ekokırımın UCM'nin yetki alanını belirleyen Roma Tüzüğü'ne eklenmesi fikrini "ciddiyetle ele alma" çağrısında bulundu.

 

Mutlu kalın...

Fıkra;

Temel, annesinin sakladığı pastayı bulamadı ve annesine şöyle dedi:
-Anacuğum, senunle fil oyuni oynayalum.
-Ben pilmeyrum ula oni.
-Çok basit anacuğum, ben fil olacağum, sen de file pasta veren iyi kalpli kadun.

Günün sözü; İlkbaharda usul usul yürü, toprak ana hamiledir. (Kızılderili Atasözü)

Yorumlar