25.05.2019, 04:00

Ekoloji İzmir Fuarı...

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen 10. Ekoloji İzmir Fuarı 15-18 Mayıs tarihleri arasında, ‘Gurme İzmir’ başlığıyla Fuar İzmir’de gerçekleşti.

Organik sertifikalı ürünlerin ve sektörün tüm paydaşlarının ürünlerinin sergilendiği ‘Ekoloji İzmir Fuarı’nda söyleşiler, atölyeler ve çeşitli etkinlikler de yer aldı.

Amerika, Almanya, Fransa, Lübnan, Makedonya, Polonya, Slovenya, Tacikistan ve Ukrayna’dan profesyonel ziyaretçiler ağırlandı.

*

Kısaca; son 15 yılda yüzde 500 büyüyen organik ürün pazarının temsilcileri, 10. Ekoloji İzmir Fuarı’nda buluştu. Avrupalı ithalatçılar ve uzmanlar Türk üreticilerle bir araya geldi ve Türkiye’nin organik ürün sektörü değerlendirilip 2023 yılı ihracat hedeflerine katkı sağlandı. Avrupa’nın önde gelen kuruluşlarının yanı sıra organik perakende ve ithalat şirket temsilcileri, uluslararası ticarette farklı alternatifleri Türk üreticilerle tartıştı.

*

Bu olanlar çok çok güzel. Ancak; bu tür muhteşemlikler neden bu yıl vatandaş tarafından ilgi görmedi? ‘Uluslararası organik pazarının nabzı 10. Ekoloji İzmir Fuarı’nda tutulacak’ sloganı dillerde, ancak bu yıl fuar bana ve bir çok gözlemciye göre sönük geçti. Sebebi ne?

*

Türkiye’yi ulusal ve uluslararası alanda temsil eden tek sertifikalı organik ürünler fuarı bu fuar. Tüm sektör paydaşları ile dünya organik pazarına ışık tutan etkinliklere ev sahipliği yapıldı, yapıldı da fuara katılan katılımcılar umduklarını bulamamaktan şikâyetçi.  Firmalar fuara ilgisizliğin bir nedenini ramazan ayına, bir nedenini de her yıl birlikte yapılan da ‘Olivetech fuarı’ ile bu yıl ayrılmasına bağlıyor.

*

En yoğun olması beklenen Cumartesi günü, yani son gün fuarı ziyaret ettiğimde, boş alanları gördüğümde hayal kırıklığım oluştu ne yazık ki. İki fuar etkinliğinin birleşmesi ile kökleşmiş bir fuar zihniyeti vardı ve inanılmaz bir ilgi görüyordu geçtiğimiz yıllarda. Ve ben bu zihniyeti bekler iken ekoloji fuarının bu denli az ilgi görmesinden üzüntü duydum.


*

Ekoloji İzmir, Türkiye’de organik ürünler için en büyük fuar olma özelliğinini taşıyor iken, yeterli tanıtım mı yapılmadı? Ramazan ayı mı hesaplanmadı? Ya da her yıl birlikte yapılan ‘Olivetech’ ile hangi akla hizmet ayrıldı. Ben ve benim gibi bir çok kişi, katılımcı firmalar da tekrar iki fuarın birleştirilmesi gerektiği görüşünde.

Kısaca, bunun gibi önemli fuarlarda bu yıl yapılan bu hataların tekrarlanmaması görüşüne hakimim.

*

Organik ürün ticaret hacminin %85’inin ihraç edildiği bir Türkiye var. Ve toplam organik üretiminin %35 ile başı çeken Ege Bölgesi var. Ve onun kalesi İzmir var.

Ülke ve kent ekonomisinde ticaret hacmini ve kalitesini geliştirmeyi amaçlayan Ekoloji İzmir Fuarı var. Yani, Türkiye’yi ulusal ve uluslararası alanda temsil eden tek sertifikalı organik ürünler fuarı bu fuar. O nedenle önemli. Önemliydi...

*

Ticaret hacmini ve kalitesini geliştiren, sağlığa önem veren bu fuarları önemsiyoruz.

Bir çok firma, ‘aylar öncesinden hazırlanıp bin bir emek vererek yollara düşüyoruz. Geldik ama ne yazık ki beklediğimiz gibi gitmiyor’ diyerek sitem ettiler.

Haklılar...

*

Son yıllarda tüketiciler tarafından insan sağlığına uygun, güvenli ve çevreye zarar vermeyen organik gıdalar ön plana çıktı. Dünya genelinde her geçen gün artan sağlıklı gıda talebi var. Çok fazla kabul gören organik ürünler var. Vatandaş kimyasala karşı bilinçlenmeye başladı. İyice araştırır olmuş iken bu önemli fuara neden ilgisiz kalındı?

‘Alım gücü kısıtlı olan toplum ne yazık ki, organiğin yanına dahi yaklaşamıyor’ düşüncesi olabilir mi sebep? Ayrıca, tarih tercihi de etkili oldu bence ilgisizliğe. Özellikle belediyenin bu konuda daha öncü rol üstlenmesi lazım.


*

Son 15 yılda yüzde 500 büyüyen organik ürün pazarında Türkiye’nin konumu; 68 ülkeye 250 farklı organik ürün ihraç eden ülkedir. Kısaca; hayatımızın her alanında yerini almaya başladı organik ürünler. Ve buna paralel olarak da bu tür ürünlerin üretim ve ticareti de artacak haliyle.

*

Bu pazar yeni. Ancak büyümekte. Pazarın başını AB ülkeleri çekiyor. Ardından Amerika ve Japonya gibi ülkeler geliyor. Diğer ürünlerde de önder olabiliriz. Ülkemiz müsait her türlü tarıma. Bu pazar bize çok güzel kapılar açabilir. Ancak değerlendirmek ana koşul bana göre.

*


‘Organik ürün’ demek tüketici için nitelikli ve kaliteli ürün demek. ‘Organik pamuk’ demek kimyasalı olmayan tekstil demek. Ve biz ülke olarak organik pamuk pazarında lider ülke pozisyonundayız şimdilik. Organik tarımda da büyük bir gelişme kaydettiğimiz söyleniyor, ancak tam olarak bu gelişmeyi toplumda göremiyoruz ne yazık.

*

Biz zamanında ülke olarak kuru üzüm ve kuru incir ihracatı ile başladık organik ürün üretimine. Sonrasında devam eden süreçte yaklaşık 250 ürüne ulaşıldı. Verilere göre Türkiye genelinde toplam 544 bin hektarlık alanda 2 bin 407 tonluk üretim yapılıyor.

*

Almanya, Amerika, Fransa, Hollanda, İsviçre ve Birleşik Krallık başta olmak üzere dünyada 68 farklı ülkeye organik ürün ihraç ediliyor iken içeride vatandaşımız kimyasala neden maruz bırakılıyor? Bu ayırım önemli. Organik üründe gelişim her iki yönden de olmalı. Hem iç piyasa, hem dış piyasa düzeltilmeli. Sadece dış pazar amaç olmamalı, iç pazar da çok çok önemli. Vatandaşımız zehirlenmemli.


*

O nedenle başlayalım... Organik ürünlerin üretim ve ihracatında önemli sorunlar ile karşı karşıya kalınıyor kabul, ancak bir yerden başlamak da şart. Başlanacak nokta ise ortak çalışmalar ve fuarlardır. Bunun için ise öncelikle sağlıklı yaşama eğilim aşısı verilmeli. Doğal ürünler alım gücünü aşmamalı... Organik üretim yapmaya müsait alanlar çoğaltılmalı... Bilgi birikimine önem verilmeli... Özelikle İzmir organik sektör için bir merkez haline getirilmeli... Dünyanın dört bir yanında çalışmalar yürütülmeli...

İhracat hedefine ulaşmak için büyük uğraşlar verilmeli... Yurtdışında ki ülkelerde başlatılan tanıtım kampanyaları arttırılmalı... Ve İzmirimiz öncü olmalı...


Dip notlar;


En iyi Buğday...

Her yıl yapılan ‘en iyi buğday’ yarışmasını sürekli aynı çiftçi kazanıyordu ve çiftçiye bu işin sırrı soruldu.

Çiftçi:

‘Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.

‘Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,

‘Neden olmasın’, dedi çiftçi. ‘Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.’

Unutmamalıyız ki; sevgi en önemli paylaşımdır. Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlamalı. Sonrasında da hızla yayılmalı. Hatta, siz organik ürün üretende olabilirsiniz, ancak yanıbaşınızda ki kimyasal kullanırsa siz de lekelenirsiniz. Paylaşımın ötesinde birlikte hareket etmekte önemli...


Fuara dair önemli notlar:

Çevre dostu ürünler için dünya çapında ortak bir ağ kuran İsviçre merkezli kuruluş Bio-Foundation ve organik pamuk ve tekstil sektörünün gelişimine katkı sağlamak amacıyla dünya çapında çalışmalar yürüten Amerika merkezli kuruluş Textile Exchange (TE) fuara destek verdi...

Bio-Foundation ve Textile Exchange iş birliği ile düzenlenen etkinliklerde organik gıda ve tekstil sektöründe Avrupa’nın önde gelen organik ithalat ve perakende şirketleri ile kuruluşları bir araya geldi...

Organik gıda değerlendirildi. Bir çok değerli kişilerin söyleşileri fuara renk kattı...

Yurt dışından gelecek bölgesel organik ürün üreticisi firmalar için de buluşma noktası oldu...

Fuar kapsamında bu yıl ilk kez organik kişisel bakım ve temizlik ürünleri etkinlikleri  yapıldı...

Organik gıda, organik giyim, organik bebek ürünleri, tekstil, organik kişisel bakım ve temizlik ürünleri, organik gübre, ilaç, tuzak, organik turizm ile çeşitli makinelerin bulunacağı ürün grupları yer aldı...

Kısaca bu fuar; dünyanın dört bir yanından gelen temsilcileri ve yerli üreticileri buluşturan etkinlikleriyle uluslararası bir platforma dönüştü. O nedenle önemliydi...


Mutlu kalın...


Fıkra;

Arkadaşı Trakyalı’ya sormuş:

‘Kanadı var uçamaz, iğnesi var sokamaz, peteği var bal yapamaz.’

Trakyalı cevap vermiş:

– Sokayım öle arıya be yaaa...


Günün sözü;

Beni korkutan kötülerin baskısı değil, iyilerin kayıtsızlığıdır...

Martin Luther King...


Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@