Ekonomik model kapsamında değerlendirme yapacak ve yeni modeli tartışacaksak önce model kavramından bahsetmekte fayda var

MODEL

Eğer ki modelden kasıt, yüksek kur ile (rekabetçi kur) ile ihracatı artırmak ise bu kapsamda da para politikalarında örneğin faiz politikasında faizi düşürerek kuru artırmak ve böylelikle üretim istihdam ve ihracat artacak deniyor ise bu bir model midir? Yani sadece yüksek kur ile ihracatı artırıp cari dengeyi düzenlemek bilemedim ama aslında bildim bildim. Tek enstrümanla model olmaz.

ÖNCELİKLE

Ülkemizde ekonomik bir model oluşturulacaksa bunun tüm rakamsal çalışmaları yapılmalı ve toplumla paylaşılmalı ve denmeli ki, çalışma neticesinde şu çıktılar ile şu sonuçları alacağız vb. Ayrıca bu çalışma esnasında kamunun diğer kurumları ve iş dünyası ile koordineli gidilmeli ki model tam olarak ortaya çıksın. Dolayısıyla düşünülen modelin en büyük eksikliği temenniler üzerinden gitmesi ve sonuçlarının şu an itibariyle bile ekonomik bağlamda vatandaşı zorlaması.

MODEL İÇİN

Yapısal reform gerekmekte. Örneğin dış ticaret için bir yapısal reform örneği verin derseniz. Yıllardan beri söylediğim düşüncemi tekrardan ifade edeyim. Başka ülkelerle serbest ticaret anlaşması yapmamızı engelleyen ve diğer ülkelerden yapılacak ithalatta gümrük vergi oranlarını belirleyen ve bu oranlara uymak zorunda olduğumuz ve üyesi olmadığımız Gümrük Birliğinden çıkarak, dış ekonomi politikalarındaki esaretimizi ortadan kaldırıp, Avrupa ile yeni bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalamak yapısal bir reformdur.

YOKSA

Rekabetçi kur deyip, bu rekabetçi kurun seviyesinin ne olduğunu bile hesaplamadan veya hesaplayamadan, kontrol edemediğin bir parametreyi kendine örnek alırsanız bu bir model olmaz hatta kötü bir model bile olmaz.

NEDEN Mİ?

Birincisi; eğer ki rekabetçi kur diyorsanız ve yüksek kur ile ihracatı artırma gibi bir niyetiniz varsa ve örnek olarak Çin’i kendinize örnek alacaksanız öncelikle kur rejimini aynen Çin’de olduğu gibi “Sabit Kur” rejimine çevirmeniz lazım ki döviz kurunu yönetebilin. (Sabit Kur rejiminde döviz kurunu, kamu otoritesi belirler piyasa değil.)

DOLAYISIYLA

Yönetemediğiniz ve devamlı döviz ile oynaklıkları ile çaresiz kaldığınız “Dalgalı Kur Rejimi” ile oluşturulacak modelde dayak yiyen taraf olma ihtimaliz oldukça yüksek

İKİNCİSİ

Eğer ihracat ve cari dengede iyileşme, toplumun genel refahını bozmayacak bir sistem ile devam ettirilecekse ayriyeten “Çoklu Kur Sistemini” kurmanız ve kambiyo mevzuatınızı buna göre düzenlemeniz gerekmekte.

 

 

ÖRNEĞİN

Çoklu kur sisteminde ihracat bedelleri için bozdurulacak dövizin değeri farklı iken, ithalat kapsamında gönderilecek ödemedeki kurlar daha yüksek olacak ve içerideki üretim maliyetlerine göre ithalat yapılan sektöre göre farklı döviz kuru uygulamalarını getirilebilecek.

BÖYLELİKLE

·        İhracattaki hammadde ithalatını ucuzlatabilir ve rekabetçi bir fiyat ihraç fiyatı sunabilir

·        İthalattaki önemli (temel ihtiyaç ürünleri için örneğin gıda vb.) döviz kurunu ucuz tutup, ülke içindeki enflasyonu kontrol edebilir

·        Rekabetçi ürünlerin ithalatında ise döviz kurunu yüksek tutup ithalatı azaltabilir

·        Lüks ve nihai ürünlerin ithalatındaki döviz kurun yüksek tutabilirsiniz.

O ZAMAN

İhracatı artırıp, dış dengeyi artıya geçirmek için Sabit Kur rejimine geçerek dış ticarette sektör bağlamında çoklu kur sistemi uygulayacağız derseniz, bu bir yapısal reform ve ekonomik bir model olur.  Böylelikle matematiksel hesaplaması yapılarak sonuçları rahatlıkla öngörülebilir.

AYRICA

Yazdıklarımın hepsinin dış ticaret politikalarında yeri olduğunu ve hayal mahsulü olmadığını da ayrıca belirtmek isterim.

SONUÇ: Çin modelinin ön koşulu; Sabit Kur Rejimidir.