Ne çok şiir var sevdiğim, ne çok şiir kitabı. Ve ne çok şair severek, merakla okuduğum! Onlardan biridir Gökhan Arslan. “Babam Beni Niye Öldürdü” (1) adını verdiği kitabında sunduklarını bir yolculukta okumuştum. Ne çok yolculuktu o! Kendime, hepimize... Her dizesiyle derin, ince bir sızı bırakmıştı bende o yapıt. Hatırladıklarım vardı, benimle köşe kapmaca oynayanlar, anlattıklarımı bütünleyenler... Şimdi, “Tebeşir Bahçesi”nde (2) dolaşırken aklım yine o sızıya varıyor. Sevinçle kederi, umutla hüznü, kararlılıkla sakinliği bir arada yaşıyorum.

Dizeleri adım adım benim kılarak dolanırken yakın tarih içinde, “zaman; taşlardan hatıra yontan o büyük usta” dizesi karşıcı geliyor. Oysa ne güneşin haberi var bizim için her gün yeniden doğduğundan ne dünyanın haberi var bizim için döndüğünden... Zaman da öyle. Parçalara ayırıp sayıp dökmeyi; sıraları, dizgeleri hep biz uydurmuşuz. Ne ki “zaman”la yan yana, ondan habersiz biz de usta yontucular olup çıkmışız. Hayatın elinden koparıp aldığımız her “an”da, her “parça”da yeniden anlam kazanmış soluk alıp vermelerimiz.

Gabriel Garcia Marquez’in-yenigün

Sonra çağımızın büyük ustalarından Gabriel Garcia Marquez’in, “İnsanın yaşadığı değildir hayat, aslolan hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır.” (3) deyişindeki inceliği, derinliği düşünüyorum. Yüz yıla yaklaşan bir ömür için, “bir pencere açıldı, kapandı” bilgeliği, sonra “ıssız tarlalardan bir gece vakti geçme”ler bellekte hayat filminden kareler yaşatılmadan nasıl sergilenebilir?

***

İnsan hatırladıkları kadardır aslında. Ah, hatırlayıp anlattıkları kadar... Edebiyat, işte o sizi siz yapan anlara alıp götürür sizi. Ve her okuma, her okur o anlatıyı, öyküyü, şiiri yeniden kurar, var eder. Yalnızca edebiyat değil, bütün sanat yapıtları sizin yaşamınıza da bir yerden/ yerinden dokunur. Duyumsarsınız bunu o etkinliğin içindeyken, okurken... Derim ki okumaya durduklarınız böyle bir yolculuğun biletini tutuşturmuyorsa elinize, oyalanmayın o sayfalar arasında.

***

Bugün yılın son günü. Yarın yeni bir yıl! Öyle mi sahiden?

Onca yaşanan, geçip giden yılla birlikte kalır mı geride? Bir şeylerin, çoğumuza göre çok şeylerin geride kalmasını umarız. Dayanma, direnme, devam etme gücü de buradan gelir aslında. Ne kadar elesek ayıklasak, unutmak istediklerimiz de mutlu olduklarımızla at başı, gelir bizimle. “Anlatmak için hatırladıklarımız”ın yalnızca sevinçli anlardan oluştuğunu kim söyleyebilir ki! Şairin, “Acılarınıza önün, şiir oradadır!” (4) çığlığını duymanın da vaktidir. Hadi, bulup okuyun o şiiri. Eskittiğimiz, iler tutar yanı kalmayan yılı böyle uğurlayın. Hem yenisini de karşılamış olursunuz.

***

Şimdi bunları düşünüp sıralayınca şiir bahçemizden bir “Ah!” yükseldi:

Bir söyleşide Sedat Umran’a; yazıp çizdiklerine, şiirine, kitaplarına bir gönderme olsun hevesiyle, “Mutlu musunuz?” diye sorduklarında şair, tereddütsüz ve hüzün yüklü bir soruyla, yanıt vermişti:

- Mutlu olacak kadar kötü şair miyim?

Gelin bir de Refik Durbaş’a kulak verip öyle bağlayalım sözü:

“Hiçbir hüzne gitmek yok/ bu yaştan sonra/ anılarımdan başka// Ben beklerim kendimi...”

Hiçbir aksiliğin, aksaklığın, ağrının, kederin olmadığı yerde ne şiir dolaşır ne öykü ne anı... Şöyle demek sizin de içinizden geçiyor, bilirim: Şiir hiç yazılmasa... ya da edebiyata gereksinim olmayan bir çağa erişsek tez elden!

“Mutlu olmak varken”, insanın uğradığı haksızlığı, yoksunluğu, içine yuvarlandığı çaresizliği yazdığı için şairdir A. Kadir.

***

Mutluluğun ötesinde bir yerden doğsa da şiir/ edebiyat, onca acıya batmışlığına karşın insanı, hayatı, hepimizi söyler; direnci, kararlılığı diri tutar; dayanışmayı, umudu güne/ yarına taşır.

Anlatmak için hatırlayacaklarımızın çok olacağı; şiire, kitaplara, sanata daha geniş yerler açacağımız bir yıl olsa hevesiyle karalanmış satırlardır işte bunlar.

Hadi, gecikmeyin; o bir daha ele geçmez ülkeden, çocukluğunuzdan bu yana ne düşmüşse dağarcığınıza anlatın sırayla/ sırasız; anlatın önce kendinize.

Doğrudur; “ömür/ uzadıkça/ derinleşiyor/ hatıraları/ çektiğimiz/ kuyu”(5)ama inadına anlatın, anlatalım ki farkına varalım yaşadığımızın. Üst üste gelen salgınlardan yorgun düştüğümüz yerden elbette kalkacağız. Ne demişti Fethi Naci? “İnsan tükenmez!”


................................

1 - Babam Beni Niye Öldürdü, Gökhan Arslan, şiir, Yeniyazı Yayınları, 2011

2 - Tebeşir Bahçesi, Gökhan Arslan, şiir, İthaki Yayınları, Şubat 2021

3 - Anlatmak İçin Yaşamak, Gabriel Garcia Marquez, anı, Can Yayınları, 12. baskı: 2016

4 - Tuğrul Keskin

5 - Melih Elhan