07.10.2017, 23:06

Eleştirebilirsiniz…

Eleştirebilirsiniz…
 

Eleştirel yaklaşımlar belki bizi korkutur yeri geldiğinde.

Ancak çocuklarımıza eleştirmeyi ve eleştiri kabul etmeyi öğretebilmeliyiz.

Kendini dahi eleştirebilen, muhasebesini yapabilen ve örneklemeleri alabilen bir nesil değerlendirmeyi de en iyi şekilde yapabilir.

Araştırmasını öğrenebilir ve değişik bakış açılarını en iyi konuma koyabilir.

*

Çünkü zordur muhasebe yapmadan diğer bakış açılarını kabullenmek.

Siz çocuklarınıza eleştirmenin ve eleştirilmenin doğallığını öğretebilirseniz onlar emin olun ki değişik kaynaklara ulaşacaklardır.

Bu şekilde de bilgiye tam hâkim bir nesil oluşmuş olacak.

 

*

Şu anda tam tersi bir görünüm var.

Bilgiye hâkim ve istekli gençlik değil, verileni kabul eden bir gençlik var.

Bilgiye hâkim nesillere ulaşmanın yolu araştırmayı en iyi şekilde teşvik etmektir.

Her şeyi sorgular ve eleştirirseniz araştırmaya ve öğrenmeye açsınız demektir.

*

Sorgulamayan, sorgulayamayan insan tipi topluma nasıl faydalı olabilir ki?

Aksine fayda yerine zarar getirebilir.

Kayıtsız şartsız kabullenme ve sorgulamama bir gün gelir düşünmeyi tamamen durdurur.

*

Sonsuz itaat mi iyidir, yoksa gerçek itaat mi?

Gerçek itaat gerçekten, içten kabullenme ise, sonsuz itaat sadece sunulanı hemen almak ve tüketmektir.

Uyumun başı uyumsuzlukları da kabulden geçer bana göre. Sıkıntıları kabulden geçer.

Robotlaştırılarak yaşamaktan geçmez.

*


Çocuklarımız geleceğe köprümüz.

Güvensiz ve korkak, robot, tüketen bir nesil bağlarımızın kopması olur.

Hem aile, hem toplum, hem dünya, hem de gelecek bağlarımızın kopması olur.

Aile ve toplum arasında ki kuşak farklılığımız işte bu eleştirileri tam olarak birbirimize yaptığımızda ve bunu da kabullendiğimizde kapatılabilir.

*

 

Nesilleri şekillendirmek işi geçmiş kuşakların işi ise, güzellikleri alabilmek yeni nesillerin işidir.

Mutlaka sorgulayan, araştıran, aklını kullanan, fikrini bilen ve üretebilen, tüketimi en aza indiren nesil hepimizin kurtuluşu.

*

 

Duyguları küçümsemek mi, kabullenmek mi?

Şaka yapıyorsun değil mi? Ciddi olamazsın değil mi? Dediğimizde karşımızdakinin duygularını acaba hiçe mi sayıyoruz?

Veya karşımızdaki bir şey yaşadığında ‘o kadar kötü değil’, ‘o kadar kötü olamaz’, ‘sanki biraz abartıyorsun’, ‘aslında yorgun ve gerginsin, çok iyi düşünemiyorsun’ veya ‘iyi gününde değilsin’ gibi yargılarla yaklaştığımızda acaba onu küçümsüyor muyuz?

İşte eleştirebilme kabiliyeti burada ölçülüyor.

*

Her şekilde, hangi konu olursa olsun kelimelerimiz, ‘bu kadar üzülecek bir konu değil’ şeklinde sıralanıyorsa burada ufak bir sorun var demektir.

Veya üzülen kişiye, ‘bu kadar kendini harap etmeye değmez’, ‘boş ver gitsin, umursama, takma sakın kafana’ diyerek yardım ettiğimizi mi sanıyorsak burada yine sorun var demektir.

Gençleri bilinçli yapmak onları hayata hazırlamak ‘Umursama’ demekten geçmez.

Ve aslında o kişiye yardım ettiğimiz anlamına da gelmez.

‘Önemseme, ilgilenme’ demek karşımızdaki kişinin duygularını anlamıyoruz demektir.

*

Günümüz toplumunda sorunlara yaklaşım şekli maalesef bu gibi kelimeler ve ifadelerle sıkı fıkı.

Gerçekte sorunlara çözüm üretmek kolay değil gibi.

Değişim kolay değil gibi.

Aslında en önemlisi değişimleri kabullenmek kolay değil gibi.

Biz şekilleniyoruz her birimizle, her yanımızla, her duygumuzla.

Kolay gelsin.

 

 

Dip notlar;

Yeni sınav sistemi…

TEOG zamanında çok ele alındı, çok tartışıldı, şimdi de yeni sınav sistemi gündemde.

Sistemde sınav test olmayacak, açık uçlu soru sorulacak.

Üniversitelerde de sınavlar basitleştirilecek.

Hadi bakalım.

Çocuklarımız sınavdan sınava koşarken perişan oluyorlardı. Söylenen bu değişim ile başarı ve beceriye göre bilgi ölçülmesi gündemde.

Eğitim sistemimiz sınavdan ibaretti bu açıklamalara dek. Kendini ifade edebilen toplum yaratılmak isteniyorsa şayet bunca zamandır yapılan eziyet neydi?

Umarıma artık eğitim çilesi biter.
Ucu açık soruları, üniversiteye girişte tek sınav modelini, değişiklikleri bu sene uygulandığında birlikte göreceğiz.

Öğrenciler ve veliler üzerinde yıllardır oluşturulan stres ve para tuzakları umarım biter.

Ve sınava hazırlık kursu masrafları vs vs vatandaşın eline kalır.

Hal böyle olunca başka getirim kapılarının açılmamasını dilemekten başka da bir şey kalmıyor bize.

Yeni eğitim sistemin sorgusu uzun zaman sürecek gibi. Bu sorgu belki bizi daha iyi sistemlere götürebilir. Ancak gerçekten işi bilebilmek ve bilgiyi doğru verebilmek sanırım büyük önem taşıyor.

 

Sağlıklı kırtasiye

 

Kırtasiye sektöründe sağlıklı ürünlerin öneminin tartışıldığı bugünlerde, hala kalitesiz ürünlerin ortalarda gezmesi beni şaşırtıyor. Kuru boya, pastel boya, sulu boya, keçeli kalem, guaj boya, parmak boya, mum boya, yüz boyası ve resim defteri çeşitlerini bilirsiniz. Kullanılan malzemeler hakkında da belki bilgi sahibisiniz belki değilsiniz bilemem ama etraf ucuz ve kalitesiz, kansorejen maddelerle üretilmiş malzemelerle dolu.

Bu kötü malzemeler ile çocukların yüz yüze gelmesi üzücü. %100 yerli birçok firma var iken ülkemizde Çin menşeli birçok ucuz ve kanserojen madde içeren ürünler nasıl ülkemize gelebiliyor? Hangi koşullarda, nasıl maddeler ile yüz yüzeyiz? Üretimde kullanılan ağaç tabanlı ürünler için uygun koşullarda ağaçların kesildiğini biliyor muyuz? Kesilen ağaçların yerine mutlaka yenisinin dikildiğini bilebiliyor muyuz?

Ebeveynlerin sağlıklı kırtasiye ürünü arayışı aslında sağlıksız ürünlerin ülkemize gelişini kesebilir. Bu nedenle araştırmacı kimlik şart.

 

Mutlu kalın…

 

 

Fıkra;

Temel ile Dursun, İstanbul’da minibüsle Kadıköy’e gidiyorlarmış…

Şoför “Karaköy, Beşiktaş, Taksim” diyormuş.

Dursun sıkılmış ve Temel’e:

- Ula Temel, biz ne zaman ineceğuz?

- Çatlamasana ula, ismimiz okununca ineruk.

 

Günün sözü;

 “Hayatımızın büyük bir kısmını söylemek istediklerimizi söylemeden geçiriyoruz.”

Prison Break

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@