Alaybey'de bir zeytin ağacının altında Zühtü Işıl ve arkadaşları tarafından kurulan Karşıyaka Spor Külübü 109. yaşında... Türkiye'nin en büyük spor kulüplerinden olan, armasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından bizzat ay yıldızı taşıma hakkı verilen ilk ve tek kulüp. Spor kulübü diyoruz çünkü gerçek bir spor kulübü. Yelkenden, tenise, basketboldan voleybola, futboldan, eskrime.. Binlerce sporcuyu bünyesinde barındıran milyonları armasına aşık eden bir AŞK. Salon branşlarında işler tıkırında gidiyor. Kaf-Kaf'a tarihinde üç kupa kazandıran Ufuk Sarıca'nın yönettiği basketbol takımı ligde lider. Avrupa'da da arzu edilen kupaya ulaşmak için mücadele ediyor. Filede, milli takımda uzun yıllar görev yapan, sayısız başarılara imza atan Reşat Yazıcıoğulları'na emanet edildi. Bu sezon başında yepyeni bir kadro kurulan 'Zübeyde Hanımın Kızları' ligdeki 4 maçında toplam 2 set vererek liderlik koltuğunda bulunuyor. Yazıcıoğulları'nın talebeleri emin adımlarla Sultanlar Lig'ine doğru ilerliyor. Teniste, eskrim ve diğer branşlarda da her şey yolunda.

Gelelim kanayan yaraya. Dünyanın lokomotifi futbolda ise işler hiç iyi gitmiyor. Son üç sezonda iki kez Play-Off oynayan, birinde ise finalde penaltılarda ikinci ligi ıskalayan Kaf-Kaf altyapı patentli kadrosuyla gelecek için ışık saçıyordu. Beş sezondur geçmişteki borçlar nedeniyle transfer yasaklısı olan Karşıyaka, yeni sezon öncesi tahtayı açmak için tek yürek oldu. 'Zincirleri birlikte kırıyoruz' sloganıyla yola çıkıldı. Yönetimin önemli katkısı, taraftar ve camianın desteğiyle yaklaşık 16 milyon lira ödeme yapılarak transferin önü açıldı. Dört yıldır birlikte oynayan deneyimli kadroya yapılacak notka takviyelerle beklenen özlenen günlere dönülmesi için yürekleri heyecan sarmıştı.

Türkiye'nin en alt ligi olan 3. lig'de iki şampiyonluğu bulunan Cüneyt Biçer'e takım emanet edildi. Yapılan takviyeler, hocanın kendi oyunun planından taviz vermemesi sonucu yollar ayrıldı. Ardından üst lig patentli Ahmet Taşyürek görev getirildi. Ancak o da şuana kadar kanayan yaraya merhem olmadı.

Peki neden böyle oldu? Bu kadar yatırımın yapıldığı, maddi olarak futbola en büyük bütçenin ayrıldığı sezonda beklenen başarı neden gelmedi? Sezon başında yapılan yapılan transfer politikasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Türkiye'de kulüp ve teknik adamların arasındaki bağ pamuk ipliğine bağlı. Hocanın istediği oyuncular elbette alınacak ancak yönetimin de arzu ettiği isimleri kadroya katmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Sezon başında Karşıyaka altyapısında yetişen Timuçin Aşçıgil, Rıdvan Şimşek ve Necati Yılmaz gibi isimlerin veto edildiğini biliyorum. Bu gibi isimler şu an bu kadroda olsaydı geçtiğimiz günlerde oyundan çıkarken formayı yere atma vakaları ve sahada vurdumduymaz bir oyun olmayacağından adım gibi eminim.

Kulübe geldiği günden itibaren önemli işlere imza atan Turgay Büyükkarcı ne yazık ki futbolda arzu ettiği ivmeyi bir türlü yakalayamadı. Göreve geldiğinden beri basketbol ve voleyboldaki teknik kadrolarda istikrarı sağladı. Ne yazık ki futbolda teknik direktör konusunda bu başarıyı sağlayamadı. Bu sezonun da ilk çeyreği bitmeden ikinci teknik direktörü göreve getirdi. Turgay Büyükkarcı'nın futbolla ilgili aldığı kararlar ne yazık ki kulüpte başını ağrıtan tek konu. Karaköprü maçı sonrası soyunma odasına inip yaptığı konuşma ise devre arasında da takviye yapılacağının işareti. Zaten göreve yeni gelen teknik direktör Ahmet Taşyürek de kadronun yanlış kurulduğuna dair demeçler vermişti. Tahtayı açmak için yaklaşık 16 milyon lira harcayan Büyükkarcı, devre arasında da en az 4-5 milyonu gözden çıkardı demektir. Umarım ikinci yarı yapılacak takviyeler yerinde yapılır ve 2. lig treni bu sefer kaçmaz. Sonuç olarak tribünlerde ise aynı nakarat: 'Ellerin talihi durmadan gülmüş, bizimse gülümüz açmadan solmuş geriye kahırdan başka ne kalmış bir kere yüzümüz gülmedi bizim.'