3 ocak 2022’de, geçtiğimiz aralık ayının ve 2021 yılının enflasyon rakamları açıklandı. Aylık tüketici enflasyonu yüzde 13,58, yılık enflasyon yüzde 36,08 oldu. Bağımsız araştırmacılardan oluşan ENAG (Enflasyon Araştırma Grubu) ise aylık enflasyonu yüzde 19,35, yıllık enflasyonu yüzde 82,81 olarak açıkladı. Yine TÜİK’e göre üretici fiyatları yüzde 79,89 arttı. Rakamlardan kafanız döndü biliyorum. Hem rakamların büyüklüğü hem de halkın hissettiğinden farklı olması ürkütücü. Son 19 yılın en yüksek enflasyon rakamlarıyla karşı karşıyayız.
Enflasyon canavarı bırakın hortlamayı zirve yaptı. Biz bu zirveyi hiç sevmedik. Ülkemiz bu konuda dünya 8'incisi. Venezualla dünya şampiyonu. Onu Sudan, Lübnan, Suriye, Surinam, Zimbabve ve Arjantin takip ediyor. Ülkemizde üretici ve tüketici fiyat artışları arasında büyük bir fark oluşmuş durumda. Üretici, ben zararına satış yaparım demeyeceğine göre enflasyonda bu zirve daha kalıcı hale gelecek gibi. Kaldı ki yılbaşı müjdesi olarak evlerimize gelen enerji fiyatlarındaki artış önümüzdeki dönem tüketici fiyatlarına yansıyacak. Ne oldu da buralara geldik?
Fiyatlardaki sürekli artışa yanlış teşhis koyduk. Bu teşhisin adı: Faiz sebep, enflasyon sonuç. Yanlış teşhis, yanlış tedavi uygulanmasına neden oldu. Neydi hastalığa çare olarak üretilen çözüm; faizleri indir, döviz kurunun yükselmesine izin ver, ithalat azalsın, ihracat artsın, dış ödemeler dengesi fazla versin, enflasyon düşsün, halk refaha ulaşsın.
Dünya iktisat tarihinde çok dehalar, önemli insanlar geldi geçti:
1. Adam Smith, 1723–1790
2. John Maynard Keynes, 1883–1946
3. Karl Marx, 1818–1883
4. Milton Friedman, 1912–2006
5. Thomas Malthus, 1766–1834
6. Friedrich List, 1789–1846.
7. Irving Fisher, 1867–1947
8. Friedrich Hayek, 1899–1992. Ve daha niceleri...

Genel ekonomik kuramları belirleyenler bu insanlar olduğu gibi, devamında binlerce iktisatçı yetişmiş ve hepsi bu temel kuramlarda hemfikir olmuşlar. Tüm gelişmiş ülkeler bu kurallara uygun olarak ülkelerinin ekonomilerini yönetmiş, başarıya ulaşmışlar. Ekonomik uygulamalardaki finansal araçlar ve bunların kurallara uygun uygulamalarının olmazsa olmazı üretime dayalı ekonomi olmuştur. Üretmeyen bir ülkenin ekonomisi gelişemez ve halkına refah yaratamaz. Enflasyonla büyüyen ülkelerde zengin daha zengin, yoksul daha yoksul olur. Unutulmasın, enflasyon en acımasız vergidir.
Gelelim ülkemize ve son dönemdeki ekonomik kararlar ve uygulamalara:
Ekonomi biliminin tam aksine bir hipotezle yola çıkılıp, reel getiri (enflasyon üstü faiz geliri) sağlamayan faiz kararları alınmış, faizler enflasyonun çok altında bir değere indirilmiştir. Bugün ülkemizde politika faizi enflasyon oranının 22 puan altında. Merkez Bankası piyasaya yüzde 14’ten borç verirken, Hazine yüzde 24’ten borçlanıyor. Bu ne yaman çelişki. Piyasa faizleri de aynı şekilde artmaya devam etti. Ticari kredi faizleri yüzde 26 bandında. Yani piyasada faizin düşmesi söz konusu değil.
  Ekonomi yönetimi, tezlerinin doğru olmadığını uygulamalarının sonucu olarak gördü. Ancak bu sonucu politik olarak görmezden gelmeyi tercih etti. İzlenen ekonomi politikası kısa bir sürede ülke ekonomisine çok büyük zarar vermiş, halk enflasyon altında ezilmiştir. Yanlış politikalardan alenen dönüş yapmak, yani faizleri artırmak yerine kur korumalı mevduat hesabı uygulaması (örtülü faiz artışı) getirilmiştir. Altı taban faizi üstü belirsiz bir tavan. Dönüş politikasının rağbet görüp görmeyeceğine kısa sürede hep birlikte tanık olacağız.
Piyasaların, rasyonel olarak döviz düşüşü kadar hızlı bir tepki vermesi gerekirken bu olmadı. Sonuçta beklenen olmamış, döviz tevdiat hesapları çok çözülmemiş, piyasalar istikrar kazanmamış çünkü güven unsuru yok oldu. Sayın Hazine ve Maliye Bakanı'nın da ifade ettiği gibi ekonomide güven en önemli faktördür. Bir kere kaybedilirse yeniden kazanmak çok zor olur.