06.12.2013, 22:00

Engelli çilesi...

3 Aralık ‘Dünya Engelliler Günü’ydü...¶

Unutmadık sizi...

Bildiğiniz gibi İzmir’de kentin ana arterlerinde görme engelliler için özel yollar yapılmıştı.

Ancak kenttimizde maalesef her kaldırım işgal edildiği gibi bu özel yollar, oluşturulan kılavuz çizgiler de işgal edilmiş durumda.

Hatta düzenlenen 'Uluslararası Engelsiz İzmir Kongresi'nde de bu konu ele alındı, alınıyor.

Bu işgallerin nedeni bilinçsizlik... Tabi ki sadece idari kademelere yüklenemez.

Ülkemizde ve kentimizde atlanan, unutulan bir gerçek var ne yazık ki...

Bu gerçek ise "Engelli bireylerin yok sayılması ve onlara yaşam hakkı tanınmaması...

Uzun yıllar engelli dernekleri bu konuda büyük mücadeleler verdi.

Artık duyarlı olma zamanı geldi demiştik ve görme engelliler için oluşturulan kılavuz kabartmaların güzel bir başlangıç sağlayacağını düşünmüştük.

Sonra birde baktık ki engelli rampaları üzerinde arabalar var.

Kısaca, kabartmalar üzerine park eden mi ararsın, masa sandalye atan mı ararsın...

Nasıl bir görmemezlik...

Nasıl bir mazeretler zinciri...

Bizzat kendi gözlerimle gördüm bu vurdumduymazlığı, umursamazlığı...

Peki, ne yapılmalı?

Öncelikle sorumluluğu paylaşmalıyız.

Kolaya kaçmamalıyız.

Engellilere yönelik farkındalığı artırmalıyız.

 

*

Teknoloji çağında hala engellileri konuşuyor olmamız aslında şaşırtıcı...

Adına uygarlık, modernlik dediğimiz bu şehir modellerine bu yakışmıyor.

Kentsel değişim, sadece bina, park yapmak değildir.

Çözümleri kalıcı hale getirmeliyiz.

Lütfen kentsel dönüşüm yapılırken engelliler unutulmasın.

Bu bir zorunluluktur.

Yaşama hakkıdır.

Mithatpaşa Caddesi’nden geçen otobüsler engelli vatandaşlar için uygun iken, şehrin uzak, ücra köşesinde yaşayan vatandaşların engelli olabileceği nedense unutulduğundan eski tip otobüslerin hizmet vermesi düşündürücüdür.

Hoş, tamamen bir anda her şeyin, her köşenin, her yolun, her otobüsün yenilenmesi beklenemez.

Ancak çaba sarf edilebilir.

Bu konuda yerel yönetimler ve tüm diğer sektörler gibi, vatandaşımızdan da anlayış ve özen bekliyoruz...

Engelli bireyler yaşamlarını hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan sürdürebilmeli...

Her proje hayata geçirildiğinde desteklenmeli, bakış açıları değişmeli...

‘Nasıl bu insanları evden çıkarabiliriz’,'Nasıl bu insanların çalışabileceği işler oluşturabiliriz', diye düşünülmeye başlandı ve bunun da devamı gelmeli...

Unutmayalım ki; ülkemizde ki engelli oranı yüzde 12.1

Hiç az değil...

 

İzmir önder olmalı...

Türkiye'de ilk kez İzmir'de, Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Engelsiz İzmir Kongresi’nde engellilerin kent içinde yaşadıkları sorunlar ve çözüm önerileri ele alındı.

Sunumlar yapıldı. Engelsiz İzmir Stratejik Planı hazırlandı.

Güzel gelişme bunlar...

Ayrıca Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı ‘Engelsizmir’ projesini kapsamında İzmir'de binalarındaki, işyerlerindeki engelleri kaldıranlara kırmızı bayrak verilmesi için standart oluşturulması istenmesi ise çok güzel...

‘Engelsiz bir İzmir’, engelsiz bir ‘Türkiye’ için örnek olabilir.

 

Dip notlar;

Atılım...

Beşinci İzmir İktisat Kongresi'nde bir konuşma yapıldı.

Bilinen bir konuşma...

Türkiye'nin son dönemlerdeki atılımları...

Atılımlarda şu da var: Suriyeli mültecilere 2 milyar dolar harcanması...

Kısaca Suriye'den bize göç eden 600 bin insana hizmet veriyoruz.

2 milyar dolar ile...

 

Pazarlıkçı olduk...

Ülkeler görüşüyor...

Toplantı üstünde toplantılar, görüşmeler üstüne görüşmeler yapılıyor...

Pazarlıklar, istekler, süreçler süreçler...

Nedir bu?

Nedir bu süreçler...

‘Doğa’dan söz ediyorum...

‘Doğa’nın tahribatından söz ediyorum...

‘Küresel iklim değişikliği’nden söz ediyorum...

Var olan anlaşmalar, yani göz ardı edilen anlaşmalar var...

İnsanoğlu doğamız ile büyük bir pazarlık içinde...

Oysa doğa ile ‘yaptım, ettim sende yap’ konuşması yapılır mı?

Doğayla pazarlık yapamazsınız, ancak tam tersi bir inatla pazarlık aşamasındayız...

Üstelikte bıkmadan...

Çevreciler, çevreci söylemciler zor bir süreç yaşıyor...

Velhasıl zor meslek...

Özellikle pazarlık yapan zihniyetlerle uğraşmak daha bir zor...

 

Fıkra;

Lazın eczanesine eli silahlı, yüzü kadın çoraplı iki soyguncu girmiş ve ellerindeki silahı

Laza doğrultup:
- Çabuk kasadaki her şeyi ver!
- Özür dilerim, reçetesiz hiçbir şey vermiyoruz.

 

Günün sözü; Bir devletin yıkılışıyla birlikte yasaları da çoğalır. Tacitus

 

 

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@