Av. Ahmet Tamer'in 3 Ağustos 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

"Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra, kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım."

            Bu ifadeler, düşüncelerinden vazgeçmesi ve sonsuz evren görüşünün din sapkınlığı olduğunu kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylenen ama gördüğü bütün işkencelere karşın, görüşlerinden taviz vermeyip Engizisyon mahkemesince öldürülmesine karar verilen ve 1600 yılının Şubat ayında, Roma'da Campo de' Fiori Meydanı’nda diri diri yakılarak öldürülen  İtalyan filozof, rahip, gökbilimci Giordano Bruno'ya ait.

            Bruno ölmeden önce  "Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar." demişti.

            Aslında Tanrı inancı olan bir filozof ve din adamı olmasına rağmen katledilmişti. Dönemin Engizisyon mahkemeler, Tanrı'nın ismini kullanarak  milyonlarca insanı katlederken Tanrı adına kararlar alıp uyguluyorlardı. Hiç pişman olmadılar,  hiç rahatsızlık duymadılar ve hiç sorgulanmadılar... Yüzyıllar boyunca sorumluluğu Tanrı'ya atmak ne kadar kolay olmuş, değil mi???

            Gerçi şeytan bile Allah'ı sorumlu tutmadı mı? A'raf suresinde  Allah’ın adı ile ilk kandıran ve işlediği suçlardan ilk olarak Allah’ı sorumlu tutan kişi Şeytan değil miydi?

            Irak’ı işgal eden Amerika’nın, o zamanki başkanı bunu Tanrı'dan aldığı vahiyle yaptığını söylememiş miydi?

            İçişleri Bakanı Soylu’nun, “Sadece bizim yaptıklarımıza bakmayın. Biz kendimiz yapmıyoruz. Biz inanıyoruz ki bize yaptıran Allah’tır” açıklaması hala hafızalarda değil mi?

            'Şüphe yok ki fiyatları tayin eden, darlık ve bolluk veren, rızıklandıran ancak Allah’tır' fetvası da halen  gündemde değil mi?

            Yapılanlara,  başımıza gelenlere sebep olanların hiç bir sorumluluk almadığı, ne güzel(!) bir dünya değil mi? Peki ya öteki dünya???

            Eyyyyy  “Allah adına” hareket ettiğini düşünen zalimler ve gafiller;

-Allah yolunda daha fazla gayret göstermeniz size Allah adına hareket etme yetkisini hiç verir mi?

-Namazını kılmakla, ibadetini yapmakla kişi kendisini İslam'la özdeşleştirebilir mi?

-Özdeşleştirip kendisinden farklı düşünenleri İslam'a aykırı sayabilir mi?

-Kur'an’da yeri olmayan bir konuda ya da tüm İslam aleminin  ittifak etmediği bir olayda Allah'ın hükmü budur, denilebilir mi?

-Ümmet niye perişan ve dağınık, sebebi ise ortada değil mi?

Ya Allah rızası için çabalayanlar... Allah'ın rızasını esas alan ne yapsın başkasının amelini...

Öz cümle ve nihayet; halen Konya milletvekili olan Doç. Dr. Abdüllatif Şener'in hu haftaki cümlelerinden gelsin;

            'Zweig'ı okumadan önce, engizisyon yalnızca Katolik dünyanın ürünü sanırdım. Calvin de katolik ruhbanlardan geri kalmamış. Aslında hangi din ve mezhep olduğu fark etmiyor. Din, birilerinin hakimiyet ve sömürü aracına dönüştüğünde engizisyon başlıyor. Yalan ve iftiralar eşliğinde...'