27.12.2016, 07:40

Enterotoksemiye karşı yeni doğanların aşılanması

Clostridium perfringens, tüm sağlıklı hayvanların bağırsaklarında ve toprakta yaygın bir şekilde bulunan bir ajandır. Cl. Perfringens pek çok endotoksin salgılamaktadır.Bunlar arasında olan Clostridium perfringens Tip C ve Tip D toksinleri en çok ruminantlarda sorun yaratmaktadır.  Ruminantlardaki endotoksik enfeksiyonların mekanizması tam olarak belirlenmemiştir. Sığırlardaki bu klinik vakaya "Entorotoksemi" denmektedir. Bu durum, rutin laboratuvar desteği olmadan ani ölüm ile teşhis edilmektedir. Buna rağmen, yapılan laboratuar testleri çoğunlukla şüpheli veya kafa karıştırıcıdır. Çünkü bu mikroorganizma ölü hayvanların hastalıklı, normal olmayan dokularından izole edildiği gibi çoğunlukla normal, hastalıklı olmayan dokulardan da izole edilmektedir.

Cl. perfringens'e karşı bağışıklık; bakterinin kendisine ve çeşitli endotoksinlerine karşı, hem lokal, bağırsaklara bağlı mukozal bağışıklık hem de sistemik bağışıklık şeklinde meydana gelmektedir. Cl. perfringens Tip C ve Tip D aşıları, tam bakteri hücrelerinden üretilmiş bakterinler ile toksoidlerden meydana gelmiş kombinasyonlar halinde veya sadece toksoid halde olabilirler. Lokal, bağırsağa bağlı mukozal bağışıklık, bağırsak içersindeki mikroorganizmayı nötralize ederek bir koruma temin ederken, anneden alınan maternal immünoglobulinler ise toksemilere karşı koruma sağlamaktadır.  İntestinal immünite (bağırsaktaki bağışıklık) kolostrumdaki antikorlar tarafından sağlanmakta olup genç ruminantların sistemik bağışıklıkları gelişene kadar korunmasını temin etmektedir. Sistemik bağışıklık ise, yukarda bahsedilen tipte aşıların parenteral yolla uygulanması sonucunda geliştirilmektedir.

Neonatal ruminantların bağışıklık sistemi, anneden alacakları kolostruma bağlı olduğu için, doğduktan sonra fonksiyonel olarak kabul edilmez. Yeni doğan buzağıların korunması, kendi bağışıklık sistemleri gelişip fonksiyon görmeye başlayana kadar kolostrumdan alacakları immünoglobülinlere bağlı olmaktadır. Annenin (gebe ineğin) aşılanması ile kolostrum kalitesinin arttırılabileceği, yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Buna bağlı olarak, gebe ineklerin doğumdan önce aşılanmaları, standart bir uygulama olarak kabul görmektedir. Gebe ineklerin rutin bir şekilde aşılanmasına rağmen Clostridium perfringens Tip C ve Tip D endotoksemisi bir kaygı olmaya devam etmektedir.

1980'li yıllarda, Iowa State Üniversitesi'nden Prof. Roth, yaptığı çalışmada kolostrum alsın almasın, yeni doğan buzağıların fonksiyonel bir immün sistemi olduğunu göstermiştir. Prof. Roth, bunu ortaya koyarken in vitro'da bir bağışıklık yanıtı oluşmadığını, ancak daha sonra yaptığı viral çalenç çalışmasında buzağıların virülent çalence karşı korunduğunu bildirmiştir. Bu bulguya bağlı olarak, yeni doğmuş buzağılara Clostridium perfringens C ve D aşılarının uygulanmasına başlanmıştır. Bu çalışmayı takip eden VIDO (Vaccine and Infectious Disease Organization/Aşı ve Bulaşıcı Hastalık Örgütü) araştırma grubu ve diğerleri, ruminantların rahim içinde (en utero) pek çok antijene yanıt verme yetisinde olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgu da yine in-vitroda immün yanıt bulgusu olmadan gösterilmiş olup, buzağıların erken aşılanmasının kıymeti, daha sonraki dönemde enfeksiyöz hastalıklara karşı korunmaları ile ortaya konmuştur. Buna rağmen, Cl perfringens Tip C ve Tip D'ye karşı aşılamanın kıymetinin gösterilmesi ile ilgili özel bir araştırma henüz mevcut değildir.

Clostridium perfringens Tip C ve Tip D bivalan aşıların bulunması çoğunlukla mümkün olmamaktadır. Bu tip aşıların pek çoğu 7 ve 8 farklı Clostridial antijenle kombine halde üretilmekte olup, çoğunlukla da çok pahalı olmaktadır. Ruminantlardaki diğer Clostridial hastalıkların da sığır endüstrisinde belirgin kayıplara yol açması nedeniyle, bu tip 7'li veya 8'li clostridial aşıların yeni doğan buzağılarda kullanılması, akılcı bir uygulama olarak sürdürülmektedir.  Hemen hemen her koşulda, buzağıların sütten kesme zamanında tekrar aşılanmaları gerekmektedir.  Söz konusu bu hastalıklardan korunmak için, aşılamalar yaşam boyu yıllık olarak tekrarlanmalıdır.

(Kaynak: Veteriner Hekim James England, Idaho Üniversitesi)

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@