AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki toplantı yaklaşık 2 saat 30 dakika süren toplantının ardından Erdoğan, açıklamalarda bulundu.

Enflasyon ile ilgili açıklamalarda bulunan Erdoğan, "Enflasyon bir sorun mudur? Evet, bir sorundur. Ama Türkiye'nin sorunlarının asıl sebebi tek başına bu başlık mıdır? Kesinlikle değildir" dedi.

"Bu iktidar faizi artırmayacak" diyen Erdoğan, "Tam aksine biz, faizi düşürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

3600 ek gösterge ile ilgili açıklamalarda bulunan Erdoğan, "Kamu çalışanları lehine bir fedakarlıkta bulunarak, tüm memurlarımızın ek göstergelerinde 600 puanlık bir yükseltmeye gitmeyi kararlaştırdık" diye konuştu.

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Siyasi ve ekonomik olarak kendi yolumuzu çizmeye her teşebbüs edişimizde kendimizi darbelerin, istikrarsızlıkların, krizlerin içinde bulduk. Büyük demokrasi ve kalkınma hamlesi sayesinde nihayet kendi hedef ve vizyonunu belirleyip, uygulayabileceği iklime kavuştuk.

Türkiye artık siyasi ve güvenlik önceliklerini bizzat kendisi tayin eden, uygulayabilen bağımsız bir ülkedir. Kendi ekonomik ve sosyal programlarını hayata geçirebilen güçlü bir ülkedir. Medeniyet ve tarih birikiminin farkına varmış, bunun gerektirdiği insani duruşu her alanda ortaya koyabilen bir ülkedir.

Geçtiğimiz hafta BM'de ülkemizin uluslararası alandaki resmi adını Turkey'den Türkiye'ye çevirmiş olmamız da işte bu yeni dönemin sembollerinden biridir. Kurum ve kuruluşlarımız, vatandaşlarımız göğüslerini gererek ülkelerin adını Türkiye olarak ifade edebileceklerdir.

Bugün Kabine toplantımızda bu kararı da aldık. Nitekim BM'de de bu yazışma gündeme tamamıyla girmiş durumdadır. Düne kadar bize yapamazsınız dedikleri ne varsa hepsini yaptık, yapmayı sürdürüyoruz.

"MİLLETİM GÖNLÜNÜ FERAH TUTSUN"

Sınır ötesi harekatlarımızdan NATO içindeki tartışmalara, küresel krizlere karşı tutumlarımızdan her alanda bu idrak noksanlığını görmek mümkündür. Biz neyi, niçin, nasıl yaptığımızı biliyoruz. Nereden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi biliyorum. Milletim müsterih olsun, gönlünü ferah tutsun. Parlak bir gelecek bizi bekliyor.

"İKLİM KANUNU'NUN HAZIRLIKLARINA BAŞLADIK"

Paris İklim Anlaşması'na taraf olurken daha adil bir dünya için, mazlum ve mağdurların haklarını koruyacak perspektifle hareket ettik. 2053 vizyonumuzun merkezine iklim değişikliğiyle mücadele programımızı yerleştirdik. İklim Kanunu'nun hazırlıklarına başladık. Enerjiden güneşten, rüzgara yenilenebilir kaynaklara yatırımları daha da arttırıyoruz.

Temiz ulaşım ağını genişletiyor, demiryolu ve denizyolu taşımacılığını teşvik ediyoruz. Atık yönetiminde sıfır atık seferberliği ile geri kazanım olayını yüzde 60'lara çıkarmayı planlıyoruz. Ormanları genişleterek yeşil koridorları arttırarak tabiat temelli çözümlerle karbon dengesini sağlıyoruz.

ENFLASYON AÇIKLAMASI

Türkiye'nin geldiği yol özellikle bunu yol ayrımı olarak kabul edecek olursak ekonomi programı olmuştur. Bütün dünyaları faiz, enflasyon, kur ilişkisinden ibaret olan kesin inançlılar, ülkemizin yatırım, istihdam, üretim, ihracat cari fazla yoluyla büyüme stratejisini anlamaya bile çalışmamıştır. Enflasyon bir sorun mudur? Evet, bir sorundur. Ama Türkiye'nin sorunlarının asıl sebebi tek başına bu başlık mıdır? Kesinlikle değildir. Eğer öyle olsaydı geçmişte çok kez uygulanan enflasyon merkezli ekonomi programları ile sorun çözülmüş olurdu.

Türkiye ekonomisini belli çizginin üzerine çıkartmayarak yüksek faizle yıllarımız heba edilmiştir. Bu kısır döngünün ilk adımı enflasyonun tanımı ile başlıyor. Batının ekonomi mecralarına göbek bağıyla tabi olanlara göre enflasyon insanların ve kamunun aşırı tüketiminden kaynaklanıyor.

Tüketimi azaltıp, fiyatları düşürmek olarak düşünülüyor. Burada kazanan kim? Tuzu kuru bir kesim. Dışarıdan gelen sıcak para sahibi onlar. Ucuzlaya döviz sebebiyle ülkeyi yabancı tüketim ürünlerin pazarı haline getiren ithalatçıları unutmamak lazım. Peki kaybeden kim? İşsiz ve aşsız kalan, umutları törpülenen milyonlar.

Bizim ülkemizde teknik anlamda enflasyon değil fiili bir hayat pahalılığı sorunu vardır. Yaşananlara enflasyon diyebilmemiz için kamunun harcama disiplininin kaybolması demektir. 19 yıldır üzerinde hassasiyet gösterdiğimiz konu bütçe sistemidir.

Bizim dönemimizde hem evi hem arabası olan kişi sayısı yaklaşık 3 kat arttı. Vatandaşlarımızın borçları da özel sektörümüzün borçları da milli gelirle oranlanarak diğer ülkelerle karşılaştırıldığında çok düşük seviyelerde. Faizi artırarak zengini daha zengin fakiri daha fakir yapacak emperyalist finans kurumlarının dayatması ekonomi reçetelerini bir kenara bıraktık. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyüme esaslı ekonomi programımızı uygulamaya başladık.

Bu programla insanlarımızın canını yakan, hayatını zorlaştıran fiyat artışlarını nasıl engelleyeceğiz? Normal şartlarda üretim azlığı, talep fazlalığı sebebiyle fiyat artışları ortaya çıkar. Bizde talep kaynaklı fiyat artışından söz edilemez. Üretim tarafında üstesinden gelinemeyecek herhangi bir sıkıntıyla karşı karşıya değiliz.

Sorunun bir tarafında vatandaşlarımızın bir kısmının tasarruflarını hala döviz cinsinden yapmaktaki ısrarı var. Diğer tarafta büyüyen ekonomimizin gerektirdiği ithal ve küresel ağların ortaya çıkardığı döviz talebi var. Bunun için vatandaşlarımıza kur korumalı mevduat gibi, konut kredisi gibi, tasarruflarını kendi paramıza kaydıracak alternatifler sunuyoruz.

FAİZ MESAJI

İhracatı teşvik ederek, turizmi destekleyerek ülkemize döviz girişini hızlandıracak yeni yöntemler geliştiriyoruz. İhracatlarımız her ay rekor kırarak kendilerine olan güvenimizi boşa çıkarmıyorlar. Enerji fiyatlarındaki fahiş artışların ithalatımızdaki bozulmayı bir kenara bıraktığımızda cari fazlaya geçtiğimizi söyleyebiliriz.

Gelişmiş ülkelerinin tamamında ödemeler dengesinde ağır sancılar yaşanırken biz hepsinden daha iyi durumundayız. Bu ülkelerin merkez bankası bilançoları neredeyse milli gelirlerin yüzde 40'ına dayandı. Kimse bizden şunu beklemesin; Bu iktidar faizi artırmayacaktır. Tam aksine biz, faizi düşürmeye devam edeceğiz. Benim derdim bu ülkede yatırımcı birinci derecede kamu bankalarıyla buna eğer özel sektör bankaları da dahil olursa düşük faizle sağladığı krediyle yatırıma gitsin.

Bununla istihdam sağlayalım, üretimi, ihracatı arttıralım ve bununla büyümeyi sağlayalım. Bu oldukça işsizlik de daha da azalacaktır. Çin ve Japonya'nın parasal genişlemeye, faiz indirime gitmelerinin paralarına bilinçli olarak değer kaybettirmelerin sebebi bu fırtınadan kaçma çabasıdır.

Fiyatları izahı mümkün olmayan bir şekilde artan ürünlerinin üretimlerini teşvik ederek, tedarikini kolaylaştırararak stokçuların oyununu bozacağız. Ekonomik istikrar ile finansal istikrar konusunda ciddi bir sıkıntımız bulunmuyor. Fiyat istikrarını aldığımız tedbirlerin yanısıra cari fazlayı arttırarak sağlamayı planlıyoruz.

3600 EK GÖSTERGE DÜZENLEMESİ

Kamu çalışanları lehine bir fedakarlıkta bulunarak, tüm memurlarımızın ek göstergelerinde 600 puanlık bir yükseltmeye gitmeyi kararlaştırdık.

Yardımcı hizmetler sınıfındakiler dahil, ülkemizdeki 5,3 milyon kamu görevlimizin tamamı, önümüzdeki yılbaşından itibaren bu düzenlemeden yararlanacaktır.

Sedat Peker Demirören dosyasını açtı! Şok açıklamalar Sedat Peker Demirören dosyasını açtı! Şok açıklamalar

Genel müdür yardımcılarının ek göstergeleri 3 bin 600'den 4 bin 400'e, şube müdürü, ilçe müdürü seviyesindeki yöneticilerin 2 bin 200'den 3 bine çıkacak."

Ek gösterge ile memur maaşlarında küçük artış olsa da emekli ikramiye ve maaşlarında ciddi kazanımlar getiriyor. Ek göstergesi 3600'e çıkan 30 yıllık memurun emekli aylığı 1234 ile 1391 lira arasında, emekli ikramiyesi de 44 bin ile 50 bin 150 lira arasında artacaktır. Düzenlemenin yürürlüğe gireceği yılbaşına göre çok daha yüksek seviyelerde gerçekleşecektir. Kamu görevlilerin maaşlarına da yansıtılacaktır. Mülki idare amirleri başta olmak üzere özlük haklarıyla ilgili makas iyileştirici düzenleme ile gerçekleştireceğiz. Ek göstergenin hayırlı olmasını diliyorum.

6.yargı paketi 24 maddeden oluşuyor ve toplam 10 kanunda değişiklik yapılıyor. Hakim ve savcı yardımcılığı sistemi getirilerek 3 yıllık temel eğitim verilerek bu unvanların kazanılması öngörülüyor. Dünyada ve ülkemize yaşanan gelişmeler hukuki sorunlar ile önemli noktada ciddi değişimler getiriyor. Hakim ve savcılarımızın en iyi eğitimleri alarak kıdemli meslektaşları tarafından yetiştirilerek göreve hazırlanmaları hedefleniyor. 3 meslek içi eğitim programına katılma şartı getirilerek yargının insan kaynağı güçlendiriliyor. Noter atamalarının hızlandırılması, tapu siciline şerh koyma ve taşınmaz satışı yapma hususları yer alıyor. TCK fiyatları etkileme suçuna verilen alt ve üst sınırları yükseltilerek stokçuluğun azaltılmasına katkıda bulunuyor.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak kapsamında enerji verimliliğine büyük önem veriyoruz. Ülkemizdeki yapı stoğunun büyük kısmının yalıtımsız olması gereğinden fazla enerji kullanımına yol açıyor. Yalıtım için yeni çalışma başlatıyoruz. Binaların yalıtım çalışmasında kullanılmak üzere daire başına 50 bin lira 60 ay vadeli 0,99 faizle kredi imkanı getiriyoruz. Hem aile bütçesine hem devlet bütçesine olumlu katkısı olacağına inandığım bu paketle ilgili detaylar ilgili bakanlıklar tarafından kamuoyuna açıklanacak.

Sosyal yardımlar konusunda müjde vermek istiyorum. Bu yıl sosyal yardım bütçemizi ek programlarla güçlendiriyoruz. Bu kapsamda aile desteği ile ekonomik anlamda dezavantajlı ailelere yönelik 15 milyar liralık yeni paketi devreye alıyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anaokuluna çocuklarını kaydettiren aileler için destek programı oluşturduk. Son bir yılda sosyal yardımlaşmadan yararlanan aileler çocuklarını okullara kaydettirebilecektir."